YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3456
KARAR NO : 2022/8813
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 30.10.2018 tarih ve 2018/172 E. – 2018/760 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.03.2021 tarih ve 2019/947 E. – 2021/339 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü’nün 2018/2648 esas sayılı dosyası ile 153.925,41 TL’lik ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine tüm borca, yetkiye ve fer’ilerine yasal süresinde taraflarından itiraz edildiğini, davalı şirketin müvekkili aleyhine başlattığı ilamsız icra takibinde borcun dayanağı olarak 01.02.2018 faiz başlangıç tarihli 153.925,41 TL tutarındaki sigortalı Borusan Lojistik Dağıtım Depolama Taşıma Tic.A.Ş.’nin alt taşıyanı olarak borçlular tarafından üstlenilen… plakalı araç ile taşıması yapılan emtianın 18.07.2016 tarihinde çalınmasından dolayı ödenen sigorta tazminatının rücuen tahsili denilerek müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı bir alacak talep edildiğini, 18.07.2016 tarihinde dava dışı… ve … isimli şahısların …adlı şahsın üzerine kayıtlı bulunan …plakalı çekiciye müvekkilinin ruhsat sahibi olduğu… plakalı çekicinin ve çekiciye bağlı … plakalı dorsenin plakalarını sahte bir şekilde kullanarak … plakalı çekiciye takmak sureti ile dolandırıcılık suçunu işlediklerini, davalı … Japan Sigortanın, Borusan Lojistik A.Ş.’nin … Şubesi’nin taşımasını yaptığı malların sigorta poliçesini yapan şirket olduğunu, Gebze ilçesinde faaliyet gösteren Borusan Lojistiğin ise dava dışı filli boyaya ait emtianın taşınma işini yapmakta söz konusu malların ise davalı … şirketince sigortalanmakta olduğunu, Fatih Tuzcu ve … isimli şahısların dava dışı filli boyanın taşıma işini üstlenen Borusan Lojistik’e taşıması için teslim edilen ve davalı şirketçe sigorta ettirilen emtiayı Borusanın Gebze şubesinden müvekkilinin aracının ruhsat fatura ve bilgilerini gerçeğe aykırı bir şekilde düzenleyerek ve plakalarının kopyasını kullanarak söz konusu emtiayı yükleyip teslimat yerine teslim etmeden kendi nam ve hesaplarına sattığını, müvekkilinin olay tarihinde Borusan firmasından kendi aracının plakalarını sahte olarak kullanan şahısların varlığından Borusan firması yetkililerinin kendisini araması ile haberdar olduğunu, Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne Borusan Taşımacılığın yetkilileri ile giderek araç bilgilerini ve aracının plakasını ruhsatını ve taşınma belgesini sahte bir biçimde kullanan şahıslardan şikayetçi olduklarını, söz konusu şahısların 23.07.2016 tarihinde de Osmaniye ili Kadirli İlçesi Orhangazi Sanayi sitesinde bulunan … ve … şahısların sahibi olduğu Beyteks Tekstil adlı firmadan yükledikleri iplik malzemelerini güzergah dışına çıkarmaya çalışırken fabrika sahiplerinin dikkatli davranmaları üzerine …Asayiş Büro Amirliği ekiplerince suç üstü yakalandıklarını, müvekkilinin sahibi olduğu aracın plakalarını gerçeğe aykırı olarak düzenleyip çeşitli firmalardan yük alan dava dışı şahıslar olan… ve … isimli şahısların düzenledikleri belgelerle, sahte ehliyetlerle, basiretli tacir gibi davranmayan Borusan taşımacılıktan yükledikleri emtiayı teslim edilmesi gereken yere teslim etmeyip Sigorta şirketinin zararına sebebiyet verdiklerini, söz konusu durum sebebi ile müvekkilinin uzaktan yakından alakası olmayan bir hadise nedeni ile ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulmasının hak ve adalet anlayışına aykırılık teşkil etmekte olduğunu iddia ederek başlatılan icra takibinden dolayı müvekkilinin davalı şirkete 153.925,41 TL borçlu olmadığının tespitine ve müvekkili aleyhine başlatılan söz konusu icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açmış oldukları icra takibine süresinde itiraz edildiğini, itirazın iptali için dava açmış olduklarını, şuan da takibin durmuş olduğunu, huzurdaki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacıya ait çekicinin olayda kullanılmadığı, sadece plakasının ikizinin çıkarılmak suretiyle başka çekicilerde kullanıldığı, bu hususun soruşturma dosyasında sabit olduğundan soruşturma dosyasının sonuçlanmasının beklenmesine yer olmadığı kanaatine varıldığı, buna göre davacının olayda herhangi bir hukuki sorumluluğunun olmadığı, her ne kadar davalı yanca hukuki yarar olmadığından bahisle itirazda bulunmuş ise de menfi tespit davasının itirazın iptali davasından önce açıldığı davacının icra tehdidi altında beklemesinin kendisinden beklenemeyeceğinden hukuki yararın var olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesi’nin 2018/2648 esas sayılı dosyasında davacının davalıya 153.925,41 TL borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava dilekçesinin davalıya 28.