YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3990
KARAR NO : 2022/7671
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.11.2017 tarih ve 2017/311 E- 2017/402 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-usulden reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2018/1721 E- 2021/685 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, “Sağlam Metal San ve Tic. A.Ş.” ticaret unvanı ile 17.02.1995 tarihinde tescil edildiğini, her türlü metal ve alaşımların üretimi, alımı, satımı, ithalatı, ihracatı ve yurtiçi pazarlama işini yaptığını, müvekkilinin ayrıca “Sağlam Metal” ibaresini marka olarak kendi adına tescil ettirdiğini, ticaret unvanında ki sağlam metal ibaresinin ayırt edici olduğunu, müvekkilince yapılan araştırma sonunda sağlam metal ibaresinin davalı tarafından uzun süredir ticari faaliyetlerinde haksız olarak kullanıldığının tespit edildiğini, davalının vergi kayıtlarında … ismini kullanırken, ticaretinde Sağlam metal ibaresiyle iş yaptığını, ayrıca www.saglambronzmetal.com adresini alan adı olarak haksız kullandığını ileri sürerek müvekkiline ait “Sağlam Metal” ibareli ticaret unvanının davalı tarafından ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullanıldığının tespitine, davalının işletme adındaki Sağlam Metal ibaresinin terkini ile kullanılmasının yasaklanmasına, internet adresinin kullanılmasının ticaret unvanına tecavüz ettiğinin tespiti ile kullanımının yasaklanmasına, ayrıca ticaret unvanına tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ile davalıya ait araçların ve davalı tarafından kullanılan üzerinde “Sağlam Metal, Sağlam Bronz Metal ve www.saglambronzmetal.com” ibareleri yer alan reklam, broşür, tabela gibi tüm yazılı evrak ve tanıtım vasıtalarının imhasına, bu suretle ticaret unvanına vari her türlü tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “Sağlam metal” esnaf işletme adını 1993 yılından beri aynı adreste kullandığını, esnaf işletmesini ilk zamanlar “Sağlam Metal …” iken 1998 yılında müvekkilinin devraldığını ve “Sağlam Metal …” olarak kullanmaya devam ettiğini, bu ibarenin ticaret unvanı olmayıp, esnaf işletme adı olduğunu, davacının ise ne o tarihte nede halen tescilli bir işletme adının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının eniştesi olan …’ın davalı işyerinde faaliyet gösterdiği, davalının eniştesinin yanında 1993 yılından beridir çalıştığı, daha sonra bu işyerini eniştesinden devralarak faaliyetini devam ettirdiği ve bu yıllardan itibaren Karaköy piyasasında Sağlam Metal olarak bilindiği, davacı yanın marka tescilinin davadan sonra yaptırdığı, davacının ticaret unvanının Kürk Deri iken sonradan unvan değişikliği yaptığı Sağlam Metal ibaresi üzerinde davalının öncelikli hak sahipliğinin bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesi’nce iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek vergi dairesinden gönderilen belgelerden, gerekse davalı tarafından sunulan fatura ve diğer belge içeriklerinden davalının 1993 yılından beri Sağlam Metal unvanıyla faaliyet yürüttüğü, dolayısıyla davacının ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin gerçekleştiğine yönelik iddialarının sübuta ermediği, mahkemece bu nedenlerle davanın reddine ilişkin kararı yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf istemlerinin reddi gerektiği, davalının istinafı yönünden ise; her ne kadar somut davada hem ticaret unvanına tecavüz, hem de haksız rekabet iddiası yönünden talepler bulunduğu ve hem ticaret unvanına tecavüz davası yönünden, hem de haksız rekabet davası yönünden davalı yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmeksi gerekmekte ise de, mahkemece bir adet vekalet ücretine hükmedilmiş olup ilk derece mahkemesi kararının tarihi olan 2017 yılı itibariyle eksik hükmedilen vekalet ücreti 2.860,00 TL olduğu, bu tutarında 2017 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından davalının ayrıca bir vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebinin reddi gerektiği, öte yandan dava başlangıçta asliye ticaret mahkemesinde açılmış olup orda verilen görevsizlik kararı nedeniyle davalı yararına ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmesi istenilmiş ise de, HMK’nın 331.maddesinde vekalet ücretine görevli mahkemece hükmedileceği belirtilmiş olup usul kanununda ayrıca görevsiz mahkemedeki yargılama için ayrı bir vekalet ücretine hükmedileceğine dair bir düzenleme bulunmadığı gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-3004 Esas, 2019/217 karar sayılı ilamında da işaret edildiği üzere davalı lehine ayrıca görevsizlik kararı nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesi de isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin de istinaf talebinin hem usulden, hem esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ticaret unvanına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi ve durdurulması istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesi’nce yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili tarafından hem ticaret unvanına tecavüz, hem de haksız rekabet iddiası yönünden taleplerde bulunduğu, bu taleplerinde 6100 sayılı HMK 110. maddesi gereğince davaların yığılması niteliğinde olduğu, davacının aynı davalıya karşı, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği bu durumda davacının ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönündeki davası bakımından davalı lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.