Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3380 E. 2021/4584 K. 31.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3380
KARAR NO : 2021/4584
KARAR TARİHİ : 31.05.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2016 tarih ve 2015/120 E. – 2016/364 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.01.2021 tarih ve 2019/857 E. – 2021/28 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dosyanın incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, HMK’nın 344. maddesi gereğince davacı vekiline gerekli istinaf harç ve giderlerini yatırması için tebligat zarfı üzerine meşruhat yazılmak suretiyle tebligat gönderildiği, davacı vekilinin istinaf harç ve giderlerini süresinden sonra yatırması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin HMK’nın 366. md. yollaması ile 344, 346/2 md. gereğince reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince harç ikmali için davacı vekiline gönderilen muhtıranın HMK’nın 344/1 maddesi hükmü hilafına mahkeme katibi tarafından oluşturulduğu, evrakta mahkeme hakiminin onayının bulunmadığı görülmektedir, Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/19-286 E., 2010/330 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere muhtıranın geçerli olabilmesi için muhtırada harç ve masrafların yatırılacağı yerin doğru olarak gösterilmiş olması gerekmesine rağmen bu konuda da meşruhatta bir bilginin yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile tebligata şerh düşülmek suretiyle yapılan bildirimin geçerli olduğundan söz edilemez. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf harçlarının davacı yanca süresinde yatırıldığının kabulüyle işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken usule aykırı düzenlenen muhtıraya dayalı olarak yazılı gerekçe ile temyiz isteminin reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın belirtilen nedenle davacı yararına bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31.05.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

HMK’nın 344. maddesi, istinaf dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tümünün ödenmesi gerektiğini, bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirileceği, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği hükmünü içermektedir.
Somut olayımızda, kararı veren ilk derece mahkemesince, yukarda açıklanan keyfiyet, karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davacı vekiline çıkarılan davetiye üzerine şerh edilmek suretiyle yazılı olarak bildirilmiş, buna karşın davacı yanca verilen yasal süre içerisinde gerekli harçların ikmal edilmediği anlaşılmıştır. Söz konusu yazılı bildirim için mahkemece ayrı bir karar verilmesini yahut çıkarılan davetiyeye ayrıca hakimin imzasının alınmasını gerektirici bir mevzuat hükmü bulunmadığı gibi uygulamanın da mahkemece yapılan biçimde süregeldiği açıktır. Öte yandan, ilgilisi tarafından, bir örneği dava dosyasında mevcut olan yazılı bildirimin mahkemece yapılmadığı konusunda herhangi bir sav ileri sürülmüş değildir. Tüm bu hususlar nazara alındığında, mezkur bildirimin HMK’nın 344. maddesi uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğunda duraksanmamalıdır. Aksinin kabulü, kanunyolu başvurusuna ilişkin yasal gereklilikleri hiç ya da gereği gibi yerine getirmeyen taraf açısından kanunda öngörülmeyen ek bir olanak sağlanması sonucunu doğuracak nitelikte olup Daire çoğunluğunun bu yönlere ilişkin düşüncesine katılamıyorum.
Ancak, yukarda sözü edilen HMK’nın 344. maddesi hükmü, istinaf başvurusunda bulunan tarafça gerekli harç ve giderlerin yazılı bildirime karşın yatırılmaması yahut ikmal edilmemesi halinde başvurunun yapılmamış sayılmasına ilişkin kararın ilk derece mahkemesine ait bir görev olduğunu belirtmekte olup İlk Derece Mahkemesi’nce verilen bu yönde bir karar verilmesi ve ilgilinin bu (ek) karara karşı HMK’nin 346/2. maddesi uyarınca bir haftalık süre içerisinde istinaf isteminde bulunulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi’nce gerekli inceleme yapılabileceği açıktır. İlk derece mahkemesince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına kararı verilmeksizin dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine sevkedilmesi halinde bu yöndeki kararın Bölge Adliye Mahkemesince de verilebileceğine ilişkin bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince, kendisine anlatılan şekilde intikal eden dava dosyaları bakımından HMK’nın 352. maddesi uyarınca başvuru şartlarının yerine getirilmediğinin saptanması halinde verilmesi gerekli kararın, dava dosyasının ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi ve HMK’nın 344. maddesi çerçevesinde yasa gereğinin takdir ifasının talep edilmesi ile sınırlı olduğunda kuşku yoktur. Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde değinilen 1.6.1990 tarih ve 3-4 sayılı İBK kararı 1086 sayılı Kanun’un 432. maddesi ile ilgili olup yasal süresinde temyiz edilmeyen yahut kesin olan mahkeme kararlarına ilişkin olmakla konusuyla sınırlı bulunduğundan, harç eksikliğine dayalı başvurunun yapılmamış sayılması kararları bakımından cari olmadığı gibi İBK kararlarının niteliği gereği kıyas yoluyla da olayımıza uygulanabilir olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi’nce Yargıtay’ın da bu gibi hallerde doğrudan karar verebileceğine ilişkin saptaması yerinde değildir.
Tüm bu sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına dair kararın yukarda açıklanan gerekçeye dayalı olarak bozulmasına karar verilmesi görüşünde olduğumdan Daire çoğunluğunun farklı nedenlere dayalı bozma kararına katılamıyorum.