Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3805 E. 2021/6270 K. 16.11.2021 T.
Yayınlanma Tarihi: 30.01.2024 06:46
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3805
KARAR NO : 2021/6270
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.05.2019 gün ve 2017-454/406 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı ...' ın hamilelik dönemindeki tüm kontrollerini Özel Koru Ankara Hastanesine bağlı çalışan Dr. ... ...' nin takip ettiğini, doktorun bebeğin sağlık durumu ile ilgili sıkıntıları tespit edip davacıya söylemesi gerektiğini, davacının bu durumda hamileliğini sonlandırabileceğini, doktorun davacının doğumu sonlandırma hakkını kısıtlandırarak, küçük...’in bu hastalıklarla dünyaya gelmesini sağlayıp, Yiğit’in de hayatını tehlikeye attığını, hekimin davalı ... şirketine ekli poliçe ile tıbbı kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sigorta yaptırdığını, hekimin hastasını aydınlatma özen ve çaba sarf etme yükümlülüğünün ihlali neticesinde davacıların kişisel değerlerinde eksilme meydana geldiğini ileri sürerek hekimin mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak davacılar Vicdan için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, Yiğit için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 225.000,00 TL manevi tazminatın ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hekim ...’nin dava konusu olay ve benzeri riskler bakımından davalı şirket tarafından tanzim edilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile güvence altına alındığını, mahkemece söz konusu müdahalenin bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, hekimin elinde olmayan sebeplerle gelişen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, dava konusu olayda hekimin kusuru olmadığını, zarar ile hekim tarafından uygulanan teşhis ve tedavi işlemleri arasında illiyetin bulunmadığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasının esas olduğunu belirterek davanın hekim ...’ ye ihbarını ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; bilirkişi kurulu tarafından yapılan tıbbi değerlendirme sonucu bebeğin kalbindeki hastalıklara anne karnında tanı konmasının mevcut şartlarda mümkün olmadığı, mevcut arızanın doktor ... ... dışında meydana gelmiş bir arıza olduğu, hekimin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalının hekimin kusuru olması halinde zarardan sorumlu olmakla mevcut dosya delil durumu çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu davalının tanzim ettiği poliçe kapsamında tazmin sorumluluğu olmayacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istekleri halinde aşağıda yazılı 304,60 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 16/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, Tıbbi kötü uygulama kaynaklı, hizmet veren doktorun tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sigortası nedeniyle sigorta şirketi aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat taleplerinden ibarettir.
Mahkemece, yargılama sırasında, doktorun bebekte meydana gelen arıza dolayısıyla kusurlu olup olmadığı konusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişiler netice itibariyle doktorun kusurlu olmadıklarını belirtmişler mahkeme de bu raporu benimseyerek davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili yargılama sırasında bilirkişi raporuna itiraz etmiş, mahkemece itiraz edilen hususlar dikkate alınmamıştır.
Davacı vekili itirazlarının mahkemece dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini belirterek aynı hususları temyiz dilekçesinde yeniden dile getirmiştir.
Mahkemece, davacının itirazlarının değerlendirilmesi ve gerekirse yeni bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan mahkemenin kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına muhalifim.