YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3695
KARAR NO : 2022/9003
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.03.2018 tarih ve 2014/1142 E- 2018/146 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.03.2021 tarih ve 2018/2005 E- 2021/643 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy 10.İcra Müdürlüğünün 2012/19248 esas sayılı dosyası ile 20.09.2012 vade tarihli 436.000,00 TL, 20.09.2012 vade tarihli 530.000,00 TL ve 20.10.2012 vade tarihli 533.600,00 TL bedelli 3 adet senede istinaden toplam 1.526.600.-TL alacak için icra takibi başlatıldığını, ancak takip konusu senetlerin organize bir sahtecilik ve dolandırıcılık eyleminin mahsulü olup, müvekkilinin takip konusu senetler nedeniyle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı …’un müvekkilinin 2007 yılında vefat eden eşi Metin Varol’un kardeşi olduğunu, davalının müvekkiliyle yaptığı görüşmelerde kendi el yazısı ile döviz olarak yaptığı hesabı Türk lirasına çevirerek neticede Metin Varol’dan 63.635,00-TL alacağı olduğunu belirterek 20.09.2012 tarihli ve 63.600,00 TL meblağlı bir adet senedi davacıya imzalattığını, davalının bir süre sonra tekrar müvekkilini arayarak almış olduğu 63.600.-TL bedelli senedi kullanamadığını, bu nedenle senetteki meblağı ikiye bölüp iki senet haline getirmek istediğini söyleyerek 30.09.2012 vadeli 30.000,00 TL ve 20.10.2012 vadeli 33.600,00 TL meblağlı iki yeni senedi müvekkiline imzalattığını ve ilk imzalattığı senet olduğunu beyan ettiği bir senedi yırtıp attığını, davalının 30.09.2012 tarihli 30.000,00 TL ve 20.10.2012 tarihli 33.600,00 TL bedelli senetlerin vadesi geldiğinde müvekkilinin çalıştığı şirkete gelerek senet bedellerini aldığını ve imza kısmını yırttığını, senetleri davacı müvekkiline verdiğini, senetlerin bedelini elden almak suretiyle senetleri davacı müvekkiline iade eden davalının senetlerin imza kısmını yırttığını ve ayrıca senetlerin üzerine kendi el yazısı ile iptal edilmiştir yazarak senet arkasında kendisine ait olan ciroyu da karaladığını, icra takibine konu senetlerin fotokopisi incelendiğinde davalı …’un yaklaşık bir yıl önce davacıya imzalattığı 20.09.2012 vadeli 63.600,00 TL meblağlı senede 4 rakamı ve dörtyüz yazısı eklenmek suretiyle senedin 463.600,00 liralık senet haline getirildiğini, 30.09.2012 vadeli 30.000,00 TL bedelli senete 5 rakamı ve beşyüz yazısı eklenerek senedin 530.000,00 liralık senet haline getirildiğini, 20.10.2012 vadeli 33.600,00 TL bedelli senede 5 rakamı ve beşyüz yazısı eklenerek 533.600,00 liralık senet haline getirildiğinin anlaşıldığını, sahte senetlerle ilgili yaptıkları şikayet üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/113379 sayılı dosyasıyla soruşturma başlatıldığını, yapılan icra takibi ile ilgili Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesine yaptıkları şikayet üzerine 2012/1740 esas sayılı dosyasıyla açılan davada mahkemece icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, dosyanın halen Yargıtay incelemesinde olduğunu, davalının müvekkili davacıya ilk önce 63.600,00 TL bedelli senedi imzalattığını, bir süre sonra bu senedi 30.000,00 TL ve 33.600,00 TL bedelli iki adet senet ile değiştirdiğini, ikinci senetleri imzalattığı sırada ilk senet olduğunu söylediği sahte bir senedi yırtıp attığını, daha sonra iki senedin bedellerini aldığında bu iki senet yerine davacıya imza kısmı yırtılmış iki adet sahte senet iade ettiğini, müvekkilinin icra dosyası kapsamında alınan ihtiyati haciz kararı nedeniyle sahip olduğu bütün mallarına ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, sahtecilik yoluyla oluşturulup icra takibine konu edilen 20.09.2012 tarih 463.600,00 TL, 20.09.2012 tarih 530.000,00 TL, ve 20.10.2012 tarih 533.600,00 TL meblağlı senetler nedeniyle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2012/19248 esas sayılı icra takibi ve bu takibe konu senetler nedeniyle davalıya 1.526.600,00 TL borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin durdurulması yönünden teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu talep yerinde görülmediği takdirde teminatsız olarak icra dosyasına yatırılacak paraların alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılamanın devamı esnasında davaya konu icra takibiyle ilgili herhangi bir şekilde tahsilat yapılması halinde tahsil edilecek paraların tahsil tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davanın yasal ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle dosya borcu hesaplanmadan dava değeri gösterildiğinden eksik harç ödendiğini, eksik harcın tamamlattırılması konusunda davacıya kesin süre verilmesini, verilecek kesin süre içinde eksik dava harcının ödenmemesi halinde duruşma yapılmasına gerek olmadan davanın usul yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, tanık dinletilmesine de muvafakat etmediklerini, davacının müvekkiline üç adet bonoya dayalı borcunu ödemediğinden Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2012/19248 esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi yaptıklarını, takip dayanağı senetlerin yasal unsurlarını içeren kambiyo senedi vasfında olduğunu, borçlu adı, imzası ve tanzim tarihinin borçluya ait olup, müvekkilinin huzurunda imzalandığını, senet metnindeki yazı ve rakamların da tarafların ortak iradelerine uygun olarak borçlunun huzurunda müvekkili tarafından doldurulduğunu, buna rağmen davacı tarafından müvekkili hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına senetlerin sahte olduğu ve eylemin dolandırıcılık suçunu da oluşturduğu iddiası ile şikayette bulunulduğunu, ayrıca Bakırköy 2.İcra Mahkemesi nezdinde açtıkları dava ile borca ve imzaya itiraz ettiklerini, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Emniyet Polis Kriminal Müdürlüğünden alınan iki ayrı raporda senet içeriklerinde bir tahrifat bulunmadığı, borçlu imzalarının davacının eli mahsulü olduğunun belirlendiğini ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.04.2014 tarih 2012/113379 esas 2014/19170 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, verilen bu karara davacı borçlu vekillerince itiraz edilmiş ise de itirazın reddine karar verilerek Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararının 23.05.2014 tarihinde kesinleştiğini, kaldı ki davacının Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/1740 esas sayılı dosyasında 22.05.2013 günlü tutanakta senetlerdeki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmek zorunda kaldığını, bu dosyada alınan bilirkişi raporuyla da bonolardaki borçlu imzalarının borçluya ait olduğunun belirlendiğini, davacının 30.000,00 TL ve 33.600,00 TL miktarındaki senetleri 10.10.2011 tarihinde düzenlediğini, alacağın gerisini uzun vadede ödeyeceğini söylemesi üzerine müvekkilinin kabul etmeyerek gerçekte ödeme olmayan senetlerin üzerine iptal edilmiş yazarak senetlerin fotokopilerini almak suretiyle senetleri davacıya iade ettiğini, davacı tarafından senetlerin ıslak imzalarının yırtıldığını, müvekkilinin davacı ile görüştüğü sırada Levent Bozkurt isimli müşterisinin kendisini telefonla aradığını, iplik almak istediğini söylemesi üzerine davacının yanında bir müsvette kağıda hesaplama yaptığını, o müsvette kağıdın oradaki masada kaldığını, kağıdın üst kısmındaki “… hesabı” yazısı ile 20.09.2012 tarihli döviz çizelgesindeki 20.09.2012 tarihlerini içeren rakam ile 63.600,00 TL rakam ve yazısı ve “çetin” yazılarının müvekkiline ait olmadığını, davalının anne, baba ve kız kardeşi adına ME-GA motorlu araçlar isimli firma kurarak taksitli otomobil kampanyası yaparak çok sayıda insanın parasını alıp otomobillerini vermediklerini, bu yolla birçok kişiyi dolandırdıklarını, eşi Metin Varol’un ise şirkete hariçten müdür olarak atandığını, borçlunun alacaklılar yüzünden sıkıntıda olduğunu gören müvekkilinin, ağabeyinin ölümünden sonra borçluya sahip çıkarak