Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1906 E. 2022/6293 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1906
KARAR NO : 2022/6293
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.10.2017 tarih ve 2016/1154 E- 2017/860 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.12.2020 tarih ve 2018/349 E- 2020/2322 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin tekstil işi ile uğraştıklarını ve Daima Tekstil’in de yetkilileri olduklarını, davalılarında tekstil işi ile uğraştığını, davacı müvekkillerinin davalı şirketten kumaş sipariş ettiğini ve kumaş piyasasında çok yaygın olduğu üzere davalı tarafından müvekkillerinden teminat istendiğini, sipariş edilen kumaşlara teminat olmak üzere istirdatı istenen 30/06/2016 tarihli 100.000 USD bedelli ve 30/9/2016 tarihli 100.000 USD bedelli senetlerin teminat olarak verildiğini, kumaş alım satım işleminin gerçekleştiğini müvekkillerinin söz verdikleri kumaşları davalıdan aldıklarını ancak verilen teminat senetlerinin taraflarına iade edilmediğini ayrıca icra takibine konu edildiğini belirterek senetlerin istirdatına ve borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; Daima Tekstil’in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını çünkü icra takibine konu kambiyo senetlerinin alacaklısının …, borçlularının … ve … olduğunu, davalılardan Budaklar Tekstilin ise borç ilişkisi bulunmaması nedeniyle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, esas iddia yönünden ise davacının iddiasının kesin delille ispatlaması gerektiğini, davacıların müvekkilinden kumaş aldıklarını ancak karşılığında müşteri çekleri verdiklerini, davaya konu bonoların bu ticari alışveriş ile ilgisinin bulunmadığını, davacı şahısların bu ticari ilişkiden bağımsız olarak müvekkilinden elden borç para aldıklarını, senetler incelendiğinde ihdas nedeninin nakden yazılı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; senette … ve …’in borçlu, …’ın ise lehdar konumunda olduğu, senette keşideci, ciranta, lehtar konumunda olmayan Daima Tekstil’in davacı sıfatı, Budaklar Tekstilin ise davalı sıfatının bulunmadığı, senetler üzerinde bedelinin nakden ahzolunduğuna ilişkin kayıt olup, davalı tarafın, davacı şahıslara borç para verdiğini iddia ettiği, bu iddianın senet metni üzerindeki nakden ibaresi ile uyumlu olduğu, davacı şahısların ise senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiği, senet metnini talil eden davacının bu iddialarını kesin delil ile ispatlamak zorunda olduğu, ancak yazılı delilin davacılar tarafından dosyaya sunulmadığı, yemin deliline de açıkça dayanmadıkları görüldüğünden, karşı tarafa yemin de teklif edilmediği gerekçesiyle; Daima Tekstil … Ltd. Şti.’nin açtığı davanın aktif husumet yokluğundan, Budaklar … Ltd. Şti. hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, … ve … tarafından …’a karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu senetlerde, borçlu olarak davacı gerçek kişilerin isim ve imzalarının bulunduğu, lehtar kısmında davalı … isminin bulunduğu, bonolar üzerinde nakden bedel kaydı bulunduğu, davacılar vekilinin senet metnini talil ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının, bonoların aralarındaki ticari ilişkide, teminat bonosu olarak verildiğini ispatlayamadığından, ticari defter ve belgelerin incelenmemesi sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra takibine dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacı … ve Tansu’nun keşidecesi olduğu, davalı …’in de lehtarı olduğu bononun davacı şirketin, davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlar için teminat olarak verildiğini, kumaşların davalı şirketten alındığını ileri sürerek senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş olup, mahkemece, yukarıda özetlenen nedenlerle davanın reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Menfi tespit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
Somut olayda, davacıların, iddiasını ileri sürüş biçimi de dikkate alındığında üç aşamalı bir ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davacılar senet metnini talil etmiş olmakla evvel emirde, senetlerin teminat amacıyla verildiğini, bu teminatın da davacı şirketin davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlara yönelik olduğunu, daha sonra da senetlerin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani bedelsiz kaldığını ispat yükü altındadır. Öyleyse, davacıların iddiasını ispat için, davada taraf şirketlere ait ticari defterlere dayanması hukuken kabul edilebilir olmakla birlikte, ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi talebinin reddedilmesi isabetli olmadığı gibi, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece verilecek hükmün, davacı şirket ile davalı şirkete ticari ilişkiye ilişkin tespitler barındıracak olmasına ve şirketlerin senetten doğan haklarını da etkileyecek bulunmasına göre, işbu davada davacı şirket ile davalı şirketin sıfatının bulunduğununda kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davacıların senetlerin teminat amacıyla verildiği iddiasının ispatı için dayandığı diğer delilleri ile birlikte taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme ile yapılarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirmeye dayalı karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle istinaf istemlerinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.