YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3175
KARAR NO : 2022/8660
KARAR TARİHİ : 05.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.01.2019 tarih ve 2017/896 E. – 2019/67 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2019/666 E. – 2021/105 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında müvekkiline ait dükkan ile içindeki menkul ve demirbaşların 1.530.000.- TL karşılığında devri için 29.03.2017 tarihli “Varlık Devri Protokolü” imzalandığını, anlaşma gereği 15.04.2017 tarihli 531.000.- TL bedelli faturanın düzenlendiğini, davalının itiraz etmediği faturadaki 81.000.- TL KDV bedeli için davalının aynı tutarda çeki keşide ettiğini, müvekkilinin çekin tahsilatını sağladığını, müvekkilinin kalan ödemeler için de 25.07.2017 tarihli 1.333.400.- TL bedelli faturayı tanzim ettiğini, davalı tarafından fatura iade edilince müvekkilinin de KDV için 2017/10405 E. sayılı icra takibini başlattığını, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin devir bedeli olan 1.530.000.- TL’nin tümünü protokolde gösterildiği şekilde ödediğini, protokolde vergisel yükümlülüklerin davacı üzerinde bırakıldığını, 15.04.2017 tarihli faturaya konu KDV’nin müvekkilince ödenmesinin protokoldeki şartların değiştiği anlamına gelmeyeceğini, davacının nargile ruhsatını halen devretmediğini, davacının “KDV’nin ödenmesi halinde, belediye ve ruhsat devirlerinin yapılacağını, masrafların da ödenmesinden sonra tüm aboneliklerin sonlandıracağını, artık müvekkilini rahatsız etmeyeceğini” söylemesi üzerine 15.04.2017 tarihli faturaya konu ve sadece bu faturayla sınırlı olarak KDV’nin müvekkilince ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının işyerinin demirbaşlarıyla birlikte davalıya devrine ilişkin olarak taraflar arasında 29.03.2017 tarihli varlık devri protokolü düzenlendiği, protokol kapsamında devir bedelinin 1.530.000.- TL olarak kararlaştırıldığı, sözleşme bedeline KDV’nin dahil olup olmadığı ve KDV’den davalının sorumlu olacağına dair sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı, sözleşme kapsamında satış bedelinin tamamen davalı tarafından ödendiği, hatta davalı tarafından devir bedeli kapsamında yapılan 450.000.- TL ödeme sırasında davacı tarafça fatura ile talep edilen bu tutarın KDV’si olan 81.000.- TL’nin de davacıya ödenmiş olduğu, sözleşmede ve satış sırasında KDV ayrıca gösterilmemiş ise, KDV’nin satış bedeline dahil olduğunun kabulü gerektiği, 3065 sayılı Yasa’ya göre KDV mükellefi ve sorumlusunun malı teslim eden veya hizmeti gören kişi olduğu, satış bedeline dahil olan ve yükümlüsü bulunduğu KDV’yi tarafların edimlerini yerine getirmesinden sonra artık alıcıdan isteyemeyeceği, sözleşme kapsamında yapılan kısmi ödeme sırasında davalının bu ödemenin KDV tutarını da davacıya ödemiş olmasının davalının KDV tutarından tamamen sorumlu tutulmasını gerektirmeyeceği, davacının takipte haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, takip konusu asıl alacak tutarı olan 203.400.- TL üzerinden hesaplanacak %20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmede kararlaştırılan satış bedelinin tamamının davalı tarafından ödendiği, sözleşmede ve satış sırasında KDV’den kimin sorumlu olacağı ayrıca gösterilmemiş ise KDV’nin satış bedeline dahil olduğunun kabulü gerektiği, sözleşmede belirlenen satış tutarı kapsamında KDV’den alıcı davalının sorumlu olacağı belirtilmediğinden davacının satış bedeline dahil olan ve satıcının yükümlüsü bulunduğu KDV’yi, taraflar edimlerini yerine getirdikten sonra artık alıcıdan isteyemeyeceği, sözleşme kapsamında yapılan kısmi ödeme sırasında davalının bu ödemenin KDV tutarını da davacıya ödemiş olmasının davalının tüm satış bedelinden dolayı KDV tutarından ayrıca ve sözleşmedeki toplam bedeli aşar şekilde sorumlu olacağının kabulü anlamına gelmeyeceği, davalının KDV’den sorumlu olduğu kanıtlanmadığından davanın reddine karar verilmiş olması isabetli ise de dosya kapsamı itibariyle davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunun sabit olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kötü niyet tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, bu doğrultuda davanın reddine, davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.