Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3713 E. 2022/7764 K. 03.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3713
KARAR NO : 2022/7764
KARAR TARİHİ : 03.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.10.2018 tarih ve 2016/1295 E- 2018/1036 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/235 E- 2021/253 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında 15.05.2013 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, davalının bayilik sözleşmesine ilave olarak düzenlemiş olduğu ürün alım taahhütnamesi ile, anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 2.211 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20-USD tutarında kâr mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu sözleşmenin 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü uyarınca 4.991 ton ürün alması gerekirken, bu dönemde 2.739 ton ürün aldığını, bu kapsamda davalının eksik aldığı 2.252 ton ürün için 45.044-USD kâr kaybı borcunun doğduğunu belirterek, kâr mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000-USD’nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davaya konu kâr mahrumiyeti ve cezai şart şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi diğer bir deyimle sözleşmenin fesih edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmeyi feshedildiğine ilişkin olmayıp davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih ihtarı bulunmaksızın kâr kaybı ve cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin sözleşmenin feshine bağlı talepler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir ihtar da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK kaydına göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, dolayısıyla beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinde yer alan asgari alım taahhüdüne uyulmamasından kaynaklanan kâr mahrumiyeti alacağına ilişkindir.
Taraflar arasında 15.05.2013 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde ürün alım taahhütnamesi imzalanmıştır. Dosyada bulunan EPDK kaydına göre, davalı şirketin isteği üzerine, tesisin dava dışı bir şirkete devri nedeniyle 14.08.2015 tarihinde lisansın iptal edildiği görülmekte olup sözleşmenin fiili imkansızlık nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. TBK’nın 136/1. madde hükmü uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa, borç sona erer. Sözleşmenin sona ermesinde davalı şirketin kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı kendi kusuruyla borcun ifasını imkansızlaştırdığından meydana gelen zarardan TBK’nın 112. maddesi uyarınca sorumludur. Taahhütname ile davalı yıllık asgari 2.211 ton otogaz ürününü davacıdan almayı, sözleşme süresinin sonunda veya her bir yıllık anlaşma süresi sonunda hesaplanacak eksik alım miktarı üzerinden ton başına 20 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul etmiştir. Taahhütnamenin ( c) bendinde kâr mahrumiyeti miktarının anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği, (d) bendinde anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, (g) bendinde Akpet Gaz A.Ş.’nin anıla kâr mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği hüküm altına alınmıştır. Davacının kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin talebi hakkında taahhütnamedeki bu hükümler değerlendirilerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,03.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.