YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4401
KARAR NO : 2022/8964
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.05.2019 tarih ve 2015/443 E- 2019/163 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2021 tarih ve 2020/1800 E- 2021/278 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5140 esas sayılı dosyası ile davacı ve dava dışı iki borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, icra emrinde takibe dayanak borç olarak dava dışı … ve …’a ait kredi kartı borçlarının ve takibe dayanak olarak “bankacılık hizmetleri sözleşmesi, genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi, ihtarname ve resmi akit tablosu”nun gösterildiğini, ancak Bucak Tapu Sicil Müdürlüğü’nce düzenlenen 25/05/2012 tarih ve 2513 yevmiye sayılı resmi nitelikteki ipotek tesis işleminde …’a ait borçlardan bahsedilmediği, aynı şekilde davalı banka ile Mutlucanlar Ltd. Şti arasında akdedilen “Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi” altında …’a ait herhangi bir imza mevcut olmadığı gibi …’a ait borçlardan da bahsedilmediğini, davacı tarafından Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/243 esas sayılı dosyası ile davalı banka aleyhine menfi tespit davası açıldığını, söz konusu davanın yargılaması devam ederken Bucak İcra Müdürlüğü’nün 2013/411 talimat sayılı dosyasından davacıya ait taşınmazın satış işlemlerinin başlatıldığını, davacının “müzayaka” altında söz konusu icra dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını, davalı banka yetkililerinin ayrıca davacıya menfi tespit istemli açtığı davadan feragat etmesini de ön koşul olarak dayattıklarını, müzayaka altındaki davacının söz konusu davasından feragat etmek durumunda kaldığını, mahkemece davanın feragat nedeni ile reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının feragat dilekçesinin serbest bir iradenin ürünü olmadığını, borçtan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 35.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/243 esas sayılı dosyası ile işbu sebepsiz zenginleşmeye konu alacak için menfi tespit davası açıldığını, bu davada icra dosyasındaki satışın durdurulması için tedbir talebinde bulunduğunu, talebinin reddedildiğini, davaya konu alacakların davalı bankaya davacı tarafından 20/11/2011 tarihinde hakları saklı tutulmadan kendi rızası ile ödendiği, icra müdürlüğünce satışın düşürüldüğünü, kendi rızası ile ödeme yapan davacının menfi tespit davasından feragat ettiğini, davadan feragat etmese dahi davanın kaybedilmeye mahkum olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşme davasını açma koşulları bulunmadığından ve menfi tespit davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin kesin hüküm bulunduğundan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/243 esas sayılı dava dosyasında borçlu olmadığının tespitini istediği, mahkemenin 03/03/2015 tarihli gerekçeli kararında, davacı vekili tarafından 21/11/2014 tarihinde mahkemeye sunulan dilekçe ile davadan feragat edildiği, davacı vekilinin mahkemenin 03/03/2015 tarihli duruşmasında müvekkilinin feragati icra tehdidi altında verdiğini, serbest bir beyan olmadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, mahkemece feragatin hüküm ifade etmesinin karşı tarafa bağlı olmadığı, feragatın kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın 21/04/2015 tarihinde kesinleştiği, işbu davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun feragat nedeniyle reddine karar verilen dava ile aynı olduğu, dava sebebi olarak ileri sürülen feragatın geçersizliği iddiasının söz konusu menfi tespit davası kapsamında incelenerek sonuçlandırıldığı, işbu dava yönünden kesin hükmün mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/243 esas sayılı dosyası ile açtığı davada, Antalya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/5140 esas sayılı dosyasında 35.322,47 TL borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunduğu, yargılama devam ederken davacı vekili tarafından davadan feragat edildiği, feragat dilekçesi sonrasında davacı vekili feragatin, müvekkili tarafından icra tehdidi altında verildiğini, serbest bir beyan olmadığını ileri sürdüğü, buna karşın mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın tarafların yasal süresi içerisinde temyiz etmemeleri nedeniyle 15/04/2015 tarihinde kesinleştiği, davacının, konusu, tarafları aynı olan eldeki davayı açtığı ve yine feragatin geçersizliği olgusu üzerinde durduğu, ancak bu hususun, Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/243 esas sayılı dosyası kapsamında tartışılarak, davacı talebinin reddi yönünde kurulan hükmün maddi ve şekli anlamda kesinleştiğinden, davacı tarafça kesin hüküm nedeniyle aynı konuda dava açılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.