Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2602 E. 2022/7937 K. 08.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2602
KARAR NO : 2022/7937
KARAR TARİHİ : 08.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14.11.2017 tarih ve 2010/159 E- 2017/168 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2018/434 E- 2020/2244 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt içi ve yurt dışında tanınmış bir mimar olduğunu, … Özel Sağlık Hizmetlerinin talebi üzerine … ili Merkez İlçesi… Mah. Bağ Pınar Mevki 638 ada 1 parselde bulunan yapının mimari projesini çizdiğini, bahse geçen yapının daha sonra ikinci davalı … tarafından kamulaştırıldığını, ancak projenin eser sahibi müvekkilinin izni olmadan öncelikle Özel … Sağlık Hizmetleri tarafından, kamulaştırma sonrasında ise … Üniversitesi tarafından değiştirildiğini, işlenmiş, kullanılmış, yayılmış ve bu eser sayesinde bir kazançlar elde edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi haklarına tecavüz edildiğini, bu ihlallerin giderilmesi amacıyla Kadıköy 25. Noterliğinden 12/02/2010 tarihli 01710 nolu ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin … Üniversitesine tebliğ edildiğini, diğer davalıya tebliğ edilemediğini, … Üniversitesinin ihtarnameye verilen cevapta ihtarnamenin doğruluğunun sabitlendiğini, Özel … Sağlık Hizmetleri tarafından dava konusu yapıya ilişkin müelliflik haklarının ödenmediğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminat, 1.000,00 TL maddi tazminat, eserin bedelinin tespit edilecek rayicinin üç katı tutarından şimdilik 1.000,00 TL tazminat, tespit edilecek kazanç devri için şimdilik 1.000,00 TL bedelin davalılardan tahsiline, mahkeme kararının ülke çapında yayınlanan tirajı yüksek 3 gazetede yayınlanmasına, masraf ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 53.000,00 TL olarak açılmış bulunan tazminat talebini 139.278,65 TL artırarak toplam 192.278,65 TL olarak davalılardan tahsil edilmesi şeklinde ıslah ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …Ltd. Şti. vekili, ilk itiraz olarak yetki ve zaman aşımı itirazında bulunmuş, esas yönden itirazlarında ise öncelikle huzurdaki davaya konu hastane inşaatı projesi ve mimari yapının FSEK kapsamında eser olup olmadığının tespitinin gerektiğini, anılan mimari proje ile ilgili olarak … Belediyesinde bulunan son projenin altında davacının imzasının bulunduğunun, değiştirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kamulaştırma aşamasında yapılan rapor ile proje arasındaki metraj farkı hesaplama yönteminin farklılıklarından kaynaklandığını belirterek açılan davanın reddine masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı … vekili; yetki ve zaman aşımı itirazlarında bulunduklarını, gerek öğretide gerekse yargı içtihatlarında belirli bir mesleki öğrenim sonucunda yapılan mimari çizimlerinin FSEK anlamında eser olarak kabul edilmediğini, davaya konu yapının mimarlık eseri olarak kabul edilse dahi hukukumuzda eser sahibinin iradesine aykırı olarak değişiklik yapılamaması kuralının mimari eserler bakımından diğer fikir ve sanat eserlerine oranla yumuşatıldığını, mimari eserler genellikle bir sanat eseri olarak insanların zevkine hitap etmek için değil, belirli bir gereksinimin karşılanması için meydana çıkarıldıklarını, estetik değeri ne kadar yüksek olursa olsun, tahsis edildiği amaca uygun olarak kullanılabilmesi için bir mimari eserde bazı değişiklikler yapılmasının kaçınılmaz olduğunun, diğer davalı tarafından inşaat uygulamasına başlandığında projenin değiştirildiğinin, müvekkilinin yapıyı mevcut haliyle kamulaştırdığını, proje değişikliğine ilişkin hiçbir müdahalede bulunmadığını, davanın müvekkiline yöneltilmesinin hukuka aykırı olarak savunarak müvekkili yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı Güneş Bereket tarafından 2009 yılından önce yapıldığı tespit edilen 500 m2 lik büyütme yönünden davalıdan 9.386 TL, davalı … tarafından kamulaştırılmadan sonra yapıldığı tespit edilen 1460 m2 lik alan için ise 77.354 TL tazminat talep edebileceği, FSEK 68. Maddeye göre varsayımsal sözleşme bedeli talep edilmekle ayrıca kazanç devrinin istenemeyeceği, FSEK 70/2 maddesine göre fiili zararın ispatlanamadığı gözönüne alınarak fiili zarar ve 70/3 maddesine göre vekaletsez iş görme hükümlerine göre tazminat isteyemeyeceğinden, diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, FSEK 68.md gereğince tazminat talep edilmekle, taraflar arasında dava tarihine kadar yapılan ihlaller yönünden sözleşme ilişkisi kurulmuş olduğundan ref talep edilemeyeceğinden ref talebinin reddine, FSEK 16. madde gereğince eserde değişiklik yapılmasını men etme manevi hakkı ihlal edilmekle, taktiren 40.