Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3859 E. 2022/9025 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3859
KARAR NO : 2022/9025
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 31.01.2020 tarih ve 2018/479 E. – 2020/77 K. sayılı kararın davalı … mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2020/942 E- 2021/678 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı … mirasçıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının davacının kardeşi olduğunu, Sakarya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1091 Esas sayılı dosyası ile izalei şüyu davalarının devam etmekte olduğunu, bu dava devam ederken davacının Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/167 Esas sayılı muhdesatın aidiyeti davası açtığını ve kazandığını, bu davanın vekalet ücreti ve yargılama giderleri için icra takibi başlatıldığını, bundan sonra davalının davacı aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2018/12713 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının davacıdan tehdit ve baskıyla imzalatmak suretiyle boş senet aldığını, seneler sonra kendi iradesi ile doldurarak kötü niyetli olarak icra takibine konu ettiğini, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/23078 Soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu, 270.000,00 TL’lik borç doğurucu işlemin hiçbir zaman yapılmadığını ileri sürerek borca konu senedin ve takibin iptalini, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitini, bonolarda yazılı miktar olan 270.000,00TL’nin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı süresi içerisinde davaya ilişkin cevap dilekçesi sunmamış, sonraki tarihli beyan dilekçelerinde ise, davacı ile miras meselesi ve anne babalarına bakım karşılığında dava konusu senedin davacı tarafça imzalanarak verildiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının savunması ile senedin nakden kaydını talil ettiği ve ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davalı alacaklı tarafından takibe konu senede ilişkin olarak bu bedel karşılığına ilişkin iddianın usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2018/12713 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, borca konu senedin ve icra takibinin iptaline, takipte kötü niyet şartlarının ispat olunamadığı, İİK 72/5. maddesi şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; HMK’nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, korkutma sebebiyle imzalanan senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve takibin iptali istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu 39. maddesine dayanan davacının korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi veya verdiği şeyi geri istemesi gerekir, aksi halde sözleşmeyi onamış sayılır. 31.08.2013 tanzim tarihli senet ile ilgili borçlu olmadığı hususunu 05.09.2018 tarihinde uyuşmazlık konusu haline getiren davacı bir yıllık süreyi geçirmiş olduğundan artık sözleşmeyi benimsemiş sayılır. Ne var ki davacı bedelsizlik iddiasına da dayandığından, mahkemece bu yöne ilişkin taraf delillerinin de senede karşı senetle ispat kuralı gereği ayrıca toplanıp değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı, kardeşi olan murisle miras meseleleri ve bakıma muhtaç anne baba için yapılan hizmet giderlerinin davalıya isabet eden tutarların karşılanması için senedin tanzim edildiğini belirtmiş ise de, mirasçıların kendi aralarında yaptıkları mahsuplaşmada davacının kendisine isabet eden borç bakiyesi kadar senet tanzim edilmesinin “nakten” yazılan ihdas sebebinin talili anlamına gelmeyeceği de gözetilerek sair deliller nazara alınarak uygun sonuç çerçevesince bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara yönelik istinaf taleplerinin Bölge Adliye Mahkemesince de esastan reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı … mirasçılarına verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.