Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4482 E. 2022/8101 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4482
KARAR NO : 2022/8101
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.04.2019 tarih ve 2017/395 E- 2019/198 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2019/1100 E- 2021/292 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava konusu 2017/01427-1 sıra sayılı tasarım için yenilik ve ayırt edicilik vasfına haiz olmadığı gerekçesiyle TPMK’ye yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğu, tasarım tescil müracaatına yapılan yayına itirazın 10.10.2017 tarih ve 2017/T-751 sayılı YİDK kararı ile reddedilerek, bu tasarımların tescilinin devamına karar verildiğini, tesciline karar verilen tasarımların müvekkil firmanın 2015/06462-4,5,7,8 sıra sayılı tasarımları ile benzerlik taşıdığı ve davalı taraf tasarımlarının bu tasarımlar karşısında yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olmadığını, tasarımların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/57 D.İş sayılı dosyasında uzman bilirkişilerce tespit edildiği üzere, tasarımlar arasında yeterli ayırt edici özelliğin olmadığı, tasarımlar arasındaki bu benzerliğin bilgilenmiş genel kullanıcı izlenim algısında iltibas oluşacak nitelikte benzer tasarımlar olduğu, tasarım açısından seçenek özgürlüğü bulunduğu halde tescilli tasarımın model alınarak iltibas oluşacak şekilde benzer tasarımın uygulanmış olduğunun belirtildiği, davalının dava konusu YİDK kararının iptalini ve dava konusu tasarımların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkil şirketin davaya konu olan tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, davaya konu tasarımlar ile davacıya ait tasarımlar arasında belirgin derecede farklılık olduğunu, diğer şirketlere ait internet sitelerinde yer alan oyuncak ev örneklerinde teknik fonksiyonları yerine getirebilmesi için belli şekilde üretilmesi gereken ürünler üzerinde bir tasarım hakkı iddia edilemeyeceği, yerli ve yabancı şirketlere ait oyuncak evlere bakıldığında, oyun evi formunun her ülkede aynı temel forma sahip olduğu, oyuncak evin ilk defa davacı firma tarafından tasarlanmış olmasının mümkün olmadığı, tasarımların benzerlik taşımadığını bu sebeple haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, genel izlenim itibariyle tasarımların farklı olduğunu, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalı tarafa ait 2017/01427-1 sıra sayılı tasarımı davacı tarafın 2015/06462-4,5,7,8 sıra sayılı tasarımları karşısında aralarında genel görünüm itibariyle benzerlik bulunmadığı, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olduğu, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 10.10.2017 Tarih ve 2017/T-751 sayılı Kararın iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davalının 2017/01427-1 sıra sayılı tasarımının, davacı tarafın 2015/06462-4,5,7,8 sıra sayılı tasarımları karşısında, genel görünümü itibariyle, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olduğunun usul ve yasaya uygun bulunan teknik bilirkişi raporu ile belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.11.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, tasarım başvurusuna yönelik itirazın nihai olarak reddine ilişkin Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının iptali ile tescil edilmiş ise tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacın adına tescilli tasarımı karşısında davalının tescil müracaatına konu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığı nedeniyle yaptıkları itirazın nihai olarak reddine ilişkin YİDK kararının iptali ile tescil edilmişse tasarımın hükümsüzlüğünü, davalı vekili ise davanın reddini istemiştir. Mahkemece ise, davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın reddine, BAM hukuk dairesince de davacını istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davalı tasarımının davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olduğu belirtilmesine rağmen, davacının davalı aleyhine delil tespiti talebinde bulunması üzerine Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin (FSHHM) 2017/57 D. İş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespite istinaden düzenlenen 22.05.2017 tarihli raporda; davalıya ait dava konusu tasarımın davacı tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı ve dolayısıyla davalı tasarımının davacı tasarımına iltibas oluşturacak şekilde benzer olduğu belirtilmiştir. Yine davacı tarafından davalı aleyhine tasarıma tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile maddi ve manevi tazminat talepli açılan ve Bakırköy 1. FSHHM’nin 2017/464 E. Sayılı dosyasıyla görülen davada alınan bilirkişi raporunda da, davalı tasarımının davacı tasarımı ile benzer olduğu ve dolayısıyla davalı tasarımının (dava konusu tasarım) yenilik ve ayırt ediciliğe sahip olmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan davacının İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanlığına müracaatı üzerine, düzenlenen 19.11.2018 tarihli raporda da davalı tasarımının davacı tasarımıyla benzer olduğu ve dolayısıyla davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece görevlendirilen bilirkişi kurulu, talep üzerine Bakırköy 2. FSHH Mahkemesince talep üzerine alınan tespit raporu ile Bakırköy 1. FSHH Mahkemesinin 2017/464 E. Sayılı dosyasıyla görülen davada alınan ve tespit raporunu doğrulayan bilirkişi raporu ve İTÜ’den alına rapor değerlendirilmeden kök raporu düzenlemişler, itiraz üzerine de düzenlenen ek raporda ise sadece Bakırköy 1. FSHHM’de görülen davada alınan bilirkişi raporunun belirtilmesi ile yetinilmiş ancak bu raporda ki görüşe neden itibar edilmediği denetime elverişli şekilde açıklanmamıştır. Diğer taraftan hem ilk drece mahkemesince hem de BAM hukuk dairesince Bakırköy 1. ve 2. FSHH Mahkemelerince alınan raporlar ile İTÜ’den alınan rapora neden itibar edilmediğinin gerekçesi de gösterilmemiştir. Diğer bir ifade ile davalı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığını belirten Bakırköy 2. FSHH Mahkemesinin 2017/57 D. İş sayılı dosyası üzerinden alınan tespit raporu, Bakırköy 1. FSHH Mahkemesinin 2017/464 E. Sayılı dosyası ile görülen davada alınan bilirkişi raporu ile davacı talebi üzerine İTÜ Mimarlık Fakültesince düzenlenen rapora, yani bir birini doğrulayan bu üç rapora neden itibar edilmeyip, Mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edildiğinin gerekçesi gösterilmemiştir.
Belirtmek gerekirse, böyle bir durumda, mahkemece yapılması gereken tespit raporu, tasarıma tecavüz davasında alınan bilirkişi kurulu raporu ve İTÜ tarafından düzenlenen raporun aynı yönde oldukları gözetilerek, bu raporlar dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi, bu raporların karar vermeye yeterli olmadığının düşünülmesi durumunda ise, aynı taraflar arasında görülen tespit dosyası ile tecavüz davasına ilişkin Bakırköy 1. ve 2. FSHH Mahkemelerinin dosyaları getirtilip oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan birbirini doğrulayan anılan raporlar ile Mahkemece hükme esas alınan raporu değerlendiren ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tespit raporuna, tecavüz davasında alınan rapora ve İTÜ’den alınan rapora itibar edilmediğinin gerekçesi bile gösterilmeden mahkemece alına kök ve ek rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ve dolayısıyla kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan ONAMA yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.