Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3565 E. 2022/8816 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3565
KARAR NO : 2022/8816
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 25.11.2020 tarih ve 2019/183 E. – 2020/594 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden parasının istenilen her an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği garantisiyle para alındığını, davalılar tarafından yürütülen faaliyetin kanuna aykırı olması sebebiyle tahsil edilen paraların iadesi gerektiğini, davalılar tarafından yapılan işlemin SPK’ya aykırı, izinsiz aracılık faaliyeti olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 59.953,27 TL’nin en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkil şirkete para vermediğini, şirketin ortağı olmadığını, şirket çalışanlarının herhangi bir taahhüdü bulunmadığını, dosyaya sunulan tahsilat fişleri altındaki imzanın müvekkil şirketi temsile yetkili olanlara ait olmadığını ve SPK’ya aykırı bir şekilde izinsiz aracılık faaliyetinde bulunulmadığını, … ve müvekkili şirket yetkilileri hakkında açılmış bir ceza davası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay bozma ilamı kapsamında deliller toplandığı sırada, 07.12.2019 tarihli, Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle yasa kapsamında kalan şirketlere yönelik açılan menfi tespit, tazminat ve alacak davalarında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesis edilmesi yönünde düzenleme yapıldığı, davalı şirketin yapılan değişiklik gereğince yasa kapsamında kalan şirketlerden olduğu, yasal düzenleme kapsamında derdest olan davalar yönünden de işbu şirketlere karşı açılan davalar bakımından karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2019/4504 esas sayılı ilamının bu yönde olduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığından bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş olup aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Davalı …, yukarıda açıklanan kapsama girmediğinden anılan Yasa hükmünün dava konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş, hükmüne uyulan Dairemizin 17.01.2019 tarih, 2017/1144 esas ve 2019/475 karar sayılı bozma ilamı çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.