YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4119
KARAR NO : 2022/9283
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.09.2018 tarih ve 2016/919 E. – 2018/960 K. sayılı kararın birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.11.2020 tarih ve 2019/276 E. – 2020/1238 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi birleşen davada davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada; Ataçelik Yapı Üretim A.Ş.’nin sermayesi davacı tarafından kurularak ve davalı kardeşlerin her birine eşit pay verildiğini, ortaklar arasında protokol yapılarak şirketin bölünmesi konusunda anlaşıldığını ancak davalıların bu sözleşmeyi ifadan sebepsiz olarak kaçındıklarını, cezai şartın gereğinin yerine getirilmesi amacıyla dava açıldığını, ayrıca davalıların kasıtlı olarak son yönetim kurulu toplantısında davacının yönetim kurulu başkanlığının sona ermesine dair karar alındığını ve denetçi ile yönetimi ibradan kötü niyetli olarak kaçındıklarını, davalı ortakların şirketi kötü yönettiğini, borçlarını ödemeyip şirketin itibarını sarstıklarını, çalışanları kovduklarını, her geçen gün zarararın artması nedeniyle bir çok borcu ve kalan bir kısım işleri müvekkilinin üstlendiğini ileir sürerek yönetime kayyım atanmasını ve ortalığın feshine veyahut davacının ortaklıktan çıkarılmasına dair önlemlerin alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; TTK 531. madde kapsamında şirketin tasfiyesine yönelik açılan davada Ataçelik Yapı Üretim A.Ş.’ye husumet düştüğünü, davalı ortaklar yönünden davanın reddi gerektiğini fesih için haklı sebeplerin oluşmadığını, zarar iddia eden davacı tarafından bu güne kadar şirketin yönetildiğini, şirketin özvarlığını koruduğu ve zarar etmediğini, iddiaların haksız olduğunu, iddiaların aksine davacı tarafından Nest Çelik Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş. adıyla yeni bir şirket kurduğunu ve müvekkili şirketin müşterilerini ve çalışanlarını ayarttığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin anonim şirketin feshi için haklı sebep oluşturmadığı, söz konusu iddiaların başka davaların konusunu oluşturduğu, ileri sürülen iddiaların objektif olmadığı ve pay sahibi kimliğinden (pay sahibinin şahsından) bağımsız olmadığı, ortaklar arasındaki çekişmenin şirketin feshini gerektirebilecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle asıl davanın pasif husumet yokluğundan reddine, birleşen davanın esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan birleşen dosya davacısının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, birleşen davadaki talebin şirketin haklı nedenlerle feshine dair olduğu, ancak; gerekçeli karar metninde birleşen davanın dava konusu olmayan yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının butlan nedeniyle sakat olduğu şeklinde özetlenmesi doğru değil ise de; bu durum maddi hataya dayalı olup sonuca etkisinin bulunmamasına göre davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davada davacıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.