Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4278 E. 2022/9459 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4278
KARAR NO : 2022/9459
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04.04.2019 tarih ve 2015/197 E. – 2019/141 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2019/1080 E. – 2021/300 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından duruşmalı, davalı TPMK vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2012/86510 sayılı “Valide Sultan” ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurunun ilanına davalı Şirket tarafından yapılan itirazın kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 29, 30, 43. sınıftaki bir kısım emtianın çıkarıldığını, davacının 2006 yılında yaptığı başvuru neticesinde işaretin 29, 30, 31. sınıflarda 2006/24624 sayı ile tescil edildiğini, davacının 29. sınıftaki “hazır çorbalar, bulyonlar” ve 30. sınıftaki “makarnalar, mantılar, eriştiler, pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, hububat (tahıl) ve mamulleri” için kazanılmış hakkı bulunduğunu, davacı başvurusunun soyut ayırt ediciliğe sahip, cins, çeşit, vasıf, amaç bildirici bir anlamının da bulunmadığını, “Valide Sultan” ibaresinin Osmanlı padişahlarının saltanatları sırasında hayatta olan annelerine verilen isim olduğunu, malları tanımlayan bir anlamının bulunmadığını, bu ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun da söylenemeyeceğini, davalının sunduğu en erken tarihli delilin 2010 tarihli olduğunu, davacının ise kullanım tarihinin 1990, tescil tarihinin ise 2006 yılına dayandığını, Türkiye Pastacılar ve Lokantacılar Federasyonu yazısına göre de “VALİDE SULTAN” adında bir çorba türünün bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’ in 2015-M-1840 sayılı kararının iptaline ve tescil işlemlerinin başvuru kapsamından çıkarılan emtia bakımından devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu ibarenin ayırt edici olmadığını, bu ibarenin davacı tarafından belirtilen anlamı yanında yaygın şekilde Osmanlı’yı çağrıştırması nedeniyle çeşitli yemek türlerinin adı olarak da kullanıldığını, yemek sektöründe yaygın şekilde tanımlayıcı/betimleyici özelliği olduğunu, mutfak literatüründe “VALİDE SULTAN” isimli bir çorba olmasa dahi bu ibarenin toplumda yaygın şekilde bir çorba türünün adı olarak kullanıldığını, davacının kazanılmış hak iddiasının yerinde olmadığını, zira marka işaretlerinin esas unsurlarının aynı olmadıklarını, ayrıca davacının önceki markasının hükümsüzlüğü için açılan davanın da derdest bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, “Valide Sultan” ibaresinin yaygın olarak kullanılan bir adlandırma olduğunu, başvuru kapsamından çıkarılan emtia için tanımlayıcı nitelik taşıdığını, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davacının önceki tarihli markasından kaynaklanan kazanılmış hakkının da olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; dava konusu “VALİDE SULTAN” ibaresinin 556 sayılı KHK’nın 5. maddesinde tanımlanan “marka olabilecek” işaretler kategorisi içinde yer aldığı, bu nedenle KHK’nın 7/1-a maddesi kapsamında bir tescil engeli bulunmadığı, dava konusu VALİDE SULTAN ibaresinin başvuru kapsamında çıkarılmış olan 29. sınıftaki “Kuru bakliyat, hazır çorbalar, bulyonlar.” 30. sınıftaki “Makarnalar, mantılar, erişteler, pastacılık ve firıncılık mamulleri, tatlılar, hububat (tahıl) ve mamulleri” malları ile 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetleri yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi kapsamında tanımlayıcı, cins, çeşit veya vasıf bildirici nitelikte olmadığı, davacının kazanılmış hakka dayanak teşkil ettiğini ileri sürdüğü markasının taraflar arasında çekişmeli bulunduğu, bu markanın hükümsüzlüğünün istendiği, dolayısıyla kazanılmış hak iddiasının yerinde olmadığı, davacının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nun 2015-M-1840 sayılı kararının davalının itirazının kabulüne ilişkin kısmı yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu “VALİDE SULTAN” ibaresinin, 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi anlamında marka olarak tescil edilebilecek işaretlerden olduğu gibi başvuru kapsamından çıkarılan 29. sınıftaki “Kuru bakliyat, hazır çorbalar, bulyonlar.” 30. sınıftaki “Makarnalar, mantılar, erişteler, pastacılık ve firıncılık mamulleri, tatlılar, hububat (tahıl) ve mamulleri” malları ile 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması” hizmetleri yönünden tanımlayıcı nitelik taşımadığı, nitekim Lokantacılar Federasyonu tarafından da böyle bir çorba türü olmadığının bildirildiği, içinde gıda mühendisi bilirkişi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunun da bu yönde bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 37,90 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 27.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.