Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4043 E. 2022/9343 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4043
KARAR NO : 2022/9343
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 26.04.2019 tarih ve 2018/406 E. – 2019/248 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.03.2021 tarih ve 2019/1169 E. – 2021/444 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili hakkında mahkemece iflas erteleme kararı verildiğini, davalının anılan karar tarihinden sonra müvekkiline ait hesaplara bloke koyarak banka alacağına mahsuben farklı tarihlerde toplam 1.500.000,00 TL tahsil ettiğini, yapılan işlemlerin iflas erteleme davasındaki tedbir kararına ve iflas erteleme kararının niteliğine aykırı olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000,00 TL’nin tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve kayyum heyeti kararı ile kredi borcunun yapılandırıldığını, taksitlerin hesaptan mahsup edilmesi yönünde otomatik virman talimatı verildiğini, yapılan işlemlerin taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine uygun olduğunu, iflasın ertelenmesi halinde alınacak tedbirlerin maddi hukuka ilişkin talep ve def’i haklarını kısıtlamayacağını, üçüncü kişilerin durumunu etkilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacı şirket kayyımlarının da onayı ile davalı bankadan kullanılan tüm kredilerin yapılandırıldığı, kısa vadeli banka borcunun uzun vade ile yapılandırılarak ödenmesinin şirket lehine olduğu, şirketin iflasın ertelenmesi talebinin kabulüne karar verilmesinden sonra davalı banka tarafından davacıya kredi kullandırıldığı, davacı şirketin, atanan kayyımların da onayını taşıyan yapılandırma talebinde bulunduğu, davalının verilen talimatlar doğrultusunda kullandırılan ve yapılandırılan krediler nedeniyle davacı şirketin hesaplarından işlem gerçekleştirdiği, davalının herhangi bir takip yapmaksızın yapmış olduğu işlemin maddi hukuk alanına ilişkin bir işlem olduğu, taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinden kaynaklı ve davacının vermiş olduğu talimatlara dayalı olarak davalının haklarını kullandığı, davacı şirketin alacaklılar arasında eşitsizlik yaratıldığına ilişkin de bir iddiasının bulunmadığı, böyle bir iddia bulunsa dahi kendi talimatıyla davalı bankanın gerçekleştirmiş olduğu işlem nedeniyle daha sonradan ileri sürülen alacaklılar arasında eşitsizlik iddiasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, böylesi bir iddianın dava dışı alacaklılar tarafından ileri sürülebileceği, dava dışı alacaklılar tarafından bu şekilde bir iddiada bulunulması halinde bahse konu iddianın yerinde olup olmadığının değerlendirilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, uyuşmazlığın iflas erteleme davasında verilen ihtiyati tedbir kararına rağmen davalı bankanın davacı hesaplarından kredi alacağını mahsup işlemi yapmak suretiyle tahsil edip edemeyeceği, tahsil edemeyecek ise davacının alacak miktarı hususlarından kaynaklandığı, davacı şirket hakkında açılan iflas erteleme davasında ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra ve iflas erteleme karar tarihinden sonra olmak üzere davacı şirkete atanan kayyum heyetinin onayı ile davacı ile davalı banka arasında değişik tarihlerde yapılandırma sözleşmeleri imzalandığı, taraflar arasında akdedilen 14.01.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ekinde davacı tarafından davalı bankaya verilen otomatik virman talimatının bulunduğu, davacı şirketin atanan kayyımların da onayını taşıyan yapılandırma talebinde bulunduğu, davalının verilen talimatlar doğrultusunda kullandırılan ve yapılandırılan krediler nedeniyle davacı şirketin hesaplarından işlem gerçekleştirdiği, davalı tarafından yapılan işlemlerin taraflar arasında akdedilen sözleşmelere uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.