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, hükmün ilanında davacı tarafın yararı bulunmadığından ilan talebinin reddiyle davacı tarafın dava tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinde bulunduğu ve davasını ıslah ettiği, davalı …den 5.793,51TL davalı Üniversiteden 47.746,14 TL talep etmişse de; 6100 sayılı HMK 176 /1 maddesinde; “Taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir” düzenlemesi gözönüne alınarak dava tarihinden sonra işleyen faiz alacağının ancak ayrı bir dava konusu yapılabileceği, ıslah yolu ile ancak dava tarihinde ileri sürülebilecek taleplerin genişletilebileceği gerekçesiyle ıslah talebinin usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının mimari eserinde davacının izin ve onayı olmaksızın değişiklik yapıldığının alınan tüm raporlar ve keşif tutanaklarında tespit edildiği, davacının maddi ve manevi haklarının ihlal edildiği, farazi sözleşme bedeli ve manevi zarar istemine ilişkin mahkemece verilen maddi tazminatın gerekçeli bilirkişi raporuna göre hesaplandığı, manevi tazminat takdirinin de olaya uygun bulunduğu gerekçeleriyle davalı …İnş. Tur. Ltd. Şti.’nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddiyle; Davacı … ve davalı …’nün istinaf başvurusunun kısmen kabulüne İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak; davanın ve ıslah talebinin kısmen kabulüyle 9.386,00 TL davalı …İnş. Turizm Ltd. Şti.’den ve 77.353,00 TL nin davalı … rektörlüğünden tahsiline, davacı tarafın 1.000 TL maddi tazminat 1.000 TL kazanç devri talebinin reddine, 40.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddiyle masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, hükmün ülke çapında yayın yapan tirajı yüksek 3 gazetede ilânına ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin tahsiline ilişkin ıslah talebinin usul yönünden reddine, üniversite harçtan muaf olduğundan istinaf başvurusunun bu açıdan kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı yanca yapılan bina mimari projesinin, mimarın izni ve onayı olmadan, önce davalı şirket ve sonra da kamulaştırma sonucu binayı alan diğer davalı idare … Üniversitesi Rektörlüğü tarafından değiştirildiği iddiasıyla 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü kararına karşı taraflar istinaf başvurusunda bulunmuş Bölge Adliye Mahkemesince davalı rektörlük ve davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle davalı şirketin başvurusunun esastan reddine ve ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın ve ıslah talebinin kısmen kabulüyle 9.386,00 TL’nin davalı …Şirketinden, 77.353,00 TL’nin davalı … Rektörlüğünden ve 40.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda hukuki ihtilaf; meydana gelen yapının mimari eser niteliğinde olup olmadığı ve davacının FSEK kapsamında hak talep edip edemeyeceği, proje ile meydana gelen fiili yapı arasındaki farklılıkların eserde izinsiz değişiklik olarak kabul edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
5846 sayılı FSEK’in 2/1.3. bendi uyarınca, “güzel sanat eseri vasfı bulunmasa bile her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler; coğrafya, topoğrafyaya, mimarlığa ait maketler ve benzerleri” ilim ve edebiyat eserleri arasında sayılmıştır. Bununla birlikte hangi türde olursa olsun bir eserin FSEK uyarınca bağımsız ve ayrı bir eser olarak korunabilmesi için Kanun’un 1/B-1-a maddesi uyarınca “sahibinin hususiyetini taşıma” özelliğine sahip olması gerekir. Diğer bir anlatımla, bir mimari projenin korunabilmesi için, önceki mimari projelerden ayrı bir hususiyete sahip olması gerekir. Hususiyet unsurunu, sadece o eser sahibinin yapması halinde ortaya çıkacak olan bir özellik olarak anlamak ve algılamak gerekir. Hususiyet ile kastedilen ortaya çıkacak eserin mükemmel ve bir güzel sanat eseri niteliğinde olması değildir. Hususiyet taşıyan eserler hiçbir estetik ve güzellik algısı oluşturmasa da FSEK koruması altındadır. FSEK kapsamında korunan bir eserin her bir parçasının hususiyet taşıması, yani özgün olması gerekmez. Bununla birlikte bir eserin özgün kısımları koruma altındadır. Farklı bir ifadeyle, bir edebiyat eseri olarak korunan romanda günlük yaşamda herkesçe kullanılan veya kullanılabilecek olan repliklerin bir başka eserde kullanılması önceki eserden doğan hakka tecavüz etmez. Aynı şekilde bir konut yapı mimari projesinde bir evin odalara bölünmesine veya odaların ihtiyaca göre yerleştirilmesine ilişkin hususlar özgünlük taşımaz ve başka mimari projelerde kullanılmasına engel teşkil etmez. Konut projelerinde özgünlüğü daha çok binanın avan projesiyle ortaya çıkan dış görünümünde aramak gerekir.
