Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4381 E. 2023/388 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4381
KARAR NO : 2023/388
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen kabul-ret

Taraflar arasındaki alacak, munzam zarar davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/1514 Esas sayılı dosyasının kısmen kabulüne, diğer birleşen davaların ise reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.01.2023 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davalarda davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, banka nezdinde vadeli hesap açtırdığını, fon alım satımı ve repo yaptığını; ancak müvekkilinin para çekmek için davalıya başvurduğunda anılan hesaplarının görülmediğini, sadece bir hesabının bulunduğunu ve bu hesapta da 15.000.000,00 TL olduğunun söylendiğini, banka personeli … ’ın müşterilere ait paraları zimmetine geçirdiğinin öğrenildiğini davalı bankanın istihdam ettiği personelin suistimalinden sorumlu olduğunu ileri sürerek 196.131.110,00 TL alacağın reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/1514 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Mahkemenin 2000/1275 E. sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 196.131.110,00 TL’nin tahsilini talep ettiklerini, kabul kararının kesinleşmesi üzerine 17.07.2003 tarihinde 681.095,00 TL tahsil ettiğini, müvekkilinin tahsil ettiği paradan ana para üzerinden reeskont faizi işletildiğini, oysa müvekkilinin olaydan gördüğü zararın daha fazla olduğunu, müvekkilinin zararının davalı tarafından ödenen para ile karşılanmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 650.000.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

3.Birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/203 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde bulunan mevduatının davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiğini, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 140.887.292,00 TL alacağın paranın bankaya yattığı günden itibaren bankaların TL mevduata uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

4.Birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/233 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde bulunan mevduatının, davalı banka çalışanı tarafından zimmete geçirildiğini, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 61.925.765,00 TL alacağın paranın yatırıldığı tarihten itibaren bankaların TL mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacı ile temasa geçilerek teftiş raporunda belirtilen 15.756.797,00 TL ödemeyi davacının kabul etmediğini, faizi ile birlikte 17.274.912,00 TL’yi ödemeye hazır olduklarını, bu meblağı aşan kısım için davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/1514 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın davacıya 16.07.2003 tarihinde 709.429.000,00 TL ödemek durumunda kaldığını, bilahare tashihi karar istemi kabul edilerek kararın Yargıtayca esastan bozulduğunu, davacının Yargıtayca esastan bozulan karara dayanarak huzurdaki munzam zarar davasını açtığını, davanın konusu ve dayanağı bulunmadığından reddine karar verilmesini, adı geçen dosyada verilecek kararın bekletici mesele yapılmasını istemiştir.

3.Birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/203 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya dayanak yaptığı sahte repo evraklarının bankayı ilzam edecek hiçbir imza taşımadığından ve hangi koşullarda nasıl ve kim tarafından hazırlandığı belli olmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