kendisine yüklü miktarlarda borç para verdiğini, ayrıca İkitelli’deki kaba inşaat halinde olan kooperatif binası inşaatının birinci katını anahtar teslimi yaptırıp tamamladıktan sonra teslim ettiğini, müvekkilinin toplam alacağının 1.600.000,00 TL’ye ulaştığını, davacının borcuna karşılık 2011 yılı Temmuz ayında müvekkiline bir adet 500.000,00 TL ve iki adet 550.000,00 TL bedelli toplam 3 adet senet verdiğini, borcun 72.800,00 TL lik kısmının ödendiğini, müvekkilinin davacıdan 1.527.200,00 TL alacağının kaldığını, borcun ödenmesi konusunda taraflar bir araya geldiklerinde davacının önce borcun 127.200,00 TL’ lik kısmı için 30.000,00 TL, 33.600,00 TL’ lik senet düzenleyip geri kalanı için 63.600,00 TL lik senet düzenleyeceğini ve kalan borcunu ise 50.000,00’er TL’ lik aylık senetler halinde ödemek istediğini söylemesi üzerine müvekkilinin bunu kabul etmeyerek 63.600,00 TL bedelli senet düzenlenmeden ayrıldığını, daha sonra tarafların 13.10.2011 tarihinde tekrar bir araya gelerek yapılan 72.800,00-TL’ lik ödemeler ilk üç adet senetlerden düşülerek yeni senetler düzenlendiğini, miktarlarının sırasıyla 463.600,00 TL, 530.000,00 TL ve 533.600,00 TL bedelli senetler olduğunu, eski senetlerin ise davacıya iade edildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 27.08.2013 tarihli raporda 463.600,00 TL, 530.000,00 TL ve 533.600,00 TL bedelli senetlerin netice olarak meblağ hanelerindeki ibarelerde silinti, kazıntı veya ilave yoluyla tahrifat yapıldığını gösterir nitelikte bir bulguya rastlanmadığının bildirildiğini, senetlerin sahte olmadığını belirterek davanın reddine, müvekkilinin mağdur olmaması bakımından tensip kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, bu mümkün görülmediği takdirde çekişme konusu olmayan ve sahtelik iddia edilmeyen kısım yönünden senet miktarlarına göre 127.200,00 TL’ lik miktarı yönünden ihtiyati tedbir kararının ivedi olarak kaldırılmasını, kalan miktar itibariyle HMK.nun 392 maddesi uyarınca alacağın % 120’sinden az olmamak üzere nakit ya da banka teminat mektubu olarak davacıdan teminat alınmasına karar verilmesini, ayrıca takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere (fazlaya ilişkin tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla) tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafın takibe konu senetlerdeki miktar bölümlerinin rakam ve yazılarında ilave yapıldığını, bu şekilde senet miktarlarının yükseltildiğini, kalan miktarın ise ödendiğini ileri sürerek senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istediği, davalı tarafın ise, davacıya borç para verdiğini, senetlerde tahrifat yapılmadığını, senetlerdeki imzaların davacı – borçluya ait olduğunu, davacının diğer iddialarının ise gerçek olmadığını savunduğu, gerek savcılık aşamasında gerek Asliye Ceza Mahkemesinde, gerekse İcra Hukuk Mahkemesinde yaptırılan bilirkişi incelemelerinde dava konusu bonolardaki keşideci imzalarının davacı …’un eli ürünü olduğu, bonolarda miktar bölümlerindeki rakam ve yazılarda ilave ya da tahrifat olmadığı, miktar yazılarının benzer fiziki evsafta bir kalem ile tek seferde yazılmış olduklarının tespit olunduğu, özellikle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinin raporunun, davacı tarafça sunulan özel rapordaki çelişkiyi de giderdiği, 6754 sayılı Kanunu’nun 30.maddesi ile 2659 sayılı Adli Tıp Kanunu’nun 15.maddesine eklenen ek fıkra uyarınca, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinin raporunun kesin olup, son merci olduğundan, mahkemece tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek duyulmadığı, dava konusu senetler incelendiğinde; bono vasıflarını taşıdıklarının görüldüğü, bilindiği gibi kural olarak bononun da aralarında bulunduğu kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarını içeren senetler olduğu, soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında, alacaklının alacağın sebebini ispat etmesinin