YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3181
KARAR NO : 2022/8502
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.02.2018 tarih ve 2015/53 E. – 2018/201 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin süre yönünden reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2019/127 E. – 2021/62 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette genel müdür olarak çalıştığını, aynı zamanda davalı şirketin %40 oranında hissedarı olduğunu, genel müdürlük görevini sürdürmekteyken, davalı şirketçe 18.09.2014 tarihli ihtarnameyle yönetim kurulunun 05.09.2014 tarihli kararı ile genel müdürlük görevine son verildiğinin bildirildiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak işten çıkarıldığını, 22.01.2014 tarihli hissedarlar sözleşmesi ile genel müdürlük görevini ifa ettiğini ileri sürerek 22.01.2014- 05.09.2014 tarihleri arasında işlemiş aylık ücretler ve belirli süreli iş akdinin sona erdiği tarihe kadar olan aylık ücret alacağı olan 900.000.- TL ile milli ve dini bayram, hafta sonu tatil ücreti, yıllık izin ücreti 1.000.- TL olmak üzere toplam 901.000.- TL’nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin halihazırda hisselerinin %40’ı davacıya, %55’i dava dışı Kayı Medikale, %5’lik kısmı ise Hollanda menşeli Kayı Investments B.V. şirketine ait olduğunu, davacının, davalı şirkette 30.04.2014 ile 05.09.2014 tarihleri arasında genel müdürlük yaptığını, davacının, müvekkili şirket yönetim kurulunun 30.04.2014 tarihli kararı ile genel müdürlüğe seçildiğini, genel müdürlükten doğan yetkilerini kötüye kullanarak müvekkili şirkete ve pay sahiplerine zarar verdiğinin tespiti üzerine de genel müdürlük görevine son verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma,bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin, süre ve ücretin belirlendiği iddia olunan 22.01.2014 tarihli sözleşmede taraf olmadığı bu nedenle sözleşmenin ücret alacağına esas alınamayacağı, davacının 30.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile genel müdür olarak seçildiği, ücret kararlaştırılmadığı, 15/09/2014 tarihinde de yönetim kurulu kararı ile görevine son verildiği, davacının toplam olarak 4 ay 5 gün davalı şirkette görevde bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kıyaslanmaya emsal ücret bulunmadığı ancak 25.000.- TL ücretin dosya kapsamı itibariyle uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 104.166,70 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davacı vekilince istinaf süresi geçirildikten sonra istinaf kanun yoluna başvurduğundan, istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise, 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla, huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin hükme bağlandığı, ancak davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerine ve genel müdüre ücret (maaş) verilmesine ilişkin düzenleme bulunmadığı gibi, bu yönde alınmış bir genel kurulu kararı da bulunmadığı, mahkeme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 346. ve 352. maddeleri uyarınca süre yönünden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel müdür aylık ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 4 ay 5 gün süre ile davalı şirkette genel müdürlük görevinde bulunduğu, emsale göre davacının aylık 25.000.-TL ücret alabileceği takdir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince 6102 sayılı TTK 394. maddesi uyarınca davalı şirketin ana sözleşmesinde ücret ödenmesine ilişkin bir hüküm olmadığı, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı şirketin 30.04.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla genel müdürlüğe seçildiği,şirketi temsil ve imza yetkisi verildiği, davacıya ödenecek herhangi bir ücret kararlaştırılmadığı, 15.09.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla da görevine son verildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 394. maddesi gereğince tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebilir. TTK’nın 370/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetim yetkisinin müdür olarak üçüncü kişilere devri mümkün olup, şirket yönetimince şirkete genel müdür atanması durumunda da, sözleşmede açıkca öngörülmese de şirket genel müdürlerine de aynı şekilde anılan mali hakların ödenmesi mümkündür. T.C. Anayasası’nın 18. maddesine göre angarya yasaktır. Böylece, yönetim ve temsile dair yetki ve görevlerini yerine getirirken şirket yöneticilerine emeklerine karşı ödeme ve kazandırmalarda bulunulmaktadır. O halde, davacının genel müdür olarak çalışmasından dolayı genel kurulca alınmış bir hüküm olmasa bile davacı için uygun bir ücret tayin ve takdir olunarak bu tutarın tahsiline karar verilmelidir (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.). Bu durumda işin mahiyeti, sarf edilen emek ve mesai, genel müdürün vasıfları ve davalı şirketin koşulları da nazara alınarak emsale göre davacının ücret alacağının hesaplanması gerekirken, bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davacının davalı şirket nezdinde genel müdür olarak çalıştığı döneme ilişkin aylık ücretlerin davalı şirketten tahsili istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine dair karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 394. maddesi gereğince şirket esas sözleşmesinde genel müdüre ücret-maaş verilmesine ilişkin düzenleme bulunmadığı, ayrıca bu hususta genel kurulda herhangi bir karar alınmadığı gözetildiğinde davanın reddine karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun olduğundan hükmün bozulması gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 30.11.2022