YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4054
KARAR NO : 2022/8034
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.02.2019 tarih ve 2012/233 E- 2019/204 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2020/806 E- 2021/325 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisi …’ın da kurucu ortağı ve %20 hisse sahibi olduğu Mağdenli Nakliyat ve Tic. A.Ş.’nin esas sermayesinin, 24.10.2011 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına kadar, her biri 1.000,00- TL nominal değere sahip 24.000.000,00- TL’ sı olduğunu, müvekkillerinin murisinin 18.11.2010 tarihinde vefat ettiğini, halihazırda anılan şirket sermayesinin 1.200.000.00- TL’sıne karşılık gelen 1.200 adet hissesinin …’a ve 3.600.000.00- TL’sine karşılık gelen 3.600 adet hissenin …’a ait olduğunu, 24.11.2011 tarihli olağan genel kurul toplantısında müvekkillerinin faaliyet raporuna, denetçi raporuna, bilanço ve gelir tablosuna, yönetim kurulu üyeleri ve denetçinin ibra edilmesine muhalafet şerhi koyduklarını, genel kurul kararlarının iptali için dava açtıklarını, davalı yönetim kurulu üyelerinin 25.351.535,55 TL tutarındaki kârı şirket yatırımlarında kullanmak ve kalanını hissedarlara dağıtmak zorunda iken yapmadıklarını, kayden şirkette para varmış gibi gösterdiklerini, … ve …nin şahsi hesabı gibi kullanılmasına izin verildiğini, yönetim urulu’nun TTK 336. maddesine göre, Denetçi …’nın ise TTK 359. maddesine göre sorumlu olduklarını, … …’nun ise 24.10.2011 tarihinde yönetim kurulu üyreliğine seçilmesi nedeniyle TTK 337. maddesine göre sorumlu olduğunu, davalıların şirketi uğrattıkları zararın, dava dışı Mağdenli Nakl. ve Tic. A.Ş. lehine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar vekili, davacıların talebinin TTK 309. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, davacıların, murisin vefat tarihine kadarki ibra edilmiş dönemle ilgili talepte bulunamayacaklarını, davacıların şirketin mali durumunun çok iyi durumda olduğunu beyan etmelerine karşın, zarardan bahsetmelerinin çelişkili olduğunu, davacıların denetçi …’ya TTK 356. md. uyarınca herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, şikayet yoluna başvurmayan davacıların doğrudan denetçi ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açmalarının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılar … … ve … tarafından şirketten alınan avansların geç ödenmesi nedeniyle şirketin dava tarihi itibarıyla toplam 13.721,16 TL zarara uğratıldığının tespit edildiği, bu zararın oluşmasında tüm davalıların sorumluluğu bulunduğu, davanın 10.000,00 TL miktar üzerinden açıldığı, davalılar tarafından sebep olunan zararın dava tarihinden sonra alacağın temliki ile karşılandığı gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihi itibarıyla davacılar dava açmakta haklı olduğundan yargılama giderlerinden davalıların sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, şirketten yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından avans alınması başlı başına yöneticinin sorumluluğunu gerektiren eylem niteliğinde olmadığı, şirket tarafından tahsil edilen avanslara ilişkin faiz tahsilatı yapılmadığı gibi şirket tarafından ortaklardan alınan borçlar ödenirken de herhangi bir faiz ödemesi yapılmadığı, salt şirketten avans alınması, alınan avansların faizsiz olarak geri ödenmesi şirket yöneticisi yönünden sorumluluk gerektiren eylem niteliğinde bulunmadığı, davacılar tarafından şirket yöneticisinin sorumluluğunu gerektiren başka bir eylemin varlığının ispatlanamadığı, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şirketi zarara uğrattığından söz edilemeyeceğinden davalı denetim kurulu üyesinin de sorumluluğundan söz edilemeyeceği, kaldı ki, dava tarihinden önce davacıların yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şirketi zarara uğrattığı iddiasına ilişkin olarak denetim kuruluna yazılı veya sözlü herhangi bir başvurusu bulunduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden denetim kurulu üyesinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından şirketin uğratıldığı iddia edilen zarardan haberdar olduğu da ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, kararı temyiz etmiştir.
HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarile 78.630 TL’dir. Dava değeri 10.000 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacılar vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harçların istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine,
10.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.