YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4468
KARAR NO : 2022/8425
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25.04.2019 tarih ve 2018/257 E- 2019/218 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2019/1232 E. – 2021/387 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Go Ac …Company Go Uluslararası Nakliyat Servis Ve Tic A.Ş.+şekil” ibare ve biçimli 39. sınıf hizmetleri içeren 24.07.1996/174119 ve “go go-logistics global operations local solutions+şekil” ibareli 35, 36, 39 ve 42.sınıf hizmetleri içeren 21.08.2002/21178 sayılı tanınmış markaların sahibi olduğunu, ticaret unvanının ayırıcı unsurunun da go ibaresinden oluştuğunu, davalının 13/04/2018 tarihinde “gobilet + şekil ” ibareli, 39. sınıftaki hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2017/56049 kod numarası verilen başvurunun Resmî Marka Bülteni’nde ilân olunduğunu, davalı kurum nezdinde ticaret unvanı tescili, kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıa ve hukuki sebeplerine dayanarak yaptıkları itirazlarının reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2018/m-3991 sayılı kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent vekili, Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin “Go Ac …Company Go Uluslararası Nakliyat Servis ve Tic A.Ş+şekil” ibare ve biçimli 39. sınıf hizmetleri içeren 24.07.1996/174119 ve “go go-logistics global operations local solutions+şekil” ibareli 35, 36, 39 ve 42. sınıf hizmetleri içeren 21.08.2002/21178 sayılı markaların sahibi olduğu, ticaret unvanının ayırıcı unsurunun da go ibaresinden oluştuğu, taşımacılık iştigal mevzuu olduğu, uzun yıllardan bu yana sektörde faaliyette bulunduğu ve belli bir bilinirlik elde ettiği, davacının markalarının “go” ibareli oldukları, markalardaki asıl ve ayırt edici unsurunun “go” ibaresinden oluştuğu, anılan kelimenin marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının bulunduğu, esasen uzun süreli kullanımla ayırt ediciliğinin yükselmiş olduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin ” gobilet + şekil ” ibaresinden oluştuğu, markadaki asıl ve ayırt edici unsurun birinin de “go” sözcüğü olduğu, ilk bakışta başvuru konusu işaretin davacının markasının yeni bir biçimi olduğu yönünde algı oluştuğu, ” bilet ” ibaresinin bulunmasına karşın farklılığın, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında ayırt edicilikte yeterli farklılık yaratmadığı, çünkü iki işaret arasında görsel ve sescil olarak önemli derecede benzerlik bulunduğu, belki anlamsal farklılık iddiasının ileri sürülebileceği, ancak bu farklılığın görsel ve sescil olarak iki işaret arasında var olan genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki hizmetlerin, davacının markalarının kapsamında aynen yer aldığı, ortalama düzeydeki alıcı ve yararlanıcıların bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunulmalarının kaçınılmaz olduğu, zira ilk bakışta başvurunun davacının “go” ibareli markasının yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu algısının yüksek olduğu, bu nedenle 39. sınıf hizmetler için davacı itirazlarının reddine dair YİDK kararının hukuka uygun olmadığı, tanınmışlık itirazı açısından ise, tanınmışlıktan kaynaklı bir tescil engelinden söz edilebilmesi için önceki tarihli tanınmış markanın imajının sonraki tarihli başvuru/markaya transfer olarak haksız yarar sağlaması, itibarına zarar vermesi veya ayırt edici karakterini zedelemesi ihtimallerinden birinin gerçekleşmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta mal ve hizmetler arasında benzerlik olsa da yukarıdaki şartların gerçekleştiği davacı tarafça ispatlanmadığından davacının markasının tanınmışlığından kaynaklı bir tescil engelinin söz konusu olmayacağı, davacı tarafça her ne kadar kötü niyet iddiasına dayalı itirazda bulunmuş ise de başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair somut bir delil elde bulunmadığından kötü niyet itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Türk Patent YİDK’in 16/05/2018 tarih 2018/m-3991 sayılı kararının davacının itirazının reddi yönünden iptaline, tescil konusunda karar verilmediğinden hükümsüzlük ve terkin konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvurusunun kapsamında yer alan 39. sınıftaki hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında aynen yer aldığı, davacının asıl ve ayırt edici unsuru “GO” ibaresinden oluşan itirazına mesnet markaları ile davalı başvurusunun konusu olan “Gobilet + şekil” ibaresi arasında benzerlik bulunduğu, somut uyuşmazlıkta SMK’nın 6/1. maddesindeki koşulların bulunduğu gerekçesiyle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPMK’dan alınmasına, 28/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.