Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3359 E. 2022/7726 K. 02.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3359
KARAR NO : 2022/7726
KARAR TARİHİ : 02.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.05.2018 tarih ve 2016/354 E. – 2018/182 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.12.2020 tarih ve 2018/2026 E. – 2020/1404 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Axa Sigorta A.Ş.’ne Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesiyle sigortalı bulunan satıcı dava dışı Korozo Amb…A.Ş.’ye ait emtianın davalı şirket tarafından taşınması sırasında hasarlandığını, mal sigortacısı tarafından ekspertiz raporunda tespit olunan hasar miktarı 130.287,71-TL’nin 20/11/2015 tarihinde sigortalıya ödendiğini, Axa Sigorta A.Ş. tarafından yapılan ödeme akabinde ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili için sigortalı Arkas Loj..A.Ş. ile bu şirketin Freight Forwarders Liability Sigorta Poliçesi ile sigortacısı bulunan müvekkili şirkete yaptığı başvuru üzerine Korozo Ambalaj firmasının emtia sigortacısı Axa Sigorta A.Ş.’ye %10 ilave bedel ve 2000 USD poliçe gereği muafiyet düşülmekle 02/03/2016 tarihinde 114.238,43-TL sigorta tazminatı ödendiğini, davalıya rücü edilmiş ise de ihtarın sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul 1. İcra Dairesinin 2016/6780 sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı ile durduğunu, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu yapılan ödeme kapsamında sigortalının haklarına TTK 1472. madde uyarınca halef olduklarını belirterek,haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının sigortalısı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığından,davacının aktif husumetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin taşıma sözleşmesi şartlarının yer aldığı konişmentonun 10. maddesi ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz hukuku olarak belirlendiğini, esas yönünden de hasarlanan konteyner ile ilgili müvekkil firmaya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını,asli kusurlu taraf konteynerin istiflenmesi ve lashingden (sağlamlaştırmadan) sorumlu olan dava dışı Tan-Air Uluslararası A.Ş ‘ne davanın ihbarını istediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın yabancı unsur taşıması, mahkemenin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması ve konişmentoya yetki ve uygulanacak hukuka ilişkin konulan şartın geçerli ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliye sigorta poliçesine dayalı alacağın rücuen tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu takip, asıl taşıyıcı şirkete izafeten acenteye karşı yapılmış ve davada asıl taşıyıcı şirkete izafeten acenteye karşı açılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye’deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK’nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye’deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır.
Asıl taşıyıcı ile fiili taşıyıcı arasındaki sözleşmelerde davalı şirketin MSC Gemi Acenteliği A.Ş.’nin Türkiye acentesi olarak belirlenip belirlenmediğinin öncelikle tespiti ile şayet Türkiye acentesi ise asıl taşıyıcıya izafeten açılan davanın TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca Türkiye’de görüleceği ve uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olacağı anlaşılmakla mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.