YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4407
KARAR NO : 2022/6631
KARAR TARİHİ : 04.10.2022
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 09.03.2021 tarih ve 2021/48 E- 2021/435 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında karşılıklı mal alım satımına dayalı açık hesap ilişkisi bulunduğunu, karşılıklı faturaların düzenlendiğini, davalı …’ın davacı As Çimento A.Ş. hakkında 29 adet faturanın tahsili için başlattığı icra takibine yaptıkları itiraz üzerine Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan itirazın iptali davasında As Çimento A.Ş.’nin …’a borçlu değil …’tan 218.416,09 TL alacaklı olduğunun tespit edilerek davanın reddine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay’dan geçerek kesinleştiğini, buna göre davacı şirketin davalıdan 218.416,09 TL alacaklı olduğunun sabit olduğunu, bahsedilen alacağın tahsili için başlattıkları takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan itirazın iptali davasında verilen kararın bu dava açısından kesin delil olduğunu, davalının borçlu olmadığı iddiasının dinlenilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı tarafından Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada davacı ile dava dışı Büyük İstanbul Yapı Ltd. Şti. arasındaki borcun üstlenilmesi sözleşmesinin borca katılma olarak yorumlanması sonrasında davanın reddine karar verildiğini, bu yorumun hatalı olduğunu, verilen kararın bu dava bakımından kesin hüküm oluşturmasının söz konusu olamayacağını, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; 13/08/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda son tüf tesliminin 21/07/2009 tarihinde olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında kesinleşen Bucak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyasında dava tarihinin 20/09/2011 olduğu, bu tarihin davacıya son tüf teslimi olan 21/07/2009 tarihinden önce olduğu, Bucak Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan dava tarihi 20/09/2011 itibari ile davacının davalıdan 218.416,09 TL alacaklı olduğunun belirlendiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu kararın kesin delil niteliğinde olduğu ilk derece mahkemesinin kesin delil oluşturan kararına dayandığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 373/3. maddesi uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.