YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4175
KARAR NO : 2022/9267
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.09.2018 tarih ve 2015/1175 E. – 2018/859 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.03.2021 tarih ve 2019/94 E. – 2021/354 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 15 yıl süre ile davacının yanında çalıştığını, 2014 yılı Aralık ayında şirketten ayrılarak kendi acentesini kurduğunu, şirketten ayrılırken davacının müşteri bilgilerini de yanına alarak müşteri portföyünün önemli bir kısmına haksız rekabet oluşturacak şekilde tekliflerde bulunduğunu, 2014 yılında müvekkili tarafından sigorta yapılan yüze yakın müşteri bilgileri kullanılarak sigortalarının davalı tarafından yapıldığını, bu konuda tespit yaptırdıklarını beyan ederek, davalıların haksız rekabetin tesbiti ve ortadan kaldırılmasına, 10.000.- TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların elinde bulunan davacı şirkete ait müşteri bilgilerinin ve belgelerinin iadesi ve kullanmaktan men edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının alacaklarını kalem kalem açıklaması gerektiğini, kendileri tarafından davacı hakkında işçilik alacaklarına ve manevi tazminata ilişkin davanın devam ettiğini, davanın ilk şartının taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi bulunması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından somut bir delil sunulmadığı ve davalıların bu davranışı sebebi ile davacı şirketin kazanç ve siparişlerde ciddi bir düşüşe neden olması, ilgili piyasada rekabet gücünde bir geriye dönüş yaratması, zararın kolaylıkla telafi edilmesinin mümkün olmaması gibi önemli bir zararın mevcut olduğunun tespit edilemediğini, davacı şirketin ilgili döneme ilişkin üretim listesi ve defter tasdik bilgilerini ibraz edemediği, haksız rekabete konu olabilecek tazminat miktarının tespiti yapılamadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirket çalışanı, davalı …’nın iş akdinde rekabet yasağı hükmü bulunmadığı, davalının işten ayrıldıktan sonra diğer davalı şirkette çalışmaya başladığı, dinlenen tanık beyanları ve toplanan tüm delillerden müşterilerin davalının eş, dost, akrabalarından ibaret olduğu, davalının müşterilere haksız rekabet teşkil edecek bir beyanda bulunmadığı, davalıların başkaca haksız rekabet teşkil edecek bir eylemleri ileri sürülüp kanıtlanamadığı, davacı şirketten ayrılan müşterilerin, davalı …’nın çevresinden oldukları davalının işten ayrılması neticesinde davacı şirketten ayrılarak davalı şirketin müşterisi oldukları, davalı …’in işten ayrıldıktan sonra davalı şirkette işe başlaması ve bir kısım davacı müşterilerinin poliçelerini davalı şirket aracılığıyla yaptırmaları tek başına haksız rekabetin varlığını kanıtlamadığı, eylemin haksız rekabet teşkil ettiği ancak zararın tesbit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de gerekçedeki hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama gerekmediğinden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.