YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4121
KARAR NO : 2022/8774
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2016/560 E- 2018/994 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/430 E- 2021/217 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı …’ın müvekkillerinin ortağı ve tek yetkilisi olduğu Apeks Sağlık Merkezi A.Ş. ile ilgili olarak şirketin Nominal hisse değerinin 1,00 TL olmak üzere 500.000 hisseden oluştuğunu, şirketin 4 ortaklı olduğunu, ortaklardan 255.000 hissenin …, 205.000 hissenin davacıya ait olduğu, 15.000 hissenin Hüsiyen Seven ve 25.000 hissenin de …’ na ait olduğunu, müvekkilinin hemşire olması ve şirket ortaklarının doktor olması zorunluluğu nedeni ile şirkette kendi adına olan 205.000 hisse ile birlikte … adına kayıtlı 255.000 hissenin davalı …’a devri konusunda anlaştıklarını, bu devir karşılığında davalının …’e 460.000,00 TL ödeme yapacağının ve ayrıca şirketin 2.300.000,00 TL değerinde borcunu ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, tarafların varılan bu mutabakat çerçevesinde ön anlaşmaya varıp ödemelerin yapılması sonrasında da şirket yönetim kurulu kararı ile de hisselerin devrinin tamamlanacağını ancak davalının ödeme yapmadığını ve hisse devrine ilişkin karar alınması için baskı yapmaya başladığını, bunun üzerine müvekkilinin ön anlaşmayı fesh ettiğini ve herhangi bir suretle karar alınamayacağını belirttiğinden davalının beraberindeki kişiler ile şirketi bastığını, personeli tehdit ederek müvekkilini şirkete almadığını, müvekkilinin durumu polise bildirdiğini, kolluk kuvvetlerinin olay yerine gelmesi üzerine davalının şirketin kendisine ait olduğunu, şirket yetkilisinin de kendisi olduğunu belirterek kolluk kuvvetlerine bir takım belgeler ibraz ettiğini, davalının müvekkili ve diğer şirket ortaklarının da imzaladığı, hisse devir kararı düzenlediğinin öğrenildiğini, 28/03/2016 tarih ve 2016/4 sayılı kararda yönetim kurulu başkanı olarak müvekkili adına sahte imza atıldığını, 28/04/2016 tarih ve 2016/5 karar sayılı olağanüstü genel kurul toplantısı yer ve gün tespiti konulu kararda yer alan şirket ortaklarının imzalarının sahte olduğunu, bu karar doğrultusunda davalı şirket genel kurulunun toplanmış gibi 29/04/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı düzenlendiğini ve bu tutanakta yer alan ortakların imzasının sahte olduğunu, … 35. Noterliği’nden 02/05/2016 tarih ve 8206 yevmiye numarası ile onaylı genel kurul toplantı tutanağına göre …’ın yönetim kurulu başkanlığına, şirket dışı …’ın ise yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine karar verildiğini, genel kurul toplanma kararı ve genel kurul tutanağının sahte imzalı olmasının yanında TTK’nun 410 maddesine aykırılığı nedeni ile hukuka aykırı olup iptali gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı şirket hisselerini devralmak, şirket yönetimini ele geçirmek, bu hususları Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ettirmek ve şirket faaliyetinin temel dayanağını oluşturan mali değeri çok yüksek olan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün 16/05/2008 tarih ve 7214 sayılı uygunluk belgesinin mülkiyeni ele geçirmek ve sonrasında satmak amacıyla sahte imzalar ile düzenlenmiş olan … 35. Noterliğinin 02/05/2016 tarih 8106 yevmiye numarası ile onaylı 28/03/2016 tarih, 2016/4 K. Sayılı yönetim kurulu kararının, aynı Noterliğin 02/05/2016 tarih 8204 yevmiye numarası ile onaylı 28/04/2016 tarih ve 2016/5 K. Sayılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ve Gün Tespiti kararının, aynı noterliğin 02/05/2016 tarih, 8106 yevmiye numaralı, 29/04/2016 tarihli 2016 yılına ait Olağanüstü Genel Kurul Toplantı tutanağının ve aynı noterliğin 02/05/2016 tarih 8205 yevmiye numarası ile onaylı 29/04/2016 tarih, 2016/6 sayılı Yönetim kurulu kararının iptali ile sahte imzalı bu belgeler doğrultusunda şirket hisse dağılımı ile yönetim kurulu kararlarının tescile dönük Ticaret Sicil Müdürlüğünde yapılan her türlü tescil ve iptalin sicilden terkinini ve gerçekte müvekkiline ait olan ancak yolsuz tescil ile ele geçirilen davalı şirket yönünden bir hak kaybına ve talefisi imkansız zararlara mahal vermemek adına iptali istenen sahte imzalı bu belgeler doğrultusunda şirket hisse dağılımı ile yönetim kurulu kararlarının tesciline dönük Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılan