Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4195 E. 2023/451 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4195
KARAR NO : 2023/451
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.01.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı şirket temsilcisi İsmail … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 27.09.2002 tarihli protokol kapsamında davacı şirkete 23.10.2027 tarihine kadar intifa hakkı verildiğini, Rekabet Kurumunun düzenlenmeleri çerçevesinde intifa hakkının 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, davalının sözleşmenin geçersiz kılındığı 18.09.2010 ile 23.10.2027 tarihleri arası dönem için sebepsiz zenginleştiğini, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca kalıcı teknik yatırım olarak ödenen bedelin alım gücünün, ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılarak iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek 492.753,00 TL’nin 12.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sebepsiz zenginleşmenin doğduğunu iddia ettiği 18.09.2010 tarihinden itibaren 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 66 ncı maddesine göre davanın bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davacının aynı konuda açtığı davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedildiğini, davacının bu davadan sonra dava açma süresinin zamanaşımına uğradığını, davacının protokole göre taleplerini açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 27.12.2018 tarih, 2017/559 E. ve 2018/1244 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen intifa hakkı sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sonlandığı, bu itibarla bozma ilamında işaret edildiği gibi davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara ilişkin aldırılan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu uyarınca kalıcı/sabit yatırımların zamanla deforme olduğu ve yenilendiği, taşınmaza değer katmadığı, ayrıca davalı yararına fayda sağlamadığı, davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara yönelik davalıdan talep edilebilecek bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın sabit yatırımlara ilişkin isteminin reddine, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.12.2020 tarih, 2020/4843 E. ve 2020/5636 K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 ve 298 inci madde hükümlerine uygun ve infazda tereddüte yer vermeyecek şekilde bir hüküm kurulması gerektiğine işaret edilerek kararın bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki intifa hakkı sözleşmesinin Rekabet Kurulu kararı ile sona ermesi nedeniyle davalı tarafın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kaldı ki sekiz sene süre ile sözleşme gereğince bu taşınır eşyaların, tarafların anlaşmalarına uygun olarak davacının da kazanç sağlayacağı şekilde sözleşmeye uygun olarak kullanıldığı, bu nedenle bunların güncellenmiş değerlerinin talep edilemeyeceği, sözleşme gereği kullanıldığı ve davalı tarafça mevcut hâliyle iade edilebileceği de bildirilmiş olmakla, ancak rayiç ikinci el değerinin istenebileceği, makine ve techizatların dava tarihi itibariyle toplam ikinci el değerinin 15.100,00 TL olduğu ve davacının bu tutarı talep etmekte haklı olduğu, sabit yatırımlar yönünden, taraflar arasında düzenlenen intifa hakkı sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sonlandığı, davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara ilişkin aldırılan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu uyarınca, kalıcı/sabit yatırımların zamanla deforme olduğu ve yenilendiği, taşınmaza değer katmadığı, ayrıca davalı yararına fayda sağlamadığı, dolayısıyla davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara yönelik davalıdan talep edilebilecek bir bedel bulunmadığı, davacının sabit yatırım bedeline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.100,00 TL’nin dava tarihi olan 17.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Dava konusu kalıcı teknik yatırımların davalı tarafından kullanıldığını ve taşınmaza değer kattığı ilk bozma öncesi alınan raporlarla tespit edilmiş olup bozma sonrasında alınan ve yerel Mahkeme tarafından da karara dayanak yapılan 27.11.2018 tarihli bilirkişi raporunun ise hem Yargıtay bozma kararına hem de yerel Mahkeme ara kararına aykırı şekilde düzenlendiğini, Yargıtay bozma ilamı uyarınca, dava konusu yatırımların davaya konu istasyonda bulunmasının, davalı tarafından hâlen kullanılarak ticarete devam ediliyor olmasının, davalının sebepsiz zenginleştiği hususunun ispatı için yeterli olduğu hâlde bilirkişiler tarafından taşınmazın konumu ve çevresel özellikleri itibari ile rayiç değerinin zaten sürekli arttığı ve yapılan yatırımların rayiç değerine etkisinin olmadığı şeklinde yorumun nazara alınmaması gerektiğini,

2.Davalının yerel Mahkeme dosyasına sunduğu 20.03.2013 tarihli dilekçesi ile dava konusu kalıcı teknik yatırımların toplam bedelinin 170.441,56 TL olduğuna dair beyanının, dava konusu kalıcı teknik yatırımların müvekkili şirkete iade edilmediği, kalıcı teknik yatırımların davalı tarafından hâlen kullanıldığı ve kalıcı teknik yatırımların toplam bedellerinin en az 170.441,56 TL olduğunun, davalının da kabulünde olduğu şeklinde nazara alınarak dava konusu kalıcı teknik yatırımların toplam bedelinin 170.441,56 TL olduğunu kabul etmemek kaydıyla davalının kabulü dahilinde, dava konusu kalıcı teknik yatırımların toplam bedelinin 170.441,56 TL’den düşük olmaması gerektiğini,

3.Duran varlıkların kalıcı teknik yatırımların güncellenmiş değerlerinin esas alınması gerekirken ikinci el kullanılmış değerlerinin hesaplanmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereği yapılan sabit yatırım ve ariyet verilen malların, sözleşmenin Rekabet Kurulu Kararı gereği sona ermesi nedeniyle bakiye süreye tekabül eden bedelinin güncellenmiş değerinin sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.