Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4173 E. 2022/8238 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4173
KARAR NO : 2022/8238
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15.10.2020 tarih ve 2019/556 E- 2020/329 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 09.03.2021 tarih ve 2021/122 E- 2021/331 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 02.08.2017 tarihinde 600.000-TL tutarında altın alımı karşılığında davacının kendisine ait İş Bankası … Şubesi hesabından davalıya ait Yapı Kredi Bankası nezdindeki …nolu hesabına … altın alımı açıklaması ile 600.000- TL gönderdiğini, 17.12.2018 tarihinde davacı hesabından davalının Yapı Kredi Bankası … nolu hesabına … altın alımı açıklaması ile 100.000-USD gönderdiğini, davacının satın almış olduğu altınların teslim edilmediğini, davalı hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2018/2401 esas sayılı dosyasında takip yaptıklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına davalının % 20 tazminat ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının 02.08.2017 tarihinde 600.000- TL para gönderip altını alamamasına rağmen 4.5 ay sonra yeniden altın alımı için 100.000-USD göndermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının 02.08.2017 tarihinde gönderdiği 600.000-TL ödemesine karşılık 12352 nolu fatura ve teslim tesellüm belgesi ile 4.171- gr 995 has altın aldığını, 17.12.2018 tarihinde gönderdiği 100.000 -USD(385.910,00 TL) ödemesi için 012510 nolu fatura ve teslim tesellüm belgesi ile 2.464,78- gr 995 cins has altın aldığını teslim tesellüm belgesinde imzasının bulunduğunu, davacının gönderdiği paranın suç konusu olmadığı hususunda beyan ve taahhüt yazısını da davalı şirkete verdiğini savunarak, haksız açılan davanın reddi ile davacının % 20 tazminat ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından altın alımı için davalıya 600.000,00 TL ve 100.000,00 USD ödeme yapıldığı, davalı tarafından sunulan ve davacı imzasını taşıyan 12510 fatura nolu 18.12.2017 teslim tarihli teslim belgesi ile 100.000,00 USD karşılığı altının, 12352 fatura nolu 02.08.2017 teslim tarihli teslim belgesi ile 600.000,00 TL karşılığı altının davacı tarafından teslim alındığı, her ne kadar teslim belgelerindeki imzanın davacıya ait olmadığı yönünde imza inkarında bulunulmuş ise de davacının ıslak imzalı belge örneklerinin celbi sonrası alınan 07.07.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre teslim belgelerindeki imzaların
davacı eli ürünü hususunda kanaat bildirildiği, davalı tarafından teslim hususunda ispat yükünün sunulan teslim belgeleri ile yerine getirilmiş olduğu, İİK’nun 67/2. maddesi uyarınca borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerektiği ancak davacının açıkça kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi ile davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı kötüniyetli kabul edileceği, gönderdiği bedelin karşılığı malı aldığı halde, sunulan teslim belgesindeki imzayı da inkar eden davacının alınan imza örnekleri ile imzanın kendisi tarafından atıldığı belirlendiğinden, davacı alacaklının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın reddi ile %20 oranında hesaplanan 202.977,72 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.11.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.