Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4277 E. 2022/8463 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4277
KARAR NO : 2022/8463
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16.04.2019 tarih ve 2018/159 E- 2019/195 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.02.2021 tarih ve 2019/916 E- 2021/153 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların 1957 yılından bu yana aktif olarak boya, hırdavat ve nalburiyet malzemeleri başta olmak üzere yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, bir aile işletmesi olan davacı firmanın daha sonra 1998 yılında şirketleşerek sicile kaydedildiğini, diğer davacı …’nın ise davacı şirketin ortaklarının akrabası ve itiraza mesnet “BAFALILAR” markalarının halihazırda sahibi olduğunu, davacı firmanın “bafalılar + şekil” ibaresini 2004/08934 sayısı ile 06, 08 ve 12. sınıf emtiayı kapsayacak şekilde tescil başvurusuna konu ederek 03.05.2005 tarihinde tescil ettirdiğini, sonrasında davacı firmanın 2016/09958 sayısı ile 35. Sınıfta “BAFALILAR” ibaresini, 2016/27623 sayısı ile de 06, 07, 16, 19, 37, 40 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerde “BAFALILAR” ibarelerini başvuru konusu ettiği, işbu markalardan 2004/08934 ve 2016/09958 sayılı markaların bilahare diğer davacı …’ya 2016 yılında devredildiğini, davacı firmanın “BAFALILAR” ibaresi üzerinde münhasır hak sahipleri olduğunu, davalı …’nın ise davacı ile akraba olduğunu, uzun yıllardır davacılar tarafından gerçekleştirilen her türlü ticareti faaliyetten, işletmelerinden ve markalarından haberdar olduğunu, ancak davalının buna rağmen 2016/27694 numarası ile işbu dava konusu olan “bafalı ticaret” ibaresinin davacıların faaliyet alanı ve markalarının esas unsuru ve emtiaları ile örtüşecek şekilde tescili adına marka başvurusunda bulunduğunu, söz konusu başvuruya yapılan itirazların Markalar Dairesi Başkanlığı’nca kabul edilerek anılan başvurunun öncelikle kısmen reddine karar verildiğini, yapılan itirazlar neticesinde 2017-M-10534 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak başvuru sahibinin itirazlarının kabulüne, davacıların itirazı neticesinde verilen kararın ise kaldırılmasına karar verildiğini, marka sicilindeki öncelik prensibi ve marka sicilindeki teklik ilkesinin anlaşılamaz bir şekilde bu olaya özgü olarak terk edildiğini, davacıların markaları ile birebir aynı emtiayı içeren ve bire bir aynı sözcük unsurundan oluşan dava konusu markanın, davacıların markası ile iltibasa neden olabileceğini, bu haliyle davalı markasının, ayırt edilebilmesinin mümkün olmayacağını, tüketicilerin markalar arasındaki benzerlik sebebiyle mutlak surette ortak bir idari-ekonomik ilişkinin varlığını düşünerek tercihleri konusunda yanılsamaya uğrayacaklarını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, 2017-M- 10534 sayılı YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacı markasının “bafalılar” kelimesi olduğunu, davalının markasının ise “bafalı ticaret” kelimesine ek olarak bir de “şekil” unsuru ihtiva ettiğini, davalının ayırt edici niteliği düşük olan “bafalı” kelimesine “şekil” ekleyerek ayırt edici niteliğini yükselttiğini, davalının markasında font, yazı tipi, küçük büyük harf farklılıkları ve logo ile bir kompozisyon mevcutken davalının markası yalnızca “bafalılar” kelimesinden ibaret olduğunu, davalının “Bafalı Ticaret” Markasını 1971’den günümüze kullandığını, davacının “bafalı” kelimesini marka olarak 1950 yılından beridir kullandığını beyan etmekte ise de bunu ispata yarar bir adet delil dahi sunamadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, davalı Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru kapsamındaki 02, 06, 35. sınıftaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer ilişkili oldukları, davalı markasının “bafalı TİCARET+şekil” şeklinde okunduğu, davacının itiraza gerekçe gösterdiği markalarının “BAFALILAR, “BAFALILAR ŞEKİL, “BAFALILAR” ibarelerinden meydana geldiği, dava konusu markaların ana unsuru oluşturan Ege Bölgesi’nin en büyük gölünün adı olan “Bafa” ibaresi dava konusu markalarda tescile konu olan mal ve hizmetlerde arasında ilgili kesim zihninde mevcut durumda ilişki kurulmasına neden olacak bir ünü veya bilinirliği sahip olmadığı, “Bafa” ibaresinin ayırt edici niteliğe sahip güçlü bir marka olduğu, “bafalı” ve “bafalılar ibareleri arasında belirgin bir benzerlik mevcut olması neticesinde taraf markaları arasında iltibas riskinin mevcut olduğu, davalı yanın eskiye dayalı kullanımının varlığının işbu dava konusu marka başvurusunun tesciline ilişkin davanın sonucuna etki etmediği, davalı şirket marka başvurusunun kötüniyetli olduğu yönünde herhangi bir dayanak olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2017-M-10534 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru kapsamındaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer ilişkili oldukları, davalının başvurusuna konu ibarenin “bafalı TİCARET+şekil”, davacının itirazına mesnet markalarının da “BAFALILAR” esas ibaresinden meydana geldiği, davalının başvurusunun esas unsuru olan “bafalı” ibaresi ile “bafalılar ibaresi arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas riskinin mevcut olduğu, davalı yanın eskiye dayalı kullanımı yönündeki iddiasının, dava konusu marka başvurusunun tesciline olanak sağlamayacak olması nedeniyle, sonuca etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz edenlere iadesine,
29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.