YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2412
KARAR NO : 2022/6282
KARAR TARİHİ : 26.09.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2018 tarih ve 2013/202 E- 2018/546 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.12.2020 tarih ve 2018/2192 E- 2020/1405 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da bu sözleşmeye müşterek ve müteselsil kefil olduklarını, genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçluya nakdi krediler ve gayrinakdi teminat mektubu kredileri açılarak kullandırıldığı, kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek durumun borçlulara ihtarla bildirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında takibe geçildiğini, davalılarca takibe, faize ve ferilere itiraz edildiğini, ancak itirazın haksız olduğunu belirterek icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, borçluların % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, imzalanan genel kredi ve kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu, davalılar tarafından davacı bankaya verilmiş olan çeklerden bedeli tahsil edilemeyenlerin davalılara iade edildiğinin belgelenmediği, ayrıca bu çekler hakkında takibe de geçilmediği, bu işlemlerin davalılar zararına neden olduğu, çek bedellerinin talep edilen alacak tutarlarından mahsubu yapıldığında, dava tarihi itibarıyla borcun 57.175,72 TL fazlasıyla tahsil edilmiş olacağının hesaplandığı, davacının davalılardan talebi mümkün bir alacağının bulunmadığı, bankanın alacağını tahsil etmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin davacı bankadan krediler kullandığı, kullanılan kredilere teminat olmak üzere müşterilerine ait çek ve senetlerin tahsil amaçlı verildiği, çeklerin iade edilmediği ve takibe konu edilmediği, çekin bir ödeme aracı olduğu, verilen çek ve senetlerin tahsil cirosuyla verildiği, iade edildiği belgelendirilemeyen çeklerin borçtan mahsup edilmesi gerektiği, dosyaya alınan uzman bilirkişi raporuna göre davacı bankanın alacağını 57.175,72 TL fazlasıyla tahsil etmiş olacağı tespit edildiği, yapılan takibin bu nedenle haksız olduğu gerekçesiyle temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK ‘nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalılar tarafından, kredi borçlarının karşılığı olarak davacı bankaya çekler verildiği, ancak davacı tarafından söz konusu çeklerin tahsil edilemediği belirtilmiş olup, yapılan inceleme sonucunda da banka kayıtlarının bu yönde olduğu anlaşılmıştır.
Davalılar tarafından kredi borcuna karşılık verilen çekler tahsil edilemediği takdirde çek bedellerinin borçtan mahsubu mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece, davacıya süre verilerek tahsil edilmeyen çeklerin asıllarının ibrazının sağlanarak, asılları ibraz edilen çeklerin tahsil edilememiş sayılacağından mahkemece tahsil edilemeyen çeklerin mahsup işlemi yapılmaksızın takip tarihi itibariyle davacı bankanın toplam alacak miktarı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.