YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2343
KARAR NO : 2022/7614
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.10.2017 tarih ve 2014/463 E- 2017/856 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.01.2021 tarih ve 2020/1390 E- 2021/94 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının kısıtlı olan …’ün eşi ve vasisi olduğunu, eşinin 1994 yılında trafik kazası geçirdiğini ve bu nedenle “Organik Beyin Sendromu” hastalığına yakalanarak kısıtlı hale geldiğini ve fiil ehliyetinin ortadan kalktığını, buna ilişkin 28.08.2006 tli ATK raporunun sunulduğunu, ancak kısıtlının babasının ölüm tarihi olan 2004 tarihinden bu yana kız kardeşi davalı … …, eniştesi … ve annesi …’ün kendi menfaatleri doğrultusunda işleri yürüttüklerini, müvekkilinin işlerden uzak tutulduğunu, Samsun 1 Sulh Hukuk Mahkemesince kısıtlının annesinin veli olarak tayin edildiğini, ancak davalı ve eşinin annelerine istediklerini yaptırarak malvarlığını tüketme noktasına getirdiğini, davacının eşinin vasisi olarak atanmasından sonra yaptığı araştırmalar sonucunda kısıtlının davalı şirketin ortağı yapılmış olduğunun öğrenildiğini, davalı şirketin kimseye haber verilmeden kurdurulduğunu ve şirketin davalı ve eşinin menfaatleri doğrultusunda kullanıldığını, kısıtlı …’ün geçirdiği kazadan sonra ayırt etme gücünden yoksun kaldığını ve fiil ehliyetini kaybettiğini, bu nedenle de şirket içinde yapılan tasarrufların hiçbir hukuki sonuç doğuramayacağını, yoklukla malul olduğunu belirterek, Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 19297 sicil numarasına kayıtlı davalı şirketin ve esas sözleşmesinin ve şeklen kurulmuş gözükmesinden itibaren ortaklar kurulu tarafından alınmış görünen kararların yokluğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … … vekili, iddiaların doğru olmadığını, ayrıca firmaların tüm borç ve alacaklarının kısıtlı vasisisinin bilgisi dahilinde olduğunu, iddia edildiği üzere vasilik görevinin üstlenilmesinden sonra durumdan haberdar olunmasının söz konusu olmadığını, bu durumun davacının kısıtlının eşi olduğu dikkate alındığında hayatın olağan akışına da uygun düşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, davalı sıfatıyla şirket ortağı… …’a yönelik de dava açıldığı, ancak davanın, mahiyeti itibariyle, yalnızca yokluğunun tespiti istenilen şirkete açılmasının yeterli olduğu, davalı … …’ın işbu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu hususun ise HMK nun 114/1-d maddesi gereği dava şartı olduğu ve resen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın bu yönden usülden reddinin gerektiği, davalı şirkete yöneltilen dava bakımından ise, kısıtlının şirketin kurulduğu tarih itibariyle fiil ehliyetine haiz olmadığının sabit olduğu, 6762 sayılı TK hükümleri kapsamında “şirketlerin yokluğunun tespiti” olabilecek herhangi bir yasa hükmünün mevcut olmadığı, mevcut olan 299/5 nci fıkranın da 559 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırıldığı, TMK’nun 1’nci maddesine göre “…kanunda uygulanabilir bir hüküm yok ise hakim örf ve adet hukukuna göre bu da yoksa kendi kanun koyucu olsa idi nasıl bir kural koyacak idi ise ona göre karar verir…” hükmü gereği yapılan değerlendirmede davalı şirketin yokluğunun istenmesinin işlem güvenliği ve kamu düzeni gerekçeleri ile mümkün olmaması gerektiği, zira davalı şirketin kuruluşundan itibaren pek çok hukuki işlem yaptığı, alacak borç ilişkisine girdiği, ayrıca davanın 12 yıl sonra açıldığı gerekçeleriyle davalı … … hakkındaki davanın HMK 114/1-d maddesi gereği pasif husumet yokluğu sebebiyle usülden reddine, davalı … Mobilya Dekorasyon Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, fiil ehliyetine haiz olmayan kişinin, ortak olduğu limited şirketin esas sözleşmesi ve alınan kararların yokluğunun tespitine ilişkindir.
Davalı şirket, Samsun 2. Noterliği’nin 03550 yevmiye numaralı ve 23.02.2001 tarihli şirket ana sözleşmesinin 19.03.2001 tarihli ticaret siciline tescil ve ilanı ile kurulmuş olup, … ise şirkete yarı hisse ile ortak olmuştur.
Mahkemece alınan adli tıp kurumu raporunda, daha önceki tarihli yapılan muayeneler sonucu alınan tıbbi belgeler ve adli tıp kurumu raporları incelenerek, …’ün 11.11.1994 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle oluşan organik beyin sendromu sonucu, işlem tarihi olan 23.02.2001 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı belirtilmiştir.
Mülga 743 sayılı Kanun’un 15. maddesine göre, mümeyyiz olmayan şahsın tasarrufunun, hukuki bir hüküm ifade etmeyeceği hükmolunmuştur.
Somut olayda, şirketin kurulduğu ve şirketin ana sözleşmesinin … tarafından imzalandığı tarihte, kişinin fiil ehliyetine haiz olmadığı, tam ehliyetsiz olduğu anlaşılmakla birlikte, tam ehliyetsiz tarafından yapılan herhangi bir hukuki işlemin kesin hükümsüz olacağı, yasal temsilcinin izin ya da icazet vermesi ile de geçerlilik kazanmayacağı, aynı şekilde tam ehliyetsizin ayırt etme gücünü kazandıktan sonra, kendisinin işleme icazet vermesinin de söz konusu olamayacağı (Dural/Öğüz, 2009, Kişiler Hukuku Cilt 2, sayfa 65) gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
31.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.