FSEK 16. maddesi uyarınca, eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz. Ancak, eserin mali haklarını alan kişiler, eserin kullanımıyla ilgili olarak zaruri değişiklikler yapmak için eser sahibinden izin almak zorunda değildir. Bununla birlikte, eser sahibi izin vermiş olsa bile, eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü esere müdahale eserden doğan manevi hakka tecavüz sayılacaktır.
FSEK 22/2. maddesi uyarınca, mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da eserin çoğaltılması sayılır.
FSEK 66. maddesi uyarınca eserden doğan hakları ihlal edilen hak sahipleri tecavüz edene karşı, kusurları olmasa dahi tecavüzün ref’ini talep edebilir. Keza hak sahipleri FSEK 68 ve 70. maddeleri uyarınca, kusurunun varlığı halinde, yazılı izin almadan, eseri işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden ve mütecavizlerden tazminat talep edebilir.
Mimari projeye konu eserlerde eser sahibi mimardan izin alınmaksızın değişikliler yapılmasıyla sıklıkla karşılaşılmakta ve bu gibi durumlarda fikri mülkiyet sahibi ile arzın (eşyanın) mülkiyet sahibinin karşı karşıya geldiği görülmektedir. Bu tür ihtilafların Kanun’un çizdiği sınır dahilinde, hakkaniyete, hak ve menfaatler dengesine uygun şekilde çözüme kavuşturulması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olaya gelindiğinde davacı iddialarının değerlendirilebilmesi için mahkemece keşif yapılmış akabinde bilirkişi heyetlerinden 8 kök ve 5 ek rapor alınmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, Dairemizin yerleşik uygulamalarında (09/06/2022 t. ve 2020/7284 E. – 2022/4684 K.; 08.11.2013 t. ve 2012/3590 E. – 2013/20085 K.; 23/11/2021 t. 2020/5691 E. – 2021/6489 K. vb.) da ifade edildiği üzere, bir mimari projeden doğan hakkın, projeye konu eserde değişiklik yapılarak ihlal edildiği iddiası ileri sürüldüğünde öncelikle mimari projeye konu eserin “güzel sanat eseri” olup olmadığının tespiti ve bu nitelikte ise güzel sanat eserlerinde hususiyet vasfı ön planda olduğundan korumanın kapsamını geniş tutmak gerekir. Buna mukabil mimari projenin güzel sanat eseri niteliğinde olmadığının tespiti halinde ise, binada yapılan değişikliğin bir ihtiyaca binaen olup olmadığı, eserin bütünlüğünü bozup bozmadığı, sahibinin şeref ve haysiyetine zarar verebilecek nitelikte bir değişiklik olup olmadığı hususlarının birlikte değerlendirilmesi ve yapılan değişikliğin fiziki ihtiyaca uygun, eser bütünlüğünü bozmayan, eser sahibinin şeref ve haysiyetine zarar vermeyen değişiklikler olduğunun tespiti halinde ise bu değişikliğin FSEK 16/2. maddesinde sayılan zaruri değişiklikler kapsamında değerlendirilmesi ve davanın reddi gerekirken, Mahkemece bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı kurum yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 08.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.