YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2883
KARAR NO : 2022/7339
KARAR TARİHİ : 24.10.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.11.2017 tarih ve 2016/132 E. – 2017/358 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2021 tarih ve 2018/807 E. – 2021/341 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca kurulan, statüsü ve kuruluşu yasa tarafından belirlenen davalı meslek birliğinin üyelerinden olduğunu, müvekkilinin 01.05.2015 tarihinde Beyaz TV’de yayınlanan “Söylemezsem Olmaz” isimli programda açıkladığı ve kendi kişisel tarzının yansıttığı eleştirel görüşleri sebebiyle Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Haysiyet Kurulu’nun 11.06.2015 tarihli 24/1245 sayılı kararı ile müvekkiline uyarı, kınama, hak mahrumiyeti cezası ve meslek birliğinden ihraç kararı verildiğini, tek eleştiriye yönelik dört farklı yaptırım uygulanmasının ölçülü, orantılı olmadığını, aynı yönde eleştiri yapanlara yaptırım uygulanmadığı halde müvekkiline verilen cezalarla eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, verilen cezaların disiplin yönergesinde belirtilen fiillerle örtüşmediğini ileri sürerek MESAM Haysiyet Kurulu’nun 11.06.2015 tarihli 24/1245 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının MESAM’ı kamuoyu nezdinde gerçeğe aykırı beyanları ile tartışmaya açtığı, itibarsızlaştırdığı, telif hareketi konusunda olumsuz algı ve tepki oluşmasına neden olduğu, eleştiri sınırlarını aşan, MESAM tüzel kişiliğini karalama amaçlı, yönetim kurulu üyeleri ve başkanına yönelik hakaret niteliği taşıyan onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici beyanlarda bulunduğundan verilen kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; tüm dosya kapsamına göre, davacının 01.05.2015 tarihinde Beyaz TV’de katılmış olduğu, “Söylemezsem Olmaz” isimli programda, “MÜYORBİR’de MESAM’da hırsızlar var. Ben bu ülkede en çok Karadeniz türküleri çalınan, okunan adamım. Bana paralar yolluyorsunuz. Alın o parayı müsait bir yerinize koyun. Ananıza babanıza verin. Biz dilenci değiliz. Üç ayda bir milyar. Komik komik rakamlar. Ayıp size yazıklar olsun.” şeklinde MESAM aleyhine hakaret ve kişilik haklarına saldırı niteliğini taşıyan beyanlarda bulunduğundan bahisle Yönetim Kurulu’nun 12.05.2015 tarihli ve 847 kararıyla “MESAM üyelerinden …’ün sosyal medyadaki hakaret içerikli yazıları sebebiyle MESAM Haysiyet Kuruluna sevkine” karar verildiği, yürütülen soruşturma neticesinde uyarı, kınama, hak mahrumiyeti ve üyelikten çıkarma yaptırımları uygulandığı, davacının yaşanan süreç ile ilgili ve yaşanan olaylar ile ilgili eleştirel yaklaşımda bulunurken eleştiri hudutlarını aştığı, ancak bu eyleme ilişkin disiplin yönetmeliğinin bütün yaptırımlarının uygulandığı, verilen cezaların orantılı ve ölçülü olması gerektiği, üye disiplin yönergesi tetkik edildiğinde uyarı cezası verilmesi için MESAM yararlarını zedeleyici söz ve davranışlarda bulunulması gerektiği, davaya konu eleştirinin davalı MESAM’ın içinde yaşadığı durumun toplum ve diğer üyelere bildirilmesi ve eleştiri amacıyla söylenmiş beyanlar olduğu, davalı tüzel kişiliğini ve haklarını ihlal etme amacının bulunmadığı, hak mahrumiyeti cezası verilmesi için; ” … b) basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb.) aracılığıyla MESAM yararlarını zedeleyici, MESAM Divan Kurulu Yönetim Kurulu ve diğer üst kurul üyeleri hakkında olumsuz, tahkir edici beyanlarda ve hakarette bulunmak eyleminde bulunulması şartının olduğu, Disiplin Yönergesinin 8/a maddesine aykırı bir eylemi mevcut olmadığı, Yönergenin 8/d bendine istinaden çıkarma işlemi için de bu suçun tespit makamı olan mahkemelerden karar alınmış olması gerektiği, Haysiyet Kurulu ve Yönetim Kurulu’nun mahkeme yerine geçip suç tespiti yapamayacağı, davacı beyanlarının uyarı, kınama ve hak mahrumiyeti cezalarına uygun olduğu ancak ihraç kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı Meslek Birliğinin 11.06.2015 tarih ve 24/1245 sayılı meslek birliğinden ihraç cezasının iptaline, uyarı, kınama ve hak mahrumiyetinin iptaline ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraflar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; her ne kadar mahkemece; “Üye Disiplin Yönergesinin 8/d bendine istinaden çıkarma işlemi içinde bu suçun tespit makamı olan mahkemelerden karar alınmış olması