Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4298 E. 2022/8726 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4298
KARAR NO : 2022/8726
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.02.2021 tarih ve 2019/308 E. – 2021/41 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.04.2021 tarih ve 2021/542 E. – 2021/680 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi…’ın sahibi olduğu …isimli iş yeri ile davalı arasında belirli bir süre ticari ilişki olduğunu, davalıdan un yapmak üzere buğday satın aldığını, davalının da talep edilen miktarda buğdayı muris…’a gönderdiğini, ancak davalı tarafın muris…’ın son dönemlerdeki hastalığından faydalanarak buğday teslimi yapmadığı halde buğday teslimi yapmış gibi ödeme, hatta teslim edilen buğdayların karşılığı olan ödemeleri de almadığını beyan ederek tekrar ödeme yapmasını talep ettiğini, yine davalının satmış olduğu mala teminat verilmesini istediğini ve bu kapsamda bir adet iş yeri ile yine… ortağı olan … adına kayıtlı iki adet aracın davalıya teminat olarak verildiğini, 2016 yılının 10. Ayı başlarında muris…’ın ölümü üzerine davalının 229.000.- TL civarında alacağının bulunduğunu bu alacağının garanti altına alınması için… mirasçıları olan müvekkillerine gelerek teminat amaçlı senet istediğini ve bu amaçla tarih kısımları boş olarak müvekkillerine baskı altında teminat olduğu söylenerek senetlerin imzalatıldığını, senetler incelendiğinde muris…’ın ölü olduğu, ölmeden önce yaklaşık 6 ay Ankara’da hastanede tedavi gördüğü dikkate alındığında bu dava konusu senetlerin sonradan alındığının ortaya çıktığını, senetlerde kefil olarak yer alan …, …’ın işletme ile hiçbir alakası bulunmadığını, bu hususun dahi senetlerin teminat amaçlı ve murisin ölümünden sonra alındığının ispatı olduğunu, davalı tarafın bu senetler karşılığında davacı tarafa herhangi bir mal teslimi de yapmadığını, davalı tarafın senetleri aldıktan hemen sonra senetler üzerine birbirine yakın tarihler yazmak suretiyle senetleri işleme koyduğunu, baskı altında kalan davacı müvekkillerinin muris…’la davalı arasında ne kadarlık bir ticaret olduğunu bilmedikleri için davalının yapmış olduğu icra takiplerine bağlı olarak tüm mal varlıkları üzerine haciz konulması karşısında çaresiz kalarak davalı ile uzlaşma yoluna gittiklerini, davacı tarafın kararlaştırılan ödemeleri yaptıktan sonra daha önce davalıya teminat olarak verdikleri iş yeri, araçlar ve çek-senetlerin kendilerine iade edilmesi için ihtarname keşide ettiklerini, ancak davalının icra takiplerini başlattığını, hiçbir borca karşılık gelmeyen ve yalnızca davacı müvekkillerinin gabin halinden faydalanan davalının almış olduğu çek senetlerinin geçersiz olduğunu, verilen teminatların karşılıksız olduğunu, müvekkili davacılar aleyhine yapılan icra takiplerinin haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek müvekkili davacıların davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili davalının Zahirecilik işleri ile uğraşmakta olup…… … ortaklığı ile aralarında 2 yılı aşkın bir süre ticaret yapıldığını, senetlerde malen kaydı bulunduğunu, davacıların senetlerin teminat senedi olduğu, bedellerinin ödendiği, borç bulunmadığı, senetlerin baskı altında alındığı hususlarının da senet kuvvetinde delillerle ıspata muhtaç olduğunu, İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yolu ile açılan itirazın iptali davalarında iddiaların subut bulmadığını, aradan 3 yılı geçmiş satışı durdurmak amacı ile bu davayı açtıklarını, İ.İ.K.’nın 72 maddesinde belirtilen 1 yıllık sürenin davacıların açtığı bu dava içinde geçerli olup, takipten 3 yıl geçtikten sonra açılan davanın süre yönünden de zamanaşımına uğradığını, hatta baskı ve gabin iddialarına ilişkin olarak B.K. 39 madde ve ilgili maddelerince 1 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; ön inceleme aşamasında Çorum İcra Hukuk Mahkemesinde görülen dava nedeniyle derdestlik zamanaşımı, hak düşürücü süre ve irade fesadına ilişkin maddeler kapsamında nedenleri ile davanın reddine, iddialara ilişkin somut yazılı delil sunulmayan ve subut bulmayan hukuki mesnetten yoksun ve