YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4388
KARAR NO : 2022/73
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen yukarıda sayısı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası ve içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm dosya kapsamı delil ve belgeler incelendi. Gereği müzakere edilip düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan ticari kredi kullandığını, kendisinden tahsis ücreti dışında sözleşmeye ve kanuna aykırı olarak dönemsel hizmet komisyonu adı altında ayrı ücretler alındığını, haksız olarak tahsil edilen toplam 1.312,50 TL’nin tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, emsal banka uygulamalarında dönemsel hizmet komisyonu adı altında yapılan herhangi bir kesintiye rastlanılmadığı, davalı banka tarafından yapılan bu kesintinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Miktar itibariyle kesin olan karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından, mahkemece komisyon alacağına ilişkin maddelerin genel işlem koşulu mahiyetinde olup olmadığına dair herhangi bir denetleme yapılmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.
Dava, davacı tarafından kullanılan ticari kredi nedeniyle dönemsel hizmet komisyonu adı altında tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir uygun bir ücret isteyebilir, hükmü düzenlenmiştir. Bankaların bu anlamda tacir oldukları ve temel iştigal konuları olan kredi işlemleri dolayısıyla şartlarının mevcut olması halinde ücret isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Yine 6098 sayılı TBK’nın 20 ve devamı maddelerinde genel işlem koşulları ile ilgili olarak haksız şartın yazılmamış sayılmasına, yorum ve içerik denetimine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Haksız şart ile ilgili olan TBK’nın 21. maddesi “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkanı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır”. hükmünü havidir. Yorum denetimine ilişkin olan aynı Kanun’un 23. maddesinde ise “Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı doğrultuda içerik denetimini düzenleyen 25. madde de “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz” şeklindedir.
Ayrıca, 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyeceği ve aynı tebliğin 6. maddesinde de bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB’ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği hususu kaleme alınmıştır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlığa baktığımızda;
Taraflar arasında akdedilen 11.05.2016 tarihli kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla faiz, komisyon ve masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir. Ancak davalı bankanın yukarıda sözü edilen tebliğin 6. maddesi uyarınca hizmet komisyonu bedeli ile ilgili olarak Merkez Bankası’na bildirimde bulunduğu, Merkez Bankası tarafından dosyaya sunulan yazıdan anlaşılmaktadır. Keza taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. sayfasında davacının, sözleşme metnini imza tarihinden önce edinerek incelediği ve banka personelince bilgilendirildiğine dair, imzalı beyanı bulunmaktadır.
Mahkemece tacirin gördüğü iş için ücret isteyebileceğine dair TTK 20. maddesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi komisyon alacağına dair maddelerin genel işlem koşulu mahiyetinde olup olmadığına ilişkin bir kanaat de açıklanmamıştır.
Şu halde yapılması gereken iş; TBK’nın 20. madde ve devamındaki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması ve sözleşme hükmünün bu nitelikte olduğunun tespiti ile bu hükmün yazılmamış sayılması halinde oluşan boşluğun TTK 20. maddesi ile yukarıda belirtilen 2006/1 sayılı tebliğ gereğince davalı banka tarafından Merkez Bankası’na bildirilen oran ve her halükârda TBK 25. madde bağlamında TMK 2. hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğinin kabulü halinde ise yine de TBK 25. maddesi bağlamında dürüstlük kuralı çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde anılan hususlarda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan temyiz isteminin kabulü ile hükmün kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün HMK 363 maddesi gereğince sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereğinin yapılması için karar süreti ve dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 10.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.