veya yapılacak her türlü tescilin durdurulmasını ve yine kötü niyetli bir şekilde şirket faaliyetlerinin temel dayanağını oluşturan ve mali değeri çok yüksek olan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün 16/05/2008 tarih ve 7214 sayılı uygunluk belgesinin mülkiyetinin ele geçirilerek satılmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin hissedarlarından …’nun Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde, davaya konu imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin beyanının içeriğinin doğru olup olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmediğini, müvekkili şirket hissedarlarından …’nun da anılan ifadesinde, davacının şirket hisselerinin tamamını davalı …’a sattığını beyan ettiğini, davacının 13/07/2016 tarihli duruşmada delil listesi ekinde sunulan davacı ile müvekkili arasında yapılan Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, müvekkili şirketin diğer paydaşları zararına herhangi bir işlem yapmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafça defter asılları sunulduğu takdirde toplantılardaki imzaların kime ait olduğu hususunun ortaya çıkacağını, davacının defter ve kayıtları ibrazdan kaçındığını savunarak, uygunluk belgesinin davanın öznesi de olmadığından üzerine konulması istenen tedbir talebinin reddine, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahekemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket hisselerinin nama yazılı olduğu ve taraf vekillerinin 27/09/2018 tarihli duruşmadaki beyanlarına göre pay senedi veya ilmuhaber basılmadığı, bu durumda pay devrinin alacağın temliki hükümlerine tâbi olup yazılı şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğu, başkaca şekil şartının aranmadığı, davacı ve davalı … arasında “Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi” akdedildiği, anılan sözleşmede “…205.000 adet paya karşılık 205.000,00 TL sermaye payını … isimli kişiye 205.000,00 TL bedelle bütün hak ve borçları ile devrettim. Bu payların devralana intikalini kabul ederim. Devre bahis hisselerin bugünden sonra devir alana ait bulunduğunu, devir alanın işbu hisse devir sözleşmesini ilgili yere ibrazla kendi adına ortaklar pay defterine işletmesine rıza ve muvafakatinin bulunduğunu… kabul, beyan ve taahhüt ederim.” şeklinde beyan yer aldığı, davacı 13/07/2016 tarihli duruşmada anılan sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiş olup bu halde anılan sözleşmenin davacı ve davalı … hakkında hüküm ve sonuç doğuracağının kabulü gerektiği, davacı anılan sözleşmede belirlenen devir bedelinin ödenmediğini, bu nedenle sözleşmeyi sözlü olarak feshettiğini, dolayısıyla sözleşmenin ve sözleşmeye konu hisse devrinin geçersiz hale geldiğini öne sürmüş olduğu, ayrıca davacının kendisine ait bu hisselerin ve dava dışı …’e ait hisselerin davalı …’a devrine ilişkin 28/03/2016 tarihli 2016/4 sayılı yönetim kurulu kararında ismi altındaki imzanın sahte olduğunu, bu nedenle anılan yönetim kurulu kararının iptalinin gerektiğini, ayrıca dava konusu diğer yönetim ve genel kurul kararlarının da çeşitli sebeplerden dolayı geçersiz olduğunu iddia ederek dava konusu yönetim ve genel kurul kararlarının iptali talep etmiş olduğu, iddianın ileri sürülüş biçimi, somut olayın özellikleri ve TMK 2.maddesi dikkate alındığında işbu davanın dinlenebilmesi için öncelikle davacının anılan hisse devir sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair iddiasının davalı …’a husumet yöneltilerek açılmış bir davada maddi hukuk kurallarına göre ispatlanmış olması gerektiği, bu yönde açılmış bir davanın varlığının öne sürülmediği, anılan hisse devir sözleşmesinin geçersizliği tespit edilmeden işbu davanın dinlenilmesinin genel hükümlere aykırı olduğu gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının 13/07/2016 tarihli duruşmada, hisse devir sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmiş olduğu, bu halde anılan sözleşmenin davacı ve davalı … hakkında hüküm ve sonuç doğuracağının kabulü gerektiği, davacının öncelikle satışa konu hisseler üzerinde dava tarihi itibarı ile hak sahibi olduğunu kanıtlaması gerektiği, davacının görülen davada hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti veya iptali talebi bulunmadığı, mahkeme talebe bağlı olarak yargılama yapıp karar vermek durumunda olduğu, dolayısıyla ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.