YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3614
KARAR NO : 2022/8784
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.06.2017 tarih ve 2014/792 E- 2017/513 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.03.2021 tarih ve 2020/44 E- 2021/222 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekilleri Av. … ile Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında süregelen bir ticaretin bulunduğunu, 28.01.2011 tarihinde TTK’nın 94. maddesi uyarınca yapılan mutabakatta davalı şirketin davacıya 601.142,62 TL borçlu olduğu hususunda anlaşıldığını, bu tutarın taraf defterleri ile de uyum sağladığını, davalının borcunu ödemediğini, müvekkilinin de davalı aleyhine Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2014/5939 Esas sayılı dosyası ile bakiye 408.336,26 TL asıl alacak, 128.122,50 TL işlemiş faiz için takip başlattığını, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/124 Esas sayılı dosyası ve alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin 601.142,62 TL alacağı belirlendiğini, itirazın haksız olduğunu, davalının dayandığı protokolün müvekkilini bağlamayacağını, anılan protokolde davalının dava dışı şirkete olan borçları ile ilgili düzenleme yapıldığını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yetkilisi … ile davacı şirketin yetkilisi…’ın kardeş olduklarını, Lider Holding A.Ş.’nin ortakları iken…’in ayrılma kararı aldığını, düzenlenen protokolün 11. maddesine göre…’in tüm hisselerini… veya dava dışı kişi ve şirketlere devrine, karşılığında da davalı şirketi devralmasına, davalı şirketin Lider Holding A.Ş.’ye olan tüm borçlarının silinmesine karar verildiğini, hükmün Lider Holding A.Ş. yanında davacı gibi Lider Holding bünyesindeki şirketleri de kapsadığını, …’in protokol gereği üzerine düşeni yapıp hisse devirlerini olması gerekenden daha düşük bedelle yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ticari defterlerindeki kayıtlara ve 28.01.2011 tarihli yazısına göre davacıya 601.142,62 borçlu olduğu, protokolün 11. maddesinde yer alan, “Ankara Lider’in Lider Holding’e olan borçları tamamen silinecektir.” hükmünün, taraflar arasındaki hisse devri, bu
kapsamda belirlenen hak ve alacakların bir neticesi olarak geniş anlamda bir ibra sözleşmesi niteliği taşıdığı, davacının, söz konusu protokolün tarafını kapsamadığını ileri sürmüşse de, ikame ettiği davada öncelikle iddia etmiş olduğu 601.142,62 alacağından 30.10.2010 tarihli protokolün konusunu oluşturan araç bedeli ve 70.271,36 kalıp bedellerini mahsup edip bakiye asıl alacak 408.336,26 TL’yi talep ettiği, protokolün uygulanması safhasında davacı tarafından aracın ve taşınırların (karıştırıcıların) devrinin yapıldığı, gerek sözleşme hükümlerini bizzat uyguladığından gerekse dava konusu talebinde protokol konusu alacak- borç ilişkisine dayandığından bu çelişkili beyanlarının kabul edilemeyeceği, hakkın kötüye kullanılması, özellikle çelişkili davranış yasağı, bir sınır teşkil ettiği, buyurucu olması nedeni ile hâkim tarafından doğrudan gözetileceği, yapılacak hisse devirleri karşılığı protokolün 6. maddesine göre davacının toplamda 25 adet çeki … lehine keşide ettiği, …’in Ankara Lider A.Ş. hisseleri alımı ve Lider Holding A.Ş. hisselerini satışı sebebiyle bu çeklerin keşide edildiği ve ödendiği, protokol tarihi itibari ile davalıdan alacaklı olduğunu iddia eden davacının, davalı şirket hisse devirleri karşılığı olarak ve tarafına yapılacak bir kazandırma olmamasına rağmen söz konusu çekleri keşide etmesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, 30.10.2010 tarihli protokolün 11. maddesinde yer alan ibra hükmünün davacı şirketi kapsayıp bağladığı, davalı şirketin protokol tarihi itibari davacı şirkete olan 601.142,62 TL borcunun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının borcu inkâr etmediği ancak, dava dışı şirket olan Lider Holding ile davalı arasında imzalanan sözleşmedeki, borç ibrasının davacı yanı da kapsadığı, bu nedenle borcun silinmesi gerektiğini iddia ettiği, davacı ile dava dışı Lider Holding A.