YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3108
KARAR NO : 2022/6873
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.09.2018 tarih ve 2017/72 E- 2018/426 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.12.2020 tarih ve 2018/2340 E- 2020/1497 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin TPMK nezdinde 37 ayrı markasının tescil edildiğini, davalıya ait 08.08.2014 tarih ve 2011/73049 ve 14.12.2012 tarih 2011/83697 nolu markalarının TPMK nezdindeki tescilinin usul ve yasaya aykırı olup, müvekkili şirketin “VİKO” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “VİKO” markasının davalının “VİGO” markalarının ayırt edilemeyecek kadar aynı veya benzer olması nedeniyle, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmemesi halinde davalının markalarının müvekkili şirket markalarıyla kesin olarak karşılaştırılacağını, ayrıca davalı şirket tarafından TPMK nezdinde 20/10/2011 tarih ve 2011/83576 nolu başvuru ile “VİGO” ibareli markası içinde iiraz edidiğini ve itirazlarının kabul edildiğini, bu karar karşısında davalı şirket tarafından Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Mahkemesi’ne dava açtığını, davalının davasının red edildiğini, bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı şirketi adına tescilli 08.08.2014 tarih ve 2011/73049 ve 14.12.2012 tarih 201/ 83697 no’lu markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1976 yılında kurulduğunu, otomotiv yan sanayinde parça üretimi yaptığını, davaya konu müvekkili firmanın markalarının davaya mesnet markalar bakımından nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceğini, hukuki uyuşmazlığın konusunu ihtiva eden 07, 09, 11, 35 ve 37. sınıflarda tescil edilmiş olan içerisine VİGO ibaresini ihtiva eden onlarca marka mevcut olduğunu, markaların incelenmesinde Yargıtay’ın az sayıda harften oluşan markalar bakımından ufak değişikliklerin dahi ayırt edicilik sağlayacağı yönünde içtihatlarının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait dava konusu markalar ile daha önce davalının tescili red edilen markaların görsel ve ses bakımından benzerlik gösterdiği, davacının markalarının tescillerinin 2002 ve 2003 yıllarına ait olması karşısında 6769 sayılı Kanun’un 6 ve 25.maddeleri hükümleri gereğince markanın hükümsüzlük şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece, alınan bilirkişi raporu ile davacıya ait “VİKO ” ve “VİKO” esas unsurlu markaları ile davalıya ait “VİGO ISITICI” ibareli markanın arasında görsel ve ses bakımından benzerlik bulunduğu, ayrıca davalının VİGO ibareli marka tescili için TPMK nezdinde yaptığı başvuruya davacı şirket tarafından yapılan itirazın TPMK YİDK tarafından kabul edilmesi üzerine davalı şirketin bu kararın iptali istemi ile açtığı davanın Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce 14.11.2016 tarih, 2014/412 Esas, 2016/330 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, buna yönelik istinaf istemi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce 15.03.2017 tarih ve 2017/212-2017/224 sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, bu kararında temyizi üzerine Dairemizin 04.12.2018 tarih, 2017/2129 Esas, 2018/7604 Karar nolu ilamı ile kararın onandığı, davalıya ait dava konusu markaların tescil tarihinin 14.12.2012 ve 08.08.2014 olduğu, buna karşılık eldeki dava tarihi ise, 10.02.2017 olduğu, dolayısıyla davacının uzun süre sessiz kalmasının mevcut olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.