Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3339 E. 2022/7612 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3339
KARAR NO : 2022/7612
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.09.2017 tarih ve 2016/704 E.- 2017/926 K. sayılı kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.12.2020 tarih ve 2018/84 E- 2020/2154 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin hakim ortağı olan diğer davalı ile ödünç para verme ilişkisi bulunduğunu, davalı …’in birçok defa müvekkilinden şirketi adına borç para aldığını, bir kısmını ödediğini, ancak 2 milyonun üzerinde bir tutarın ödenmediğini, totalde davacının 1.939.825,18 TL bakiye alacağının kaldığını, bu bakiye alacak için İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün 2016/10490 sayılı dosyasında başlatılan takip başlatıldığını, davaya konu bir milyon meblağlı 01.12.2014 keşide tarihli çek bedeli ödenmediğinden davalı hakkında Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/10493 sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu, çekteki imzaya itiraz olmaması ve çekin ödendiği iddiasının bulunmaması nedeniyle davalıların çekin varlığını ikrar ettiklerini ileri, davalıların itirazlarını genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını, davalı şirketin çek keşidecisi olarak TTK 732. madde gereğince sorumlu olduğunu, diğer davalının ise müvekkili ile aralarındaki temel ilişkiye dayalı olarak sorumluluğu bulunduğunu, çekin basım tarihi 2015 yılı olduğu halde keşide tarihinin 2014 yılı olmasının hataen olduğunu, dolayısıyla zamanaşımının gerçekleşmediğini, davalının davaya cevabındaki ödeme iddiasının başka bir alacak verecek ilişkisine dayandığını bu dava konusu bu çek ile ilgisinin olmadığını, davayı hem sebepsiz zenginleşme hükümlerine hem de temel borç ilişkisine dayalı genel hükümlere göre açtıklarını belirterek davalıların Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/10493 sayılı dosyasındaki itirazlarının iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dayanak çekin süresinde bankaya ibraz edilmediğini ve bu nedenle kambiyo senedi sayılamayacağını, davacının davalılar hakkında aynı gün başlattığı iki icra takibinde toplam 2.939.825,18 TL talep ettiğini, ancak dava dilekçesinde muhtelif miktarlardan bahsedilmekle birlikte bunların davalı …’e hangi tarihte ne kadar verildiğinin belirtilmediğini, bunun sebebinin davalının davacıdan almış olduğu parayı fahiş faizi ile 2 milyon TL olarak 17.06.2015 tarihinde ödemiş olması olduğunu, davalının davacıdan bir miktar borç para aldığını, alınan bu paralar için her ay yüksek faiz ödendiğini bu sırada davacının alacaklarına teminat amacıyla kendisine çek verilmesi istenilmesi üzerine takibe konu çekin davalının kızı tarafından teminat olarak davacıya verildiğini, davacıya 2 milyon ödenmiş olması sebebiyle çekin iade edilmesi gerekirken takibe konulduğunu, davalı şirkettin hiçbir zaman davacıdan borç para almadığını, aralarında bir ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, çekle ilgili zamanaşımının çekte yazılı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davacını kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, süresinde ibraz edilmeyen çekle ilgili olarak kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların yitirileceği ve taraflar arasında temel ilişki varsa alacaklının bu çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanabileceği, alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, temel ilişki bulunmaması halinde ise; hamilin dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak keşideci hakkında alacak talebinde bulunmasının mümkün olduğu, somut olayda davalı şirketin, dava konusu çekin keşidecisi, diğer davalının ise lehtar olduğu, davacının çeke ciro yolu ile hamil olduğu, davacı hamil ile keşideci arasında temel ilişki olmadığı, temel ilişkinin davacı ile diğer davalı lehtar arasında olduğu, TTK’nın 732. maddesi çerçevesinde hamilin süresinde ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak keşideci hakkında sebepsiz zenginleşme davası açabileceği, bu davada ispat yükünün keşidecide olduğu, sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlaması gerektiği, yine davacının temel ilişkiye dayanarak hamil hakkında dava açabileceği, davalı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin, aynı zamanda ortağı olan diğer davalıya 12.781.754,00 TL borçlu iken virman yolu ile bu borçlarını ödediği ve diğer davalıya bir borcunun kalmadığının saptandığı, bu durumda davalı şirketin dava ve takip konusu çekten dolayı sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı, davacı ile bu davalı arasında ödünç ilişkisi olup davalının dava konusu çekin teminat çeki olduğunu ve bu nedenle bankaya ibraz edilmediğini, davacıdan alınan borç paranın da kendi hesabından davacının hesabına yapılan 2.000.000,00 TL miktarlı havale ile ödendiğini davacıya borcunun kalmadığını savunduğu, banka cevabi yazısıyla da davalının davacının hesabına bu miktar havale yapıldığının anlaşıldığı, davacı vekilinin havale ve miktarını kabulle birlikte bu havalenin önceki alınan borçlara ilişkin olduğunu iddia ettiği ancak önceki borç ilişkisine ilişkin bir delil sunmadığı, her ne kadar davalının yaptığı havale emrinde herhangi bir kayıt bulunmasa da bu durumda ödemenin muaccel olmuş borç için yapıldığının kabulü gerektiği, davanın dayanağı çekin 01.12.2014 keşide tarihli olduğu, davalının ödemesinin ise 17.06.2015 tarihli olduğu, dolayısı ile mevcut ödemenin bu borç için yapıldığının kabulü gerektiği, davalı keşidecinin süresinde ibraz edilmeyen çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispatladığı, diğer davalının da davacıya olan borcunu ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, gerekçeli kararının davacı vekiline 14.11.2017’de tebliğ edildiği, davacı vekilinin 07.11.2017 tarihli vekillikten istifa dilekçesi dikkate alınarak davacı asile usulüne uygun ihtar içerir gerekçeli karar ekli evrakın 01.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı asilin, HMK 345. maddesi gereği iki haftalık kesin süre içinde gerekçeli istinaf dilekçesi ibraz etmediği, 16.01.2018 tarihli beyan dilekçesi ve eklerini sunduğu, HMK’nın 355.maddesine göre; istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılığın re’sen gözetileceği, davacının süresi içinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunmadığı, davacı vekilinin süre tutum dilekçesinde herhangi bir istinaf sebebine dayanmadığı, bu durumda, istinaf incelemesinin HMK 355. maddesi gereği kamu düzenine ilişkin ilkeler dikkate alınarak yapıldığı, somut uyuşmazlıkta; davacının süresinde ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak davalılar aleyhine ilamsız takip başlattığı, davalıların takibe hak düşürücü süre içinde itiraz ettikleri, davanın süresinde açıldığı, mahkemenin görevli olduğu, dava harcının yatırıldığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle HMK 355.maddesi gereğince yapılan incelemeye göre davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.