Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2312 E. 2022/7642 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2312
KARAR NO : 2022/7642
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.02.2018 tarih ve 2016/1263 E- 2018/158 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.10.2020 tarih ve 2018/1164 E- 2020/1082 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan 07.12.2015 tarihinde 47.200 Euro bedelli, GTC 81/3400 Transfer Print-Colunder baskı makinası satın aldığını, makinanın satın alındığı tarihten itibaren kumaş üzerine desen ve resim basılması amacına uygun kullanılamadığını, üretim kaynaklı kusur bulunduğunu, muhataba bildirim yapıldığını, servis hizmetinin geç sağlandığı gibi konusunda uzman olmayan servisin geçici ve yetersiz müdahaleler ile müvekkilinin mağdur ettiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/116 D. İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu, alınan bilirkişi raporunda, makinenin arızalı durumda olduğunu, arızanın silindir burç yataklarının kısa sürede aşınması nedeniyle oluştuğunu, silindirlerinde kuvvete dayanıklı rulman yatak yerine burç yatak seçilmesinden kaynaklı proje hatası olduğunu, bulunduğu yerde tamiratının mümkün olmadığını, tesbit edildiğini, müvekkilinin ihtarname ile davalıya 47.200,00 Euro fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile ödenmesini, ödemeden sonra makinenin teslim alınmasını, ayrıca makinedeki arıza nedeniyle oluşan şirket zararına ilişkin olarak şimdilik 70.000,00 TL ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini, davalı tarafça ödeme yapılmadığını belirterek, ayıplı malın satıcı firma olan Enriko şirketi tarafından geri alınması ile 07.12.2015 tarihinde ödenen 47.200,00 Euro bedelin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, sair alacak kalemlerine ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile ayıplı maldan dolayı müvekkilinin yapmak zorunda kaldığı tesbit talebi nedeniyle ödemiş olduğu, 857,90 TL’nin 28.06.2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının seçtiği ve satın aldığı makinenin düşük kapasiteli bir ürün olduğunu, davacının bunu kapasitesinin üzerinde kullandığını, böyle olunca makinenin davacının aşırı kullanım şekline uyamadığını ve arızalandığını, makinenin arızasının imalat ile ilgili olmayıp hatalı ve kapasitesinin üzerinde kullanılması nedeniyle meydana geldiğini, delil tespitini kabul etmediklerini, davacının yaklaşık bir yıl süre ile makineyi kullanarak elde ettiği yararların parasal karşılığını iade ederek sözleşmeden dönebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda,dava konusu edilen makinedeki kullanım sonucu oluşan arızanın makinenin silindir yataklarının teknik olarak kuvvete dayanıklı rulmanlı yatak yapılması gerekirken kaymalı yatak yapılması ve ısı ve çalışma şartları nedeniyle yatakların kısa sürede aşınması sebebiyle oluştuğu, makinenin orjinal halinde silindirlerin rulmanlı yatak olduğu, dava konusu edilen makinenin üretim kapasitesinin 2 m/sn olup bilirkişinin 13.02.2018 tarihli duruşmada alınan beyanı da gözetildiğinde makinenin belirtilen hızda çalıştığı, bu değerlendirmeler göz önüne alındığında makinenin ancak davacının yapacağı iş için kullanım amacına uygun olmadığının kabul edilebileceği, bu durumda davacının basiretli bir tacir olarak gerekli araştırmaları yaparak işi için kullanım amacına uygun bir makineyi seçmek zorunda olduğu, davacının makinenin niteliklerini ve alternatiflerini yeterince araştırmaksızın işi için kullanım amacına uygun olmayan ve düşük kapasiteli makineyi davalıdan satın aldığı, bu sebeple makinenin raporda belirtilenlerin aksine ayıplı olarak sayılamayacağı, davacı tarafça makineye yetkili servis dışında müdahalede de bulundurulduğu gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalı firmanın sattığı ürünlerin firmanın yetkili servisi tarafından tutulan servis tutanağı ile mahkemeye gönderdiği üst yazısının birbirini tutmadığı, servis tutanağında üçüncü kişiler tarafından rulman yataklarının değiştirildiğine dair açıklama bulunmaksızın, davadan sonraki üst yazısında bu yönde açıklama bulunması, bilirkişi inceleme raporunun tespitlerin sonucunu ortadan kaldırmayacağı, makinanın kapasite fazlası çalışma ile ilgili iddiasını ispata yarayacak bir delile dayanılmadığı ve dosya kapsamına göre, bu iddianın ispatlanamadığı, kaldı ki, taraflar arasındaki ilişki satım ilişkisi olup, özel sipariş verilirken basiretli davranılmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, Teknik bilirkişinin tespitlerine rağmen, hakimlik faaliyeti dışında kalan teknik konu ile ilgili resen yorum yapılamayacağı, ilk derece mahkemesince, kök ve ek raporlar arasında çelişki olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, raporlar arasında çelişki olmadığı tüm dosya kapsamına göre makinada üretime dayalı bir hata olduğu davacının zararın bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davacının davalı şirket tarafından satılan makina bedeli olan 160.192,08 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı tarafından satılan malın ayıplı çıktığı iddiasıyla, ödenen satım bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, makinada üretime dayalı bir hata olduğu ve kapasite fazlası çalışma ile ilgili davalı savunmasını ispata yarayacak bir delil bulunmadığı, davacının zararın bulunduğu gerekçesiyle satılan makina bedeli olan 160.192,08 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan dava konusu makinadaki arıza için gelen yetkili servisin 07.05.2016 tarihli tutanağında “keçe germe düzeneğine rulmanlı yataklar kaynatıldığı için yatak değişimi yapılamadı” şeklinde geçen tespit ile bu servisten önce davacı istemi ile yetkisiz servis tarafından müdahele edildiği anlaşılmakla TBK 228/2. maddesi gereğince davacı alıcı izinsiz ve habersiz olarak makinenin şeklini değiştirdiğinden işbu müdahale nedeniyle alıcı ancak ayıplı malın müdahale öncesinde ayıp nedeniyle değerinden eksikliği satıcıdan talep edebilecektir. O halde mahkemece ayıp nedeniyle makine bedelinden ne kadar tenzili gerektiği hususunda rapor alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle tüm makine bedelinin iadesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Kabule göre de, Mahkemece, karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler için geçerli birlikte ifa kuralı gereği, ayıplı malın teslimine karar verilmeden bedelinin iadesine karar verilmesi ve faiz başlangıç tarihinin teslim tarihi yerine ödeme tarihi olarak belirlenmesi de doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, yine kabule göre, davacının talebinin döviz bazında olduğu ve zararın da döviz bazında gerçekleştiği dikkate alınarak mahkemece fiili ödeme tarihinde TL karşılığı döviz alacağına hükmedilmesi gerekirken “TL” üzerinden hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin her bir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 01.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.