YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3563
KARAR NO : 2022/8732
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 25.12.2020 tarih ve 2020/336 E. – 2020/1371 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından duruşmasız, davalılar …, … ve … vekilince duruşmalı olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Avukat … ile davalı … ve … vekili Avukat … ile Avukat … ve davalı … vekili Avukat…dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 20.02.1975 yılında kurulan … ve Oğulları Gürüz Kol. Şti. ortağı sıfatında bulunduğunu, şirketin %40 payının …’e, %20 payının …’e, %20 payının davacı …’e, %20 payının davacı …’e ait olduğunu, ana sözleşme ile şirketin idaresinin davacıların babaları … ile ağabeyleri …’e verildiğini, babalarının 10.04.2013 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak kendileri haricinde davalı diğer kardeşlerini bıraktığını, yaptıkları incelemede Şanlıurfa ili, Sırrın Mah. 3932 ada, 2, 3 ve 4 parsel taşınmazların 91.265,17 TL bedelle kollektif şirket hesabından ödeme yapılarak satın alındığını ancak buna rağmen taşınmazın babaları … adına tescil edildiğini (20.10.1995 tarihinde), şirketin uzun süredir kağıt üzerinde kaldığını ve atıl durumda olduğunu şirkete ait işlerin kayyım vasıtasıyla görülmesi gerektiğini ileri sürerek şirkete tedbiren kayyım atanmasına ve bahsi geçen taşınmazların bedelleri şirket hesabından ödendiğinden tapu kayıtlarının iptali ile … ve Oğulları Gürüz Kol. Şirketi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve … vekili, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, murisleri …’ün varlıklı olduğunu ve dava konusu taşınmazı kendi adına aldığını, dava konusu taşınmazın yanı sıra bir çok menkul ve gayrimenkulünü, kira gelirini şirket sermayesine aktardığını, taşınmazın vergilerinin yıllardır itiraz edilmeden ödendiğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, dava konusu şirketin … tarafından kurulduğunu, çocuklarını formalite gereği ortak gösterdiğini, davacıların taşınmazların tamamını kendilerine almak için davayı açtığını ve gerçeği yansıtmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı …’ün (dava sırasında vefat eden) mirasçıları Şahin ve … vekili, şirketin un üretimi yaptığını, 8 yıl önce çalışmasına son verdiğini, arsanın şirket sermayesinden alınmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davacıların iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın nispi harca tabi olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın muvazaa nedenli tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davanın muvazaaya dayalı olarak açılması nedeniyle zamanaşımı definin yerinde bulunmadığı, tarafların murisinin şirket hesabından çekilen parayla dava konusu taşınmazı satın alarak kendi adına tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, taşınmazın tapusunun iptaliyle şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Davalı …, … ve davalı … vekili karara karşı ve davacılar vekili 16.10.2017 tarihli ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun davalı …, davalı … mirasçıları …, … tarafından istinaf edilmemesi, davacıların da sadece yargılama giderine yönelik olarak istinafa gelmeleri nedeniyle haklarındaki hüküm kesinleşmiş olduğu belirtilerek davalı …, … ve davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı …, … ve davalı … vekili tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde iadesine, davacılar vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkemenin 16.10.2017 tarihli ek kararının kaldırılmasına, Davacılar vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf karar ilam harcının talep halinde iadesine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davalılardan … ve … vekilinin 29.05.2018 kayıt tarihli temyiz başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344/1. maddesi gereğince yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekili kararı ve davalılardan Murat ve … vekili de 22.6.2018 tarihli ek kararı temyiz etmeleri üzerine Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, uyulan bozma ilamına göre 6762 sayılı TTK’nın 138. maddesi atfıyla kolektif şirketler hakkında adi şirket hükümleri uygulanacağının hüküm altına alındığı, adi ortakların kendisine özgü bu durumu nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etmek ve ortaklığı zarara uğratmamak yükümlülüğü olduğu,ortaklığı idare eden ortak ile, diğer ortak arasındaki ilişki vekalet hükümlerine tabi olup, bir ortak ortaklık gelirini paylaştırmadan kendi namına ve hesabına gayrimenkul veya menkul bir mal satın almış olsa bile, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 530. maddesi gereğince vekaleti olmadan diğer ortaklar namına tasarrufta bulunmuş sayılacağı, bir ortaklığın geliri ile bir taşınmazın satın alınması önemli tasarruf olduğu için öteki ortakların muvafakati gerektiği, muvafakat alınmadan taşınmazın alımı halinde ise ortaklar arasında Kanundan doğan bir güven ve vekalet ilişkisi bulunduğundan burada yetkisini aşan bir vekilin söz konusu olduğu ve vekaletsiz tasarruf hükümlerinin uygulanması gerektiği, nitekim Borçlar Kanunun 530. maddesinde de (6098 sayılı Borçlar Kanunu 628. madde) konunun bu doğrultuda düzenlendiği ve ortaklığı idare eden bir ortak ile diğer ortaklar arasındaki ilişkinin vekalet hükümlerine tabi olduğu ortaklardan biri yönetim hakkına sahip olmadığı halde ortaklık hesabına hareket eder yahut ortaklığı yöneten ortak yönetim yetkisini aşar ise; vekaleti olmadan başkası namına tasarruf edenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı, ilk derece mahkemesince alınan 22.05.2017 havale tarihli kayyım mali müşavir …’nın beyanı ile 2001 ticari defterlerinde dava konusu arsa ile ilgili 2001 yılında yapılan yatırımlar (Viranşehir yolu üzeri Şanlıurfa Ford Binası) olarak 91.265.186.704,00 TL‘nin açılış fişine işlendiği, 2016 yılı ticari defterlerinde binaların (Şanlıurfa Ford Binası) olarak 91.265,19 TL olarak şirket aktifinde yer aldığı, aynı zamanda şirket banka hesap ekstresinden Gürüz Kolektif Şirketi … ve Oğulları Kolektif Şirketinin hesabından 30.11.1995 tarihinde 5.000.000,00 TL, 05.01.1996 tarihinde yine 5.000.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000.000,00 TL … adlı kişiye para gönderilmiş olduğu anlaşıldığı halde taşınmazı murisin kendi adına aldığı, tanık olarak dinlenen … beyanı ile taşınmazı şirkete sattığı ancak bedelini muristen aldığı nazara alındığında dava konusu taşınmazın şirket hesabından satın alındığı ve ilk derece kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalılar …, … ve …’ün istinaf başvurusunun esatan reddine, davacılar vekilinin 16.10.2017 tarihli ilk derece ek kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkemenin 16.10.2017 tarihli ek kararının kaldırılmasına, Davacılar vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf karar ilam harcının talep halinde iadesine karar verilmiştir.
