Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4046 E. 2022/7978 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4046
KARAR NO : 2022/7978
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Tüketici Mahkemesince verilen 18.06.2019 tarih ve 2017/197 E- 2019/209 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.03.2021 tarih ve 2019/1616 E- 2021/421 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankaya yatırdığı paraları çekmek için gittiğinde hesapta para bulunmadığının bildirildiğini, banka yetkililerinin, çalışanın eyleminden kuşkulandıklarını belirttiğini, davalıya ihtarname çekerek bedelin ödenmesini istediği halde ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 23.350$ ile 363.700€’nun yabancı paralara uygulanan en yüksek faiz oranı birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, davacı alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu işlemlerin olduğu dönemlerde davacının Türkiye’de olduğunu ve onun bilgisi dahilinde bu işlemlerin gerçekleştirildiğini kanıtlayamadığı gibi; işlemlere ilişkin kamera kayıtlarının sunulmaması ve boşa atılan imzalı dekontlarla müşteri de güven yaratılarak işlemler yapılması karşısında, bankanın boşa imza alınmasına izin vererek banka çalışanın müşteriyi dolandırma ihtimalini arttırması, bu uygulamasının bankanın kusuru ile müşterinin dolandırılması işleminin gerçekleştirmesi sebebiyle güven kurumu olan banka hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, davalı banka tarafından tüm tedbirlerin alındığı ve davacının bilgisi dahilinde bu işlemlerin yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 255.000 Euro’nun TBK’nın 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 08.09.2016 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri istinaf etmiştir.
İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan EURO ve USD vadeli hesaplarının bilgisi ve rızası dışında çekilmek suretiyle zarara uğratıldığından bahisle hesaplarından rızası dışında alınan paraların faizleri ile iadesi istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında kabul edilen 01.09.2008 tarihli 60.000,00 Euro bakımından, İl Emniyet Müdürlüğü’nün 05.04.2016 tarihli …’ın yurt içine giriş ve çıkış yaptığının gösterir kayıtlarda, ilgilinin anılan tarihte yurt içinde olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü’nün 03.03.2016 tarihli davacının yurt içine giriş ve çıkış yaptığının gösterir kayıtlarda ise davacının 01.01.2010 tarihinde giriş yaptığı, 05.02.2010 tarihinde çıkış yaptığı buna göre, davacının 29.01.2010 tarihinde çekilen 70.000,00 EURO bakımından yurt içinde olduğu, keza 18.03.2013 tarihinde çekilen 125.000 EURO bakımından ise 01.03.2013 tarihinde giriş yaptığı ve 22.03.2013 tarihinde çıkış yaptığı değerlendirildiğinde davacının imzasının olduğu söz konusu dekont tarihlerinde yurt içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en hafif kusurlarından bile sorumlu ise de, davacının da daha önceden boşa imza atarak banka görevlisine imzalı boş dekont vermiş olmasının olayda müterafik kusurlu olduğuna delâlet edebileceğinden bu yönde değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.