YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4109
KARAR NO : 2022/9346
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19.03.2021 tarih ve 2018/550 E. – 2021/264 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket yetkilisi ve yönetim kurulu başkanı olan …’in, müvekkilinden ve oğlundan toplamda 3.060 gr altını borç olarak aldığını ve gram karşılığının TL olarak sözleşmeye yazıldığını, 3.060 kg altının 328.940,82 TL’ye tekabül ettiğini, davalının aldığı bu borca karşılık Ziraat Bankası… Şubesi’nin ileri tarihli 50.000,00 TL bedelli çekini verdiğini, Kuveyt …Şubesi’nden 3 adet makbuzla ve Ziraat Bankası … Şubesi’nden 1 adet makbuzla ve bunun sonucunda düzenlenen sözleşme ile bu miktar altının borç olarak verildiğini, davalı borcunu ödemeyince ve çekin süresi geçince tekrar çekteki tarihi düzeltip verdiğini, ancak yeni tarihli çekin de ödenmediğini, çekin müvekkilinin elinde olduğunu, davalının müvekkilini uzun süre oyaladığını, daha sonra unvan değişikliği yaptığını, eski yetkililerin işten çıkartıldığını, borcunu ödemeyen davalı hakkında İzmir 22. İcra Müdürlüğü’nün 2011/7459 esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının itirazında haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, müvekkili yararına alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 21.01.2011 tarihinde ortaklık yapısının, sahipliğinin, imza yetkilisinin ve unvanının değiştiğini, 21.01.2011 tarihi itibari ile …’in şirkette hissesinin ve yetkisinin bulunmadığını, şirketin adresinin de “… Mahallesi 156. Sokak No:1 … Torbalı/İZMİR” olarak değiştiğini, takibe dayanak belgenin tarihsiz olduğunu, 05.11.2010 tarihinde … tarafından 35.000,00 TL tutarında “giden EFT” açıklaması ile bir paranın yattığını, müvekkilinin altın alım satımı yönünde bir ticaretinin bulunmadığını, altınların müvekkiline teslimi konusunda herhangi bir faturanın bulunmadığını, dayanak belgedeki imza ve düzenleme tarihinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerektiğini, altınların alındığına ilişkin olarak müvekkili defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığını, Metin Ağırbaş’ın müvekkilinin çalışanı olduğunu, şirketi imzaya yetkili olmadığını, bu kişinin almış olduğu altının şahsi olarak alındığının değerlendirilmesi ve müvekkilinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, altınların ne için alındığının belirgin olmadığını, bu işlemlerin … tarafından yürütülen tefecilik faaliyeti kapsamında olduğunu, müvekkilinin kayıtlarına göre davacıya Ziraat Bankası… Şubesi’nin 45.000,00 TL bedelli çekinin verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafından davalıya altın, altın karşılığı döviz ve TL borç verildiği ve ödenmediği iddia edilerek tahsili için İzmir 22. İcra Dairesi’nin 2011/7459 esas sayılı dosyasından icra takibine girişildiği, takibin dayanağı olan tarihsiz belgedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğunun kabul edildiği, mahkemece 2014/880 esas sayılı dosyadan yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2018 tarihli bozma kararı ile temerrüt tarihinin belirlenerek altınların TL karşılığının ve TL olarak verilen borçlar yönünden temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu, bozma sonrasında davalı vekilince davaya konu borcun ödendiğine ilişkin 25.05.2016 tarihinde …’nin imzasını içeren belgedir başlıklı ibranamenin sunulduğu, davacı tarafından bu aşamada ibraname sunulamayacağı savunulmuş ise de, bu belgenin borcu sona erdirici nitelikte olduğundan, Yargıtay kararından sonra dahi sunulabileceğinin değerlendirildiği, gerek Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin Belge İnceleme Şubesi tarafından sunulan rapordan gerekse üç kişilik bilirkişi raporundan 25.05.2016 tarihli belgedir başlıklı belgedeki imzasının metne göre ters atılmış olmakla birlikte …’nin eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, imzanın metne göre ters atılmış olmasının, belgenin geçerliliğini etkilemediği, söz konusu 25.05.2016 tarihli belgenin …’nin başka amaçla atılmış imzaları kullanılarak rızası hilafına oluşturulduğunun da sübuta ermediği, dolayısı ile 25.05.2016 tarihli ibraname içerikli belgedir başlıklı belge karşısında, davaya konu borcun ödenmesi ile borcun sona erdiği ve davacının alacağının bulunmadığı, davacının takibe girişmekte kötü niyetli olduğunun sübuta ermediği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2018 tarih, 2016/14943 esas ve 2018/95 karar sayılı bozma ilamından sonra dava dosyasına davalı vekilince sunulan 25.05.2011 tarihli, “BELGEDİR” başlıklı belgeye karşı davacı taraf, imza itirazında bulunduğu gibi belgenin sonradan düzenlendiği itirazında da bulunmuştur. Yapılan grafoloji incelemelerinde belgedeki imzanın davacıya ait olduğu yönünde görüş beyan edilmiş ise de sonradan oluşturulduğu iddiası yönünden tespit yapılamamıştır. Bu hali ile belgedeki imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece, belgenin sonradan oluşturulduğu, başka bir deyişle imzalı bir kağıttan üretildiği iddiası yönünden Adli Tıp Kurumu’ndan ya da üniversitelerin konuyla ilgili bölümünde görev yapan öğretim görevlilerinden oluşan bir heyetten ibra niteliğindeki ibarelerin yazılı bulunduğu kağıdın şekli, niteliği, imzanın atılış konumu, belgedeki yazıların yazılış biçimi, printer yazısı olması, imzayla birlikte yazıların çakışması karşısında, bu belgenin başka amaçla atılmış imzalı bir kağıttan üretilip üretilmediği, özellikle imza ve yazıcı mürekkebinin çakıştığı yerde yazının mı önce yazıldığı yoksa imzanın mı önce atıldığı, printer yazısı izinin, mürekkebinin ıslak imzanın üzerinde olup olmadığı hususunu aydınlatır şekilde denetime elverişli, itirazları karşılayan bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.