mesnedi bulunmayan davanın esastan reddine, hiçbir hukuki mesnet ve delile dayanmaksızın sırf alacağı sürüncemede bırakmak nedeni ile açılan dava nedeni %20’den aşağı olmamak üzere tarafları lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine ve davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yanılma, aldatma, veya korkutma yolu ile davaya konu senetleri imzaladığına ilişkin kanaat edinilmediği, hesap bilirkişisinin 04/01/2021 tarihli ek raporuna göre, davacının 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 222. maddesi de göz önüne alınarak sahipleri lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin açılış kaydı olmasına rağmen kapanış kaydı yapılmadığı, 2016 yılına ait Yevmiye Defterinin sahibi lehine delil vasfının olmadığı, davacının 2015 yılı yevmiye defterinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde de 2015 yılından davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, bu bağlamda davacı ve davalı ticari defterlerinin 2015 yılı bakımından birbirini doğruladığı, davacının 2016 yılı yevmiye defterinde davalıya 217.108,07 TL fazla ödeme yapıldığının görüldüğü, davalı tarafından dosyaya sunulan faturaların tamamının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ve davalı ticari defterlerinde 2016 yılında taraflar arasında gerçekleştirilen buğday alım-satımına ilişkin faturalara ait kayıtların yer aldığı, tarafların 2016 yılı ticari defterlerinin buğday alım-satımına ilişkin birbirini doğruladığı, davacı vekilinin, malın teslim edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davacı tarafça kambiyo senetleri gücünde iddiasını ispata elverişli yazılı delil sunulmadığından davaya konu senetler nedeni ile davacı tarafın borçlanma iradesi taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı tarafça icra takiplerine konulan kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece kambiyo senetlerinin dayanağı olan buğday alım-satımına ilişkin faturalar ve ilgili ödemelerin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve birbirini doğruladığı, malın teslim edilmediği hususu ile senetlerin yanılma, aldatma ve korkutma yoluyla imzalandığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece takibe konulan kambiyo senetlerinin temel ilişkiye dayalı olarak taraf defterleri incelemesi sonucu davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında davacılardan … ile davalı … arasında 27.12.2016 tarihli “Genel Borç” başlıklı mutabakat metninde davacıların mirasbakanı ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda 258.600.- TL genel borcunun bulunduğu, bu miktardaki borca karşılık 38.500.- TL viza ile ödenmesi sonucunda bakiye 220.000.- TL borcun kaldığı, ayrıca 9.280.- TL’de ekstra borçun bulunduğu, başkada borcun bulunmadığı ve verilen çek senetlerin geçersiz olduğu şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, davalı tarafından takibe konulan çek ve senetlerin düzenleme tarihlerinin 21.11.2016, 28.10.2016, 09.09.2016, 24.09.2016, 08.09.2016, 07.09.2016, 06.10.2016 olduğu ve bunların tamamının düzenlenme tarihlerinin mutabakat metninden önce olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise 30.12.2019 tarihli cevap dilekçesinde 26.12.2016 tarihli belgede tahrifat yapıldığını “27.12.2016 tarihi itibarıyla… ve mirasçılarının borcu bu kadardır. Başkada borcu kalmamıştır. Verilen çek ve senetlerde geçersizdir” ibaresinin eklendiğini kendilerinin imzaladığı orijinal halin bu şekilde olmadığını belirtip deliller kısmında ise belgelerin Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/119 Esas sayılı dosyasına sunulduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan gerek kök raporun 5. sayfasında gerekse de 22.11.2020 tarihli bilirkişi ek raporunun 4. sayfasında dava dosyasında iki farklı “Genel Borç” başlıklı fotokopi belge bulunduğu hususunun yer aldığı görülmektedir. Mahkemece taraflar arasında düzenlenen bu belgeler ve bu belgelerle ilgili olarak yapılan iddia ve savunmalar dikkate alınmaksızın sadece taraf ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 06.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.