Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4465 E. 2022/8124 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4465
KARAR NO : 2022/8124
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 29.03.2019 tarih ve 2018/97 E- 2019/353 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.03.2021 tarih ve 2019/1388 E- 2021/536 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin, … Mh. 13. Cadde No:…… adresinde K.Maraş ili … İlçesi Şubesi olarak faaliyet gösterdiğinden bahisle tescile davet edilmesine rağmen tescilden kaçındığını ileri sürerek davalı şirketin … Mh. 13. Cadde No: …… adresinde faaliyet gösteren K.Maraş ili … Şubesi’nin ticaret siciline davalı şirketin şubesi olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ilgili adreste şirketin acentesi olan … tarafından paket ve koli gibi kargoların toplanması, sınıflandırılması, taşınması ve dağıtım faaliyetleri işinin yapıldığını, şirketin bu adreste ticari faaliyetinin bulunmadığını, bu sebeple şirket adına şube olarak tescil edilmesi gerekmediğinin davacıya bildirildiğini, davalı adreste Aras Kargo A.Ş.’nin kendi adına ticari faaliyette bulunmadığını. …’in bu adreste acente olarak iş yaptığını, davaya konu adres her ne kadar internet sitesinde şube olarak belirtilmiş ise de bunun sehven yazıldığını, Aras Kargo’nun kendisinin faaliyet gösterdiği adresler için şube bildirimi yaptığını, acente …’in, kendine ait ticari araçları, ayrı bir vergi kaydı, ayrı bir muhasebesi, ayrı bir SGK işveren kaydı ve sigortalı işçileri olduğunu, müvekkili olan şirketten ayrı ticari faaliyetini sürdüren bir işyeri olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi halinde tamamen bağımsız bir işletmenin, müvekkili olan şirketinin şubesi haline geleceğini ve mülkiyet hakkının ihlali söz konusu olacağını, …’in kendisine ait G3 yetki belgesi olduğunu, kargo taşımacılığı yapacak acentelerin bu belgeye sahip olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davaya konu … Mh. 13. Cadde No:… … adresinde işyerinin tabelasının “Aras Kargo …” ibarelerini içerdiği, işyeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibareleri bulunduğu, işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının bulunduğu, acentelik sözleşmesi’nin tarafı olan …’in sözleşmede her ne kadar acente sıfatı bulunsa da acentenin işletmeden bağımsız olması gerektiği koşullarının oluşmadığı, her türlü işlem ve eylemlerinde işletmenin onay, emir ve talimatına tabî olduğu, bağımsızlık koşulunun gerçekleşmediği, ticari mümessil niteliğinde çalışması söz konusu olduğu, kargo taşımacılığı konusunda ticaret siciline kayıtlı olmasının ve G3 belgesi sahibi olmasının bu durumu değiştirmediği, işyerinin tamamen Aras Kargo’nun emir ve talimatları ile hiyerarşik yapısı içinde bulunması sebebiyle merkeze bağlı hareket ettiği, sözleşme ile kendisine verilen yetkiler dahilinde müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davranabildiği, yapılan işin kargo kabul, işleme ve dağıtım işi olması sebebiyle Aras Kargo’nun faaliyeti ile aynı faaliyette bulunulduğu, merkezden ayrı bir işyeri olması ve kendi içinde yönetiminin merkezden ayrı olduğu, muhasebe kayıtlarının Aras Kargo’nun onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı dikkate alındığında … Mh. 13. Cadde No:… … adresinde faaliyet gösteren işyerinin, davalı Aras Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş.’nin şubesi olarak hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Kahramanmaraş ili … ilçesi … adresinde bulunan şubenin … Şubesi olarak ticaret siciline davalı Aras Kargo Yurt içi ve Yurt Dışı Taşımacılık A.Ş’nin şubesi olarak tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, anılan işyerinin müstakil muhasebesinin bulunduğu, müşteri ile temas ederek kendi başına kargo işlemi ( ticari işlem) yaptığı ve para tahsil ettiği, tahsil ettiği paraları taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesi kapsamında Aras Kargo tarafından belirlenen banka hesabına yatırdığı, işyerinin hiçbir gerekçe ile kasadan para kullanamadığı, yaptığı işlemlerin merkezin yaptıkları ile aynı olduğu, merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı şartlarının birlikte gerçekleştiği, şube olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava konusu yerin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda şube tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları bu Kanun’un uygulanması bakımından şube sayılır” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, yer ve yönetim ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olunması, muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube
sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt, sayfa 941, Prof. Dr. Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, Poroy/Yasaman sayfa 48) Bu bağlamda dava konusu yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Mahkemece, davalı tarafın acentesi olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe kaydının olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırma yapılarak, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; salt davalı ile dava konusu yeri işleten arasında imzalanan sözleşme hükümlerini değerlendiren rapora dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararıın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.