4.Birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/233 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya dayanak yaptığı sahte repo evraklarının bankayı ilzam edecek hiçbir imza taşımadığından ve hangi koşullarda nasıl ve kim tarafından hazırlandığı belli olmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 30.12.2009 tarih, 2004/55 E. ve 2009/803 K. sayılı kararı ile davalı banka şube müdürünün haksız fiilinden kaynaklanan bir durumun söz konusu olduğu, hesap sahibi …’in, … ile fikir ve eylem birliği içerisinde olduğu ve banka paralarını birlikte zimmete geçirdikleri hususunda somut bir belge bulunmadığı, banka elemanının banka müşterilerine vermiş olduğu zararlar nedeniyle davalı bankanın 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 55 inci ve 41 inci maddesi, bankanın hakkın kullanımı ve borcun ifası için görevlendirdiği yardımcı şahısların bu esnada ika ettikleri zararlardan dolayı sorumluluğunu düzenleyen 100 üncü maddesi ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun (4389 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi hükmüne göre anılan Şubece davacı … adına tanzim edilmiş makbuz niteliğinde bulunan iki adet tasarruf mevduat cüzdanında yazılı mevduat tutarlarından dolayı bankanın sorumlu bulunduğu, 4389 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi gereğince bankaların işlemlerini kayıt dışı bırakmasının mümkün olmadığı, davalı bankanın, davacının banka hesaplarından çekilen bir kısım paranın eşi … ‘e ait hesaba yatırıldığı ve havale çıkarıldığını iddia etmesine karşın iddiasını kanıtlayıcı talimat, para çekme ve yatırma makbuzlarını ibraz ve tevsik edemediği, davacı …’in adına kayıtlı 2001966-1 nolu mevduat hesabının 08.12.1999 tarihinde kapatılmış olduğunu belirtmesine rağmen mevduat sahibi tarafından paranın çekildiğine dair ıslak imzalı tediye makbuzu sunamadığı, davacı …’in repo dekontlarının adı geçen davacı adına tanzim edildiği; ancak üzerinde davalı banka şubesinin adı ile bankayı temsil ve ilzama yetkili personeline ait imzayı ihtiva etmediği, anılan belgenin daha önceki bozma ilamında yer verildiği üzere bankayı bağlayıcı belge olarak kabulünün mümkün görülmediği, davacının faizle karşılanamayan munzam zarar alacağının 359.448.021,00 TL olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2003/1514 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2003/203 E. ve 2003/233 E. sayılı davanın ise reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 10.04.2012 tarih, 2010/5932 E. ve 2012/5701 K. sayılı kararı ile davacılarla akrabalık ilişkisine de işaret edilen davalı bankanın eski çalışanı … hakkında “sahte evrak düzenlemek, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal” suçlarından dava açıldığı, uzun süreden beri giyabi tutuklu iken duruşmadaki beyanlardan yakalandığının da anlaşılması karşısında, ceza mahkemesince adı anılan eski banka çalışanı hakkında verilecek kararın “bankayı bağlayacak belgeler ve el ve işbirliği” olguları başta olmak üzere, niteliğinin ve içeriğinin gerek asıl, gerekse birleşen davaların sonucunu doğrudan etkileyeceği, bu sebeple ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğinden bahisle taraflar yararına bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile 130.000,96 TL’nin (100.000,00 TL’sine 17.11.1999, 30.000,96 TL’sine 17.12.1999 tarihinden itibaren) işleyecek reeskont faizi ile birlikte Şişli 3. İcra Müdürlüğünün 2003/3123 E. sayılı takip dosyasındaki tahsilatlar yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine; birleşen 2003/1514E. sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile 359.448,02 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/203 E. sayılı dosyası yönünden davanın reddine; birleşen İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/233 E. sayılı dosyası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bankanın çift imzalı ve antetli dokümanlarına göre iddialarının sabit olduğunu, banka çalışanının usulsüz işlemleri sebebiyle davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek aleyhe kısımların bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza davası kararının kesinleşmediğini, işlemlerin fiktif olduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğunun koşullarının oluşmadığını, munzam zararın ne gerekçe ile kabul edildiğinin anlaşılamadığını ileri sürerek aleyhe kısımların bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Mahkemenin 2003/1514 E. sayılı birleşen davası, bankacılık işleminden kaynaklanan munzam zararın tahsili, asıl dava ile diğer birleşen davalar ise alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı banka çalışanın eylemlerinin mahiyeti, bu işlemlerden davalı bankanın sorumlu olup olmadığı, alacak talebinin yerindeliği ve munzam zarar oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun’un 53 üncü, 55 inci ve 100 üncü maddeleri

3. Değerlendirme
1. Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın taraflar yararına bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyulmuştur.

2. Her ne kadar Mahkemece ceza mahkemesince verilen kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2017/14011 E. ve 2020/1252 K. sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verilerek kesinleştiğinden bahisle karar verilmiş ise de Yargıtay 7. Ceza Dairesinin anılan kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 308 inci maddesi kapsamında karar düzeltme yoluna başvurulduğu, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği ve dosyanın 2020/241 E. sırasına kaydedildiği, henüz karara bağlanmadığı ve dolayısıyla kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmış olup hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.