gerektiği,..” gerekçesiyle, bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmişse de, Disiplin Yönergesi’nin 8/d bendinde, üyenin isnat edilen suçtan mahkum olması şartının aranmadığı, davacının televizyon programında söylediği sözlerin hakaret fiilini oluşturduğu, Yönergenin 8/d bendi gereğince bu fiilin üyelikten çıkarma cezasını gerektirdiği, buna göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği; davacının beyanları nedeniyle, üyelikten çıkarma cezası yanında, uyarı, kınama ve hak mahrumiyeti cezası da verildiği, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde, “dosyadaki üye disiplin yönergesi tetkik edildiğinde uyarı cezası verilmesi için MESAM yararlarını zedeleyici söz ve davranışlarda bulunulması gerektiği, davaya konu eleştirinin davalı MESAM’ın içinde yaşadığı durumun toplum ve diğer üyelere bildirilmesi ve eleştiri amacıyla söylenmiş beyanlar olduğu, davalı tüzel kişiliğini ve haklarını ihlal etme amacının bulunmadığı anlaşıldığı” denilmesine rağmen, hükümde uyarı cezasının iptali talebinin reddine karar verilmesinin çelişki yarattığı, davacının sözlerinin Yönergenin 5/c maddesinde düzenlenen “MESAM yararlarını zedeleyici ifadeler kullanmak”, 6/b maddesinde düzenlenen “MESAM çalışanları veya diğer üyeler hakkında yüze karşı veya gıyapta tahkir edici sözler sarfetmek, genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak”, 7/b maddesinde düzenlenen “Basın-yayın organları, internet veya sosyal medya (twitter, facebook vb) aracılığıyla MESAM yararlarını zedeleyici, gerçeğe aykırı beyanat vermek” fillerini oluşturduğu ve MESAM Üye Disiplin Yönergesi’nin 5/e, 6/b, 7/b maddelerinde düzenlenen, sırasıyla, uyarı, kınama ve hak mahrumiyeti cezalarını gerektirdiği anlaşılıyorsa da aynı fiilden dolayı birden fazla disiplin yaptırımına karar verilmesinin yerinde olmadığı, fiilin karşılığı olan en ağır ceza olan ihraç cezası verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin davanın reddedilen kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin davanın kabul edilen kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı Meslek Birliğinin 11.06.2015 tarih ve 24/1245 sayılı uyarı, kınama ve hak mahrumiyeti cezalarının iptaline, üyelikten çıkarma cezasının iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nin (MESAM) üyesi hakkında vermiş olduğu disiplin cezalarının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davacı beyanlarının uyarı, kınama ve hak mahrumiyeti cezalarına uygun olduğu ancak ihraç kararının yerinde olmadğı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın tarafların vekilleri tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının eyleminin üyelikten çıkarma cezasını da gerektirdiği ancak aynı fiilden dolayı birden fazla cezası verilemeyeceğinden fiilin karşılığı en ağır ceza olan ihraç cezası verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Birlik üyesinin MESAM’dan çıkarılmasına gerekçe gösterilen Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği Üye Disiplin Yönergesi’nin 8. maddesi “Üyelikten çıkarma cezası, aşağıda sayılan fiiller ve hallerin gerçekleşmesi durumunda, Haysiyet Kurulu’nca kararlaştırılır ve yazılı olarak üyeye bildirilir. a)Kasıtlı eylem ve söylemleriyle MESAM’ın çalışmasına, amaçlarını gerçekleştirmesine engel olmak, b)Yetki belgesine aykırı davranışlarını, yazılı uyarıya rağmen sürdürmek, c) Asıl üyeler yönünden, özür bildirmeksizin ve yazılı uyarıya rağmen arka arkaya üç genel kurul toplantısına katılmamak, d)MESAM Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ile Haysiyet Kurulu tarafından, MESAM tüzel kişiliğine karşı Türk Ceza Kanununda öngörülen fiillerden birinin işlendiği hususunun tespit edilmesi.” düzenlemesini haizdir.
Somut olayda, birlik üyesi davacı, “MÜYORBİR’de MESAM’da hırsızlar var. Ben bu ülkede en çok Karadeniz Türküleri çalınan, okunan adamım. Bana paralar yolluyorsunuz. Alın o parayı müsait bir yerinize koyun. Ananıza babanıza verin. Biz dilenci değiliz. Üç ayda bir milyar. Komik komik rakamlar. Ayıp size yazıklar olsun” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyan MESAM’ın tüzel kişiliğine değil tüzel kişiliğin çalışanlarına yönelik olup çalışan ve yöneticilere yönelik eylemlerin karşılığı olarak da üyelikten çıkarma cezası öngörülmediğinden, davacının yazılı gerekçe ile üyelikten çıkarılmasına karar verilmesi doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.