Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4302 E. 2022/8113 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4302
KARAR NO : 2022/8113
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16.05.2019 tarih ve 2018/490 E- 2019/237 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2019/1143 E- 2021/394 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili Prof. …’ın “Türk-Yunan İlişkilerinde Batı Trakya Sorunu” adlı eser niteliğindeki bilimsel çalışmanın sahibi olduğunu, bu eserin ilk defa 1986 yılında basıldığını ve kamuya sunulduğunu, davalı …’in kaleme aldığını “Batı Trakya Türkleri (Lozan’dan Günümüze)” adlı bir metnin, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsüne davalı tarafından 1995 tarihinde doktora tezi olarak sunulduğu, bu tezin en az 19 yerinde en az 1-2 sayfa, kimi bölümlerde 7-8 sayfaya kadar ulaşan miktarlarda, davacının eserinin tüm bilimsel ve sistematik kurgusu yanında, ifadeler, cümle yapısı, sözcük tercihleri, üslup itibariyle tümüyle aynı veya çok küçük değişiklikler yapılarak, atıf usullerine de uyulmadan, maksadın haklı gösterebileceği sınırlar da aşılmak suretiyle yapılan FSEK m. 35 hükmünde belirlenen kriterlere ve hukuka aykırı alıntılarla oluşturulduğunu, davacının eserinden esinlenme/iktibas sınırlarını aşar şekilde intihal edildiğini, davalıya ait bu tez yönünden müvekkilinin gerekli girişimlerde bulunduğunu ve Marmara Üniversitesi Rektörlüğüne konunun araştırılması için resmi olarak başvurduğunu, ancak bu başvurunun akıbeti hakkında bir bilginin kendisine iletilmediğini, davaya konu tezin, “Batı Trakya Türkleri” adıyla, Kasım 1997 tarihinde kitap olarak yayımladığının müvekkili tarafından tespit edildiğini, müvekkilinin söz konusu kitabın örneklerini internet ortamında gördüğünde, kendisine bilgi verilmeyen idari soruşturmanın bir şekilde kapatıldığını öğrendiğini, davalının eylemlerinin davacının eseri üzerindeki FSEK’den doğan hakları ihlal ettiğini ileri sürerek davalıya ait tez ve yayının müvekkilinin eserinden intihal suretiyle oluşturulduğunun ve eserden kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalı tecavüzünün önlenmesine, davalının tecavüz oluşturan eylemlerinin durdurulmasına, ref’ine ve tüm maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının devam eden eylemleri nedeniyle, müvekkilinin uğradığı manevi zararların karşılanması için 10.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ulusal bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Yönetim Kurulu tarafından iptal edilen doktoranın davalının itirazı üzerine T.C Marmara Üniversitesi Rektörlüğü Üniversite Yönetim Kurulu tarafından yapılan inceleme, soruşturma ve alınan raporlar doğrultusunda doktora diploması ve unvanının iade edildiğinden davanın haksız olduğunu, davalının kendine ait olan doktora tezini de 1997 yılında kitap haline getirdiğini, davacının eserlerinden intihal yaptığı iddiasının mesnetsiz olduğunu ve kitabında sadece bir baskı yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının, söz konusu eylemleri bilmesine ve eserden haberdar olmasına rağmen, tezin sunum tarihi olan 1995 yılı, kitabın basım tarihi olan 1997 yılında işbu davanın açılış tarihi olan 2018 yılına kadar sessiz kaldığı, davalıya 2018 yılına kadar ihtarname göndermediği, herhangi bir hak talebinde bulunmadığı, ilk ihtarnamenin 2018 yılında gönderildiği, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve artık karşı tarafta artık dava açılmayacağına dair güven oluşturduktan sonra iş bu davayı açarak eser sahipliğine dayalı hakları talep etmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğundan, davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu ettiği eylemleri bilmesine rağmen 2018 yılına kadar sessiz kaldığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan sonra işbu davanın açılmasının Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin benzer olaylara ilişkin olarak verdiği; 08/02/2018 tarih, 2016/5039 Esas ve 2018/924 Karar sayılı, 08/02/2018 tarih, 2016/5044 Esas ve 2018/923 Karar sayılı, 08/02/2018 tarih, 2016/5038 Esas ve 2018/921 Karar sayılı kararlarının da bu yöne ilişkin bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.