YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3173
KARAR NO : 2022/7260
KARAR TARİHİ : 20.10.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23.10.2018 tarih ve 2017/826 E- 2018/994 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2019/444 E- 2021/43 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında mal alım satımı yapıldığını, 31.12.2016 tarihi itibariyle davalının müvekkiline 103.394,40 TL cari hesap borcu bulunduğunu, davalının aynı tarihli mutabakatname ile borcunu kabul ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine müvekkilince keşide edilen ihtara rağmen borç ödemeyince icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin şifahi bayilik sözleşmesi şeklinde yürütüldüğünü, müvekkilinin, davacının tedarikçisi olduğu bir kısım ürünlerin İstanbul Avrupa ve Anadolu yakası distribütörü olarak atandığını, davacının bayilik ilişkisini feshetmesi üzerine müvekkilince keşide edilen 27.02.2017 tarihli ihtarnameyle ticari ilişkinin ve bayiliğin sona erdiğini, müvekkilinin stoklarında davacıdan alınan 133.569,41 TL’lik ürün kaldığı, bu ürünlerin 7 gün içinde değerinden iade alınması gerektiği, aksi takdirde ürünlerin serbest piyasa koşullarında paraya çevrilerek oluşabilecek zararlardan davacının sorumlu olacağı, bayilik dönemine ilişkin toplam 29.056,03 TL bütçe alacağının cari hesaptan düşülmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, piyasa teamüllerine göre bayilik ilişkisinin sona ermesinden sonra bayinin elinde kalan ürünlerin iade alınması veya yeni bayiye devri gerektiğini, davacının ihtara rağmen belirtilen işlemleri yapmadığını, ürünlerin niteliği ve piyasa koşullarının uygun olmaması nedeniyle söz konusu ürünlerin paraya çevrilemediğini, kalan ürünlerin serbest piyasada tedarikçi firma desteği ve aktivite uygulamaları olmaksızın satışında yaşanan güçlüklerin taraflar arasındaki sorunun esasını oluşturduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan ve davacı ile imzalanan mutabakat mektubuyla teyit edilen 103.394,40 TL’den davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ticari ilişki altı ay sürmüş olup, davalı kayıtları ve mutabakata göre davacının alacağının sabit olduğu, taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğu sabit olmadığı gibi, bayilik ilişkisinin kabulü halinde dahi bayi tarafından alınan ürünün iadesi için açık bir sözleşme hükmü bulunması gerektiği, satın alınan ürünlerin davacının desteği olmadan satılamayacağına ilişkin kanıt bulunmadığı, iddia edilen bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğine ilişkin bir kanıt sunulmadığı, davalının keşide ettiği 27.02.2017 tarihli ihtarda bayilik ilişkisinden söz edilerek sözleşmenin sona erdiğinin belirtildiği, bilirkişilerce yapılan inceleme neticesinde davacının sözleşme bedelinden mahsubu gereken bir alacağının bulunmadığının belirlendiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin HMK’nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca reddine, davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.298,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.