Davacılar vekili ve davalılar …, … ve … vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge adliye mahkemesince HMK’nın 373/3. madesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararı sonrası dosyanın bozma gerekçeleri doğrultusunda yeniden ale alınıp, yapılacak değerlendirme sonucunda karar verilmesi gerekmekte ise de dosya ilk derece mahkemesinden intikal etmiş gibi istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmesi doğru olmamakla birlikte bu yanlışlık bozma sebebi yapılamayarak sonuç itibariyle ilk derece mahkemesince toplanan delillere göre resmi akit tablosunda satış tutarı olarak 5.539.000.000,00 TL (5.539,00 TL) gösterilmesi ve bu miktarı aşan oranda şirket hesabından dava konusu taşınmazı satan dava dışı …’a toplam 10.000.000,00 TL (10.000 TL) para çıkışı olması, taşınmaz bedelinin şirket kasasından ödendiğini ispatlar nitelikte olduğundan ve ayrıca davacılar her ne kadar ortak sıfatıyla dava açmışlarsa da taşınmazın adına kayıtlı olduğu murisin mirascısı sıfatıyla aynı zamanda hak ve yükümlülük noktasında sıfat birleşmesi olduğundan ilk derece mahkemesince harçtan bu oranda sorumlu tutulmalarında bir sakınca olmamasına göre davacılar ve davalı … ile … ve … vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar ve davalı … ile … ve … vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge adliye mahkemesince verilen kararın HMK 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin duruşmaya katılan davacılar ile davalı … ile … ve …’dan alınarak yek diğerine verilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı bakiye 227.685,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar …, … ve …’den alınmasına, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, Şanlıurfa İli Sırrın Mah. 3932 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların muris … adına olan tapu kayıtlarının iptali ile … ve oğulları Gürüz Kollektif Şirketi adına tescili istemine ilişkindir.
Taşınmazlar tapu sicilinde … adına kayıtlı olup, kayıt maliki 10.04.2013 tarihinde vefat ederek geride yasal mirasçı olarak davacılar ve davalıları bırakmıştır.
Davacılar kollektif şirket ortağı olarak, taşınmazın şirket adına tescili istemi ile dava açmışlardır.
Taşınmazların tapu sicilinde muris … adına kayıtlı bulunmasına, terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olmasına göre, davanın ya tüm mirasçılara karşı açılması veya terekeye mümessil tayini suretiyle davanın görülmesi gerekmektedir.
Davacıların, aynı zamanda mirasçı sıfatını taşımaları nedeniyle davada, davalı safında da yer almaları mümkün olmadığından bu halde TMK 640/1. maddesi gereğince … terekesine mümessil tayin ettirilerek davaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde taraf teşkili henüz sağlanmadan HMK 114/1-d maddesine aykırı şekilde uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenle, mümeyyiz taraf vekillerinin temyiz itirazları incelenmeden yazılı gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, Kollektif şirket müdürü olan tarafların murisinin vekalet ilişkisini kötüye kullanarak şirket parası ile aldığı taşınmazı kendi adına tescil ettirdiği iddiasına dayalı şirket ortağı ve aynı zamanda mirasçı olan davacılar tarafından davalı mirasçılar aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası olup ilk derece mahkemesince (İDM) muvazaa nedeniyle davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) ise istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karar temyizen Dairemizin 04.12.2019 gün ve 2018-4410/7851 sayılı Kararı ile vekalet görevinin kötüye kullanılmasında zamanaşımının işlemeyeceği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan BAM Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak BAM Hukuk Dairesi bozmaya uyduğuna göre kendisi esas hakkında karar vermesi gerekirken, sanki İDM Kararına yönelik istinaf incelemesini ilk kez yapıyormuş gibi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi doğru olmamıştır. Zira BAM Hukuk Dairesi bozmadan önce İDM kararının kaldırıp kendisi esas hakkında yeniden karar vermiş ve bu karar Dairemizce bozulmuştur.
Diğer taraftan davacılar hem şirket ortağı, hem de ölen şirket ortağının mirasçılarıdır. Davayı ise ortaklık sıfatı ile açmışlardır. Dava konusu taşınmaz ise tüm mirasçılar adına tapuda muristen intikalen iştirak halinde kayıt edilmiş olup henüz müşterek mülkiyete dönüştürülmemiştir. Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 640/1. maddesi uyarınca davada tüm mirasçıları, yani terekeyi temsil için temsilci atanarak ve böylece taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın görülmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davanın görülmesi de doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları incelenmeden kararın resen BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONANMASI yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.