YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4321
KARAR NO : 2022/8321
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21.03.2019 tarih ve 2018/18 E- 2019/118 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/1051 E- 2021/259 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2016/47921 başvuru numarasıyla ‘‘doğa bahçesi + şekil’’ ibaresinin marka olarak adına tescil edilmesi için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde başvuruda bulunduğunu, davalı başvurusunun marka bülteninde yayını üzerine itiraz edildiğini, itirazın reddedilmesi üzerine YDİK nezdinde itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, davaya konu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait 29. ve 30. sınıflarında tescilli ‘‘Doğa’’ esas unsurlu seri markalarla görsel, işitsel, kavramsal ve genel izlenim itibariyle benzer olup, makul seviyede bilgilenmiş tüketiciler nezdinde müvekkil şirkete ait markalarla karıştırılabileceğini, davaya konu marka başvurusunun tescile konu edilmesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2017-M-9554 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davacı markları ile başvuru konusu olan işaret arasında anlamsal, görsel ve sescil olarak iltibasa yol açabilecek derecede bütünsel bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının davasına mesnet aldığı markalardan “DOĞA” asıl – esas unsuru ihtiva eden markalardan 2014 22821, 2012 56927, 2012 56941, 2014 72780 numaralar ile tescilli “DOĞA”, “DOĞA SÜT “, DOĞA SÜT ÜRÜNLERİ” markaları ile dava konusu markanın kapsadıkları unsurlar itibariyle “DOĞA BAHÇESİ” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi gereğince benzerlik arz ettiği, taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “DOĞA” ibaresi her ne kadar içerdiği anlam itibariyle zayıf nitelikteki bir unsur olsa da davacının markasında yer alan diğer unsurların da “SÜT” ve “ÜRÜNLERİ” kelimelerinin de anlam itibariyle zayıf tali nitelikte bir unsur olduğu göz önünde bulundurulduğunda, DOĞA kelimesinin diğer tali unsurlara göre daha baskın ve ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğu ve DOĞA ibaresinin markada esaslı unsur olduğu, ayrıca davacının markalarında yer alan tali nitelikte de olsa “yaprak”, “güneş” ve “filiz” şekillerinin davalının markasında yer alan şekillerle benzer olduğu, davalının markasında “DOĞA” ibaresinin birebir yer aldığı ve tamlama şeklinde bu kelimenin yanında “BAHÇESİ” kelimesinin de yer almasının ortalama tüketiciler nezdinde davacının “DOĞA” ibaresini ihtiva eden seri markalarından biri olduğu, davacı ile davalı arasında idari, ekonomik bir bağlantı olabileceği düşüncesine kapılabileceği, markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin de birebir aynı olduğu dolayısıyla davalının “doğa bahçesi+ şekil” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında davacının “DOĞA” ibareli markaları ile benzerlik teşkil ettiği ve karıştırılma ihtimalinin olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Türk patent YİDK’nın 2017/M-9554 sayılı kararının iptaline, 2016/47921 no’lu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince “doğa bahçesi+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/22821, 2012/56927, 2012/56941, 2014/72780 sayılı “DOĞA” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan “DOĞA” ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, YDİK kararının iptali ve tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Marka tescilinde red için nisbi nedenler başlıklı 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi ‘‘Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa….’’ hükmünü haizdir. Bu hüküm uyarınca benzerlik karşılaştırılması yapılırken davacının itiraza mesnet ‘‘DOĞA’’esas unsurlu markaları ile davalının ‘‘doğa bahçesi + şekil’’ ibareli başvuru markasının bütünsel olarak karşılaştırılması gerekmektir. Taraf markaları bütün halinde değerlendirildiğinde 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 24.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.