Ş.’nin hâkim ortaklarının aynı kişilerden oluştuğu, bu kişilerin temsil ve ilzama yetkili kılındıkları, davacının protokoldeki ibra hükmünün tarafını kapsamadığını iddia etmesine rağmen dava dilekçesinde protokol hükümlerinde yer alan araç ve kalıp satışına dayanmasına ve yine protokolün imza tarihinden sonra araç ve kalıp satışına ilişkin faturaları düzenlemesine göre protokolü kabul edip uyguladığı, protokolün 6. maddesine göre davacı firmanın, davalı firma hisse devirleri edimine yönelik 25 adet çek keşide edip ödeme yapmasına göre de protokolü kabul ettiği, protokol tarihi itibari ile alacaklı olduğunu iddia ettiği davalı firmanın hisse devirlerine karşılık ödemede bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 30.10.2010 tarihli protokolün davacı tarafı kapsadığı ve bağladığı, davalı firmanın protokol tarihi itibari ile davacıya olan 601.142,62 TL borcunun ibra ile son bulduğu, bu kapsamda protokoldeki araç ve kalıp ödemelerinin mahsubu ile dava konusu edilen toplam 536.458,76 TL bakımından davacının davalıdan alacaklı olmadığı, sözleşmenin 2. maddesi ile maddede sözü geçen (taşınırların) karıştırıcıların Ankara Lider A.Ş.’ye teslim edileceği, …’in bunlara karşılık 40.000 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4. maddesine göre plakası belirtilen aracın …’e devredileceği, sözleşmenin 6. maddesine göre hisse devirleri sebebiyle, …’e Özlider Holding A.Ş. tarafından keşide edilen tamamı 3.000.000 bedelli çeklerin ve nakdin verileceği, sözleşme metninin Lider Holding A.Ş. hissedarları …, … ve… …’in kendi adına ve holding şirketlerini temsilen tanıklar huzurunda akdedildiği, üçüncü kişiler nezdinde sanki tek bir şirketle işlem yapılıyor algısı verildiği, dava dosyalarında da davacı ve davalı ve dava dışı şirketler arasında güçlü bir organik ve fiili bağlantının bulunduğunun saptandığı, dava dışı şirket ile davacı şirket arasındaki organik bağ, iktisadi bütünlük ve yönetsel özdeşliğin tespit edildiği, şirketin birbirlerinin kredi borçlarına kefil oldukları, malvarlıklarının özdeşleştiği, davacı şirket ile aralarında protokole bağlanmış bir borç bulunmasına rağmen davacıya ödeme yapılmadığı, tek bir ekonomik ünite olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davada maddi olayı anlatmak taraflara ait ise de anlatılan olaylara ilişkin hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hâkimin görevi içinde kaldığı, tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak var olduğu ve kaldırılma talep edilse idi şartlarının
oluşmuş olacağının kabulünün gerekeceği, artık hukuki bakımdan mevcut olan duruma göre değil de, fiili duruma göre karar vermek gerektiği, davacı şirketin, dava dışı şirket ile farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu yolundaki savunmaların hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, 4721 Sayılı TMK’nın 2. maddesi uyarınca korunamayacağı, bu sebeplerle Mahkeme kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş olmakla birlikte yapılan tahkikat yapıldığı gerekçesiyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf sebepleri yerinde görülmemiş olmakla birlikte yapılan tahkikat sebebiyle talebin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, itirazın iptali davasının reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.