Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4211 E. 2022/8131 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4211
KARAR NO : 2022/8131
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/11/2017 tarih ve 2017/362 E- 2017/323 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabülune-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 15/04/2021 tarih ve 2018/1221 E- 2021/813 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2008/26783 numaralı “pratik nokta” markasının 16/10/2009 tarihinde ile 36, 38, 42. sınıflarında müvekkili şirketin adına tescil edildiğini, ödeme hizmetleri alanında uzun süredir faaliyet gösterip sektöründe öncü olduğunu, davalının ise Pratik İşlem Ödeme Kuruluşu A.Ş. ticaret unvanıyla 27/03/2015 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının 36. sınıfta “bizim vezne” markası bulunduğunu ancak davalının tüm işlem, mağaza, stant, pos ve kiosklarda “pratik işlem” ibaresini tescilsiz şekilde kullandığını, davalıya ihtarname keşide edilerek “pratik işlem” ibaresinin kullanmasının sonlandırılmasını talep edildiğini, tescilli “pratik nokta” ile tescilsiz “pratik işlem” ibaresinin asli unsurlarının “pratik” ibaresi olduğunu ve ortalama tüketici nezdinde bu iki ibarenin karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, kullanımın davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek tecavüzün tespitini önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın şimdilik 5.000,00 TL’sinin, müvekkilinin uğradığı manevi zararın şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin BDDK denetim ve gözetimi ile verilen faaliyet izni kapsamında faturaların ödenmesine aracılık hizmetleri yürüttüğünü ve faaliyeti esnasında ağırlıklı olarak “Bizim Vezne” markasını kullandığını, “Pratik İşlem” işletme adını da kurumsal mağazalarında kullandığını,”Bizim Vezne” markasını 04/04/2016 tarihinde 36. sınıfta 2015/56882 tescil numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin kullandığı “Pratik işlem” olan işletme adının davacının ticaret unvanı ile benzerlik göstermediğini, pratik kelimesinin başlı başına ayırt edici bir unsur olmadığını, müvekkili şirketin davacının markasına tecavüz amacı gütmeksizin kurumsal konsept mağazalarında isim, logo ve renkleri tamamen farklı olan “Pratik İşlem” işletme adını çoğu zamanda ticaret unvanının tamamıyla birlikte olmak üzere kullandığını, davacının aktif olarak kullanmadığı bir markanın tüketicilerde iltibasa neden olmayacağını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2008/26783 tescil nolu “pratik nokta” ibareli markasının daire şeklinde olup, dairenin dış kısmı kırmızı renk ve iç kısmı yeşil renkte olmakla pratik kelimesinin altında nokta kelimesi yine kırmızı bir çerçeve içinde beyaz renkle yazıldığı, davalının 2016/52228 tescil nolu “pratik işlem + şekil” ibareli markasının ise kenarlarda iki lacivert ortada bir kırmızı olmak üzere üç adet birbirine bitişik yaprak şekli içinde beyaz renk dairelerden oluşup pratik işlem kelimesi siyah yazı olarak yazıldığı, markaların birbirinden görsel olarak farklı olduğu, bilirkişi raporunda da, dava konusu “pratik nokta” markası ile “pratik işlem” ibaresinin karşılaştırmalı olarak incelendiği, benzerlik ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı, bu şekilde davalı tarafın “pratik işlem” ibaresinin haksız rekabet etmediği ve “pratik nokta” markasına karşı bir tecavüz içerisinde bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markasının tescil sınıfları incelendiğinde, davalının markasal kullanımının bulunduğu 36. sınıfta “finansal ve parasal hizmetler” yönünden tescilinin bulunmadığı, mahkeme karar gerekçesinde ve bilirkişi raporunda, davalının kullanımının, davacı markasının tescil edildiği sınıf kapsamında olup olmadığı incelenmediği, davalının fiili kullanımı ile davacının ödeme hizmetleri faaliyet alanı ile karşılaştırıldığı, gerekçeli kararda, bilirkişi raporunun dayanak yapıldığı, ayrıca şekil,renk unsuru karşılaştırması yapılarak markaların farklı olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmişse de, bilirkişi raporunun yeterli inceleme içermediği, kaldı ki davalı markasının tescil başvuru sonucu beklenmeden karar verilmesinin de yerinde olmadığı, mahkemece, davacı adına tescilli 2008/26783 başvuru numaralı Pratik Nokta + şekil markasının, davalının kullanımının bulunduğu “finansal ve parasal hizmetler” sınıfında tescilli olmaması ve davalının koruma altında bulunan markası kapsamında kullanımının bulunması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı markası ile, davalının başvuru aşamasında bulunan markasının karşılaştırılarak benzer olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı, markaya tecavüz, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davalı lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde değilse de, davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle, taraflar lehine usuli kazanılmış haklar korunarak davacı vekilinin gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.