YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3543
KARAR NO : 2022/8785
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erdemli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.07.2016 tarih ve 2014/527 E. – 2016/615 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin aldığı bir ihale kapsamında iş makinelerinin ve diğer araçlarının akaryakıtlarının davalıdan alınacağının kararlaştırıldığını, ileride alınacak akaryakıt için 300.000.-TL tutarındaki bononun teminat amacıyla davalıya verildiğini, süreç içinde alınan akaryakıt bedellerinin nakit ve çek ile davalıya ödendiğini, davalının toplamda 586.742,27 TL tutarında fatura kestiğini, müvekkilinin ise toplam 337.000.-TL tutarında ödeme yaptığını, istihkaklarını zamanında alamayan müvekkilinin fatura ödemelerinde aksaklık yaşadığı için 400.000.-TL tutarındaki çeki davalıya verdiğini, davalının da bu çeklere dayalı Erdemli İcra Müdürlüğünün 2009/4458 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkilinin takip dosyasına 398.812,86 TL’nin üzerinde ödeme yaptığını, icra takibi devam ederken davalının teminat amaçlı 300.000.-TL tutarındaki senedi de üzerine malen kaydını yazıp Erdemli İcra Müdürlüğünün 2010/3542 Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, davacıların böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek Erdemli İcra Müdürlüğünün 2010/3542 Esas sayılı dosyasına konu 300.000.TL tutarındaki bono nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitini, söz konusu icra dosyasına yapılan ve yapılacak ödemelerin istirdadını, kötüniyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu senette teminat olduğuna dair bir ibarenin yer almadığını, senede bağlı alacağın aksinin ancak yazılı belge ile ispatlanabileceğini, teminat iddiasına ilişkin bir delilin sunulmadığını, senetteki malen kaydı sebebiyle davacıların malın teslim edilmediğinin borçlu tarafından ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu senette “bedeli malen ahzolunmuştur” ibaresi nedeniyle senet altındaki imzayı kabul eden davacının, senet bedelinin karşılığında malı aldığını bu belge ile kabul etmiş sayıldığı, bu hususun aksini iddia eden davacının aynı ispat gücüne sahip bir belge ile senet karşılığı malın kendisine verilmediğini ispat ile mükellef olduğu, buna karşılık davacının ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddia açısından da ispat yükünün davacı üzerinde olduğu halde ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, teminat amaçlı verilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Takibe dayanak bonoda “bedeli malen ahzolunmuştur” kaydı bulunmakta olup, mahkemece, senet karşılığı malın kendisine verilmediğini aynı ispat gücüne sahip bir belge ile ispat etme yükümlülüğü davacı üzerinde olduğu gibi ve senedin teminat senedi olduğunu ispat yükü de davacı üzerinde olduğundan ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere ispat yükü davacı üzerinde olup davacılar bu yükümünü yerine getirmek adına davalı alacaklının defter, kayıt ve belgelerine de dayanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin defter, kayıt ve belgelerinin bilirkişi marifetiyle incelenip bu belgelerde bononun alınma nedenine ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığının, varsa takibe ve davaya konu bononun teminat amaçlı alınıp alınmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davalı kayıtları hiç incelenmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 07.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı, ilerde kendisine teslim edilecek akaryakıt bedellerine mahsuben avans mahiyetinde bono tanzim ederek davalı tarafa verdiğini ancak karşı tarafın malı teslim etmediği gibi bedelsiz senedi takibe koyarak tahsil etmeye kalkıştığını bu nedenle davaya konu bonodan borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf; senede bağlı alacağa karşı ileri sürülen tüm iddiaların yazılı belgeye dayalı olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; usulüne uygun delillerle ispatlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; HMK/222 ve TTK 83/2 maddesinde yer alan özel ispat düzenlemesinin kambiyo senedi niteliğindeki bonoya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Konuya dair TTK 83/2 maddesi: “ Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.
(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.
Nitekim benzer bir düzenlemeye yer veren HMK 222/5 maddesinde: “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” denilmektedir.
Dosyaya konu uyuşmazlıkta ise davacı “teminat” amacıyla düzenlendiğini iddia ederken davalı taraf, teslim edilen mal için verildiğini savunmaktadır.
Mevzubahis senedin kambiyo vasfında olduğu ve ihdas nedeni olarak “malen” kaydını içerdiği görülmektedir. “bedeli malen ahzolunmuştur” ibareli bir senette borçlunun malı teslim aldığına dair açık ikrarı bulunmaktadır. Bu durumda aksi yöndeki her türlü iddianın eşdeğer bir belgeyle desteklenmesi halinde değerlendirmeye alınabileceği izahten varestedir.
Keza “Senetle ispat zorunluluğu” başlığı altında yer alan HMK 200. Maddesi: “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmünü amirdir.
Diğer yandan kambiyo senetleri illetten mücerrettir. Tacirler arası hukuki ilişkilerden dolayı düzenlense dahi ticari defter ve kayıtlara işlenmesi zorunluluğuna dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu tür belgeyi hüküm ve kuvvetten düşürecek her türlü iddianın da eşdeğer bir belgeyle ispatı gerekir. Sayın çoğunluğun benimsediği şekildeki bir araştırma bozmasının hukuken doğuracağı herhangi bir fayda bulunmamaktadır. Dolayısıyla mevcut delil durumuna nazaran davacının davasını ispatlayamadığı yönündeki mahkeme kararı isabetli olduğundan onanması gerektiği düşüncesiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.