Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4204 E. 2022/8123 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4204
KARAR NO : 2022/8123
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.11.2017 tarih ve 2015/1192 E- 2017/904 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2018/2046 E- 2021/687 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine üç ayrı icra dosyasında kambiyo senetlerine dayalı olarak başlattığı takiplere konu belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin takipler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı Mor More Kaşık… A.Ş arasında faktoring sözleşmesi imzalandığını, dava konusu çeklerin de bu çerçevede müvekkiline devredildiğini, avalist davacının imzalarının müvekkil şirketin çalışanı huzurda alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 23/12/2016 tarihli bilirkişi raporunda, çeklerdeki avalist imzasının davacının eli ürünü olmadığı, rapora itiraz üzerine alınan 20/06/2017 tarihli raporda da çeklerdeki avalist imzasının davacının eli ürünü olmadığı tespitine yer verildiği, çeklerde keşidecinin Mor More ..AŞ , davacının avalist olduğu, çek lehdarının Çözüm Faktoring AŞ olduğu, avalist imzası davacının eli ürünü olmadığından davacının bu çeklerden dolayı sorumlu tutulması mümkün olmadığı, davacının avalist, davalının ise lehtar konumunda olması nedeniyle çekteki imzaların davalının huzurunda atılması gerektiği ve avalist imzasının davacıya ait olmaması nedeniyle, avalist imzasının davacının eli ürünü olmadığını bilmesi gerekmesine rağmen çekleri icra takibine koyan lehtar Çözüm Faktoring AŞ’nin kötü niyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün 2014/17476 esas nolu takibine konu olan Fibabanka … Şubesine ait 98.000,00 TL bedelli 0000306 nolu çek nedeniyle, İstanbul 3 İcra Müdürlüğünün 2014/23546 esas nolu takibine konu olan Fibabanka … Şubesine ait 98.000,00 TL bedelli 0000310 nolu çek nedeniyle, İstanbul 37 İcra Müdürlüğünün 2014/22194 esas nolu takibine konu olan Fibabanka … Şubesine ait 96.910,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında hesaplanan 58.582,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava konusu çeklerde aval sıfatıyla imzasının bulunduğu, davalının lehtar olarak yer aldığı, 23/12/2016 tarihli grafolog bilirkişi raporunda, mukayese imzalar ile inceleme konusu belgelerdeki avalist imzalarının tersim tarzı bakımından benzerlik göstermekle beraber diğer yönlerden benzerlik bulunmadığı, imzaların davacının gerçek imzası model alınarak atılmaya çalışıldığı, dolayısıyla davacının eli ürünü olmadığı yolunda görüş bildirildiği, 20/06/2017 tarihli grafolog bilirkişi raporunda; imzaların davacının eli ürünü olmadığı, isim yazısı ve avalimdir yazılarının da davacının eli ürünü olmadığı yolunda görüş bildirildiği, her ne kadar davalı vekilince raporlar arasında çelişki bulunduğu ileri sürülmüş ise de, sadece ilk raporda inceleme konusu belgelerdeki imzalar ile mukayese belgelerdeki imzalar arasında tersim tarzı bakımından benzerlik bulunduğu belirtilmiş ise de, ilk raporda zaten davacının gerçek imzasının model alınarak imza atılmaya çalışıldığının belirtildiği, sonuç itibariyle her iki raporda da imzaların davacının eli ürünü olmadığının belirtildiği, bu bakımdan raporlar arasında çelişki bulunmadığı, öte yandan davalı taraf belirttikleri mukayese belgelerin toplanmadığını ileri sürmüş ise de, mahkemece alınan ikinci raporda ilk rapora nazaran daha fazla mukayese belgenin değerlendirmeye esas alındığı, söz konusu mukayeselerin de imza incelemesi yönünden yeterli olduğu, adli tıptan rapor alınmamasının bir eksiklik olmadığı, dava konusu senetlerde davalının lehtar olduğu, davacı adına atfen atılan imzaların da aval sıfatıyla atıldığı gözetildiğinde, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kambiyo senetlerine dayalı yapılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, çeklerdeki avalist imzasının davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafın yargılama sırasında ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde bildirdiği belge asılları da ilgili kurumlardan getirtilerek dava konusu belgelerdeki imzaların aidiyeti hususunda kesin ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.