kural olarak zorunlu olmadığı, kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterdiği, buna göre, bir kambiyo senedi ile borç altına giren kimsenin, borçlu olmadığını iddia ediyor ise, bu hususu ispat etmekle yükümlü olduğu, somut olayda, davacının senetlerin miktarlarında tahrifat yapıldığını, davalı senet lehtarı …’a bu kadar borcu bulunmadığını, borçlu olduğu daha düşük rakam için senetler imzaladığını, borçlu olduğu miktarı davalıya ödediğini, davalının ise imzaladığı senetler yerine başka senetleri kendisine iade ettiğini, iade edilen senetlerde imza kısımlarının yırtılmış olduğunu, üzerlerine iptal yazılarının yazılmış halde kendisine verildiğini iddia ettiği, davalının ise, davacının iddialarını kabul etmediğini, davacıya yüklü miktarda borç para verdiğini, ödediği senetler dışında dava konusu senetlerden dolayı davacının herhangi bir ödeme yapmadığını savunduğu, benimsenen Adli Tıp raporlarıyla dava konusu bonolarda miktar bölümlerinde tahrifat yapılmadığımın tespit olunduğu, davacı, diğer iddiaları yönünden tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de, yukarıda açıklanan gerekçelerle senede karşı senetle ispat kuralı nedeniyle usul hükümlerine uygun olmadığından tanık dinletme talebinin reddedildiği, davacının sunduğu diğer delillerin ise, iddiasını ispata yeterli görülmediği, bonolarda “nakden” kaydının mevcut olduğu, bonoların ihdas kaydının taraflarca talil edilmediği, bu nedenle ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın menfi tespite ilişkin iddialarını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının açtığı menfi tespit davasının reddine, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, HMK 209. maddesine göre ihtiyati tedbir kararı verilmiş olduğundan İİK 72/4 maddesi uyarınca tazminata karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, senetlerde tahrifat yapıldığına yönelik olarak yapılan değerlendirmede dava konusu bonolardaki keşideci imzalarının davacı …’un eli ürünü olduğu, bonolarda miktar bölümlerindeki rakam ve yazılarda ilave ya da tahrifat olmadığı, miktar yazılarının benzer fiziki evsafta bir kalem ile tek seferde yazılmış olduklarının tespit olunduğu, özellikle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetinin raporunun, davacı tarafça sunulan özel rapordaki çelişkiyi de giderdiği yine bu senetlerle ilgili imzaya itiraz davasının Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinde görüldüğü, tahrifat bulunmadığına dair alınan rapor ve davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2015/17854 Esas ve 2015/29895 Karar sayılı ilam ile onandığı, karar düzeltme isteminin de reddine karar verilerek kesinleştiği, senetlerin bedeli nakden olup, para borcuna ilişkin olduğu kabul edilmekle, temlik eden davalı yanın beyanlarının değişiklik göstermekle birlikte yine borç para verme ilişkisine dair olduğu, bu nedenle senetlerin sebebinin talili anlamını taşımayacağı, yazı incelemesi yapılmayan belge içeriğinin davalı …’in eli mahsulü olduğunun anlaşılması halinde dahi, tarafların tüm mali ilişkilerinin bir yekün hesabı olarak nitelendirilecek ve kesin alacak/ borç miktarını belirleyecek bir açıklık bulunmadığından ve senetlerle ilişkilendirilmesine elverişli açıklık ve izah bulunmadığından mahkemenin bu yönde araştırma yapmamış olmasının sonucu değiştirir mahiyette bulunmadığı, senede karşı senetle ispat kuralının istisnası olacak bir durum bulunmadığı, hata, hile ikrah gibi nedenlere dayanmadığı, davalı ile davacı arasındaki akrabalık ilişkisinin senet düzenlenmeyecek kişiler yakınlığında olmadığı gibi, bu yakınlıkta olanlar arasında dahi senet düzenlenmiş ise aksinin de aynı şekilde senetle ispat edileceği, bu nedenle tanık dinlenmemesinin de davada geçerli ispat vasıtalarına uygun olduğu, temlik ilişkisinin sıhhatinin de dava sonucunu etkiler bir husus olmadığı gerekçesiyle davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.