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin ise 10.07.2018 tarihinde verildiği, süresinde yetki itirazının yapılmadığı, nitekim ara kararla yetki itirazının süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, dava tarihinin 23.02.2018 tarihi olduğu, davalı tarafça itirazın iptali davasının ise 18.07.2018 tarihinde İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/874 esas sayılı dosyasında açıldığı, menfi tespit davasının itirazın iptali davasından önce açılması nedeniyle menfi tespit davası açmasında davacının hukuki yararının bulunduğu, davalı … şirketinin dava dışı sigortalısının mallarının taşıma sırasında çalınması nedeniyle sigortalısına ödemiş olduğu bedelin rücuen tahsiline ilişkin taleple ilgili olarak, davacı adına kayıtlı… plakanın sahtesinin çıkartılarak ve yine davacıya ait olmayan bir araçla ve bu plaka ile eşyaların dava dışı kişi tarafından alındığı, olayla ilgili olarak Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce 2016/702 sayılı tahkikatın yapıldığı, evrakların Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na 25.02.2016 tarihli yazı ekinde sunulduğu, soruşturma evrakları içerisinde ifadesi alınan… isimli şahsın beyanı ve dosya kapsamına göre, malların davacı tarafından teslim alınmadığı, Fatih Tuzcu’nun bu malları kendisinin aldığını ifade ettiği, üzerinde bulunan İbrahim Atay adına bulunan kimliğin ve plakanın sahte olduğu, buna ilişkin uzmanlık raporunun bulunduğu, 24.07.2016 tarihli teşhis tutanağından da malların sahte plakalı araçla… tarafından alındığının tespit edildiği, şüphelilerin başka bir olay nedeniyle 24.07.2016 tarihinde yakalandıkları ve …Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 2016/4350 soruşturma sayılı dosyasının olduğu, soruşturma dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre soruşturma dosyası-ceza davasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.885,98 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden doğan rücuen tazminatın tahsili için başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince soruşturma dosyasında sabit olduğu üzere, davacı çekicisine ait plakanın ikizinin çıkartılıp başka çekicide kullanıldığı, eşyanın taşınmak üzere davacıya teslim edilmediği ve dolayısıyla davacının hukuki sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, BAM hukuk dairesince de, davacıya ait plakanın sahtesinin çıkartılarak ve yine davacıya ait olmayan araçla taşınmak üzere eşyanın dava dışı kişiler tarafından alındığı ve dolayısıyla taşınmak üzere eşyanın davacı tarafından teslim alınmadığı şeklinde ilk derece mahkemesinin gerekçesi takviye edilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda davalı sigortacı, dava dışı Borusan Lojistik Şirketi sigortalı ve aynı zamanda akdi taşıyıcı olup davacı ise akdi (asıl) taşıyıcıya bağlı fiili taşıma yapmaktadır. Rücuen tazminatın doğumuna sebep olan eşya taşımasına ilişkin olarak davacı alt taşıyıcı tarafından akdi taşıyıcı olan dava dışı Borusan Lojistik Şirketine 18.07.2016 tarihli, 26909 nolu ve KDV dahil toplam 1.534,00 TL bedelli nakliye faturası tanzim edilmiştir. Akdi taşıyıcı tarafından ise davacı adına taşıma irsaliyesi tanzim edilmiştir. Davalıda aşamalarda ve temyiz dilekçesinde eşyanın taşınmak üzere nakliye faturası ve ruhsat bilgilerini gösteren kişiye teslim edildiğini ileri sürmüştür. Diğer taraftan sahte plakalı araçla eşyayı taşınmak üzere teslim alan dava dışı kişilerin davacı ile komşu olduklarını da belirtmektedir. Hal böyle olunca nakliye fatura bedelinin davacıya ödenip ödenmediğinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Zira şayet nakliye bedeli davacıya ödenmiş ve davacıda nakliye bedelini almışsa bu husus ve taşıma irsaliyesi, yakıt kart yükleme makbuzu ve eşyayı teslim alanların davacının komşuları olması hususları davacının bilgisi dahilinde eşyanın dava dışı kişilere taşınmak üzere teslim edildiğine karine oluşturmaktadır. Eğer nakliye bedelini davacının tahsil ettiği anlaşılırsa karinenin aksini ispat yükü davacı üzerinde olduğu söz konusudur. O nedenle bu hususlar araştırılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira bu hususların tespiti halinde davacının TTK m. 850 vd. hükümleri uyarınca zıyadan sorumlu olması söz konusudur.
Bu nedenlerle kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.