Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3572 E. 2022/7389 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3572
KARAR NO : 2022/7389
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2016 tarih ve 2014/1187 E. – 2016/939 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.01.2021 tarih ve 2018/1102 E. – 2021/19 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, muhasebe tekniği bakımından müvekkilinin hesaplarının açık verdiğini, bu açığı kapatabilmek için davalının müvekkili şirkete fatura düzenlediğini, ancak düzenlenen faturaların gerçek anlamda bir mal alımını yansıtmadığını, kesilen faturalar nedeniyle davalının müvekkilinden usulen çek keşide etmesini istediğini, taraflar arasında varılan mutabakat uyarınca usulen düzenlenecek çeklerin davalı tarafından ciro edilerek iade edileceğini, bu şekilde çek düzenleyip davalıya verdiklerini ancak davalının anlaşmaya aykırı olarak çeki iade etmeyip Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/18924 sayılı (dava dilekçesindeki Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/19224 sayı ifadesini düzelterek) dosyası ile takibe koyduğunu, çekin bedelsiz olup borç-alacak ilişkisini yansıtmadığını, taraflar arasında da herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu hususta vergi müfettişi Saban Uçar tarafından hazırlanan 23.07.2014 tarihli rapor olduğunu ileri sürerek takip alacaklısına borçlu olmadıklarının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, menfi tespit konusu edilen 108.399,99 TL’lik (dava değeri) olan alacak, davalı yanca Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/18924 E. sayılı icra takibine konu ve müvekkil elinden usulen alınan 06.12.2013 tarihli, 4602242 seri nolu, 50.000,00 TL bedelli çek ile 10.12.2013 tarihli, 4602243 seri nolu, 50.000,00 TL bedelli çeklere ilişkin olduğu, sehven bildirilen icra takip dosyası ise yine davalı tarafından aynı gün usulen alınan ve davalı tarafından Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/19224 Esas sayılı takibine konu ettiği çeke ilişkin olduğu, davalının icra takibine konu ettiği tüm çekler açısından da borçlu olmadıklarını belirtmekle birlikte, sehven istedikleri Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/19224 Esas sayılı dosyası kapsamındaki borçla ilgili olarak, müvekkilce herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca söz
konusu alacak talebine karşı yasal sürelerin geçmesi nedeniyle herhangi bir işlem de yapılmadığını, Ankara 4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/18924 E. sayılı icra dosyasının dava dosyasına kazandırılması ile dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini ve taraflarınca dosya borcunun kapatılmış olması nedeniyle, menfi tespit davalarının istirdat davası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının menfi tespit iddiasını 22.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere taraflar arasındaki bir takım muvazaalı işlemlere dayandırdığı, bu kapsamda davacı vekili davalı tarafından düzenlenen faturaların mal alımına dayalı olmayıp fatura açığını kapatmak için danışıklı şekilde düzenlendiğini iddia ettiği, danışıklı işlemin tarafı olan davacının davalı ile olan hukuki ilişkisinde muvazaa yaptıklarını beyan ederek bu davayı açmışsa da hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak hak talebinde bulunamayacağı, iyi niyet kurallarına ve çelişkili davranma yasağına aykırı olduğu, aksi düşünülse bile dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunu kanıtlama yükü davacıda olup, çeklerin bedelsiz olduğuna ilişkin usulüne uygun sunulmuş bir delil de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve özellikle davacı yanın iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.