Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3749 E. 2022/9107 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3749
KARAR NO : 2022/9107
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.09.2020 tarih ve 2019/442 E. – 2020/402 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalılar vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’ın 10 yıl süre ile davalı şirkete müdür seçildiğini, davalı müdürün şirketin hep zarar ettiğini söylediğini, müvekkilinden şirketin kazançları ile muhasebe kayıtlarının gizlendiğini, şirketin içinin tamamen boşaltıldığını, borca batık hale getirildiğini, 2012 yılı sonu itibari ile davalı …’ın 79.000 TL, diğer davalı …’ın da 75.732 TL şirketten alacaklı göründüklerini, bu alacakların muhasebe hareketleri ile oluşturulup gerçeği yansıtmadığını, davalı … tarafından müvekkiline haber verilmeden yapılan 20.08.2013 tarihli genel kurul toplantısında şirketin tasfiyesine, tasfiye memuru olarak da davalı …’ın seçilmesine karar verildiğini, şirket müdürünün basiretsizliği, ağır ihmalleri ve kastıyla şirketin zarara uğratılıp tasfiyeye sokulduğunu ileri sürerek 20.08.2013 tarihli genel kurul kararlarının butlanını, yokluğunu veya iptalini, davalı …’ın şirket müdürlüğünden ve tasfiye memurluğundan azlini, şirkete yönetim kayyımı atanmasını, şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığının tespitini, şirketin uğradığı zarar ve ziyanının tespit edilerek davalı …’dan ticari faiziyle birlikte tahsili ile davalı şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, işletme maliyetlerinin aşağı çekilmesi için tasfiyeye girildiğini, müvekkillerinin kredi çekip şirkete aktardığını, şirketin sürekli zarar ettiğini, genel kurulun yasal şartlarına uygun gerçekleştirildiğini, 3 aylık hak düşürücü süre içinde genel kurulun iptalinin istenmediğini, tebligatın doğru adrese gönderilmesine rağmen davacıya ulaşılamadığını, müvekkili… ve…’nin de 75.732,99 TL şirket masraflarının karşılanması için şirkete borç verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının TTK’nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde …’a 43.094,32 TL, …’a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete kayyım tayinine gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü … tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar … ve …’a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı …’ın şirket müdürlük görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, ortaklar kurulu kararının butlanının, yokluğunun tespiti, iptali, şirket yöneticisinin azli, şirkete kayyım atanması, şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalı şirket müdüründen tahsili ve şirketin ortaklarına borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Dairemiz uygulamalarına göre kural olarak çağrı olmaksızın veya yetkili organlarca yapılmış çağrı bulunmaksızın yapılan genel kurul toplantılarında alınan karar dışında çağrıda usulsüzlük yokluk ya da butlan sonucu doğurmayıp iptal sebebidir. Mahkemece şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin usulsüz çağrı ile toplanan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun kabulü bu nedenle doğru görülmemiştir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde düzenlenen hukuka aykırılıkların yaptırımı butlan olup, mahkemece TTK’nın 447. maddesi gereği kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda davanın 22.11.2013 tarihinde açıldığı, dava konusu ortaklar kurulu kararının ise 20.08.2013 tarihinde alındığı gözetilerek TTK 445. maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan ortaklar kurulu kararı ile ilgili iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Davacı ortak, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirketin, ortakları olan diğer davalılar … ve …’a borçlu olmadığının tespitini istemişse de bu talebin ancak borçlu şirket tarafından açılacak bir davada alacaklı ortaklara yöneltilebileceği, davacının bu davayı açmaya aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı nazara alınmadan işin esasına girilerek menfi tespit isteminin kabulü yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
3- Her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerekir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın Belirsiz Alacak ve Tespit Davası başlıklı 107/3. maddesinde “Kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davasının da açılabileceği, bu durumda hukuki yararın varlığının kabul edileceği” düzenlenmiştir. Davacı, diğer taleplerinin yanında ortağı olduğu şirketin uğradığı zararın tespiti ile zarar miktarının davalı şirket müdüründen alınarak Kepez Halı Saha ve Sos. Tes. İnş. Nak. Tur. Gıda Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’ne verilmesini de istemiştir. Davacının, davalı şirketin müdürüne yönelttiği bu dava dolaylı sorumluluk davası niteliğinde olup mahkemece, davalı şirket müdürünün davacının ortağı olduğu şirkete zarar verip vermediği, vermiş ise zararın miktarının tespiti gerekirken sorumluluk davasının reddi sonucuna yola açan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.