YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4488
KARAR NO : 2022/8514
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.07.2017 tarih ve 2016/444 E- 2017/291 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.11.2020 tarih ve 2019/536 E- 2020/1026 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “CEP” ibareli birçok markasının tescilli olduğunu, davalının 17.03.2015 tarihinde kötü niyetli biçimde 9. sınıftaki ürünleri içeren “CEPTEHELAL+ŞEKİL” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2015/22984 kod numarası verilen başvurunun Resmî Marka Bülteni’nde ilân olunduğunu, bunun üzerine tanınmışlık ve iltibas vakıalarına dayanılarak kötü niyetli başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2016/M-9266 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira başvurunun tescilinin müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturacağını ileri sürerek itirazlarının reddine dair YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, başvuru konusu “CEPTEHELAL+ŞEKİL” ibareli işaret ile davacının “CEP” ibareli markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, zira cep kelimesinin günlük yaşamda cep telefonu olarak da adlandırılan taşınabilir telefon ürününü adlandırmak için günlük dile yerleşmiş, herkesçe belirtilen anlamıyla bilinen ve kullanılan bir kelime olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının “CEP” esas unsurlu oldukları, davalının 2015/22984 sayılı başvurusunun ise “CEPTEHELAL+ŞEKİL” ibareli olduğu, başvuruda “CEP” ibaresinin değil “CEPTEHELAL+ŞEKİL” ibaresinin bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan ürün ve hizmetlerin davacının markalarının kapsamında yer alan ürün ve hizmetlerle aynı türden olduğu, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının “CEP” ibareli markalarının 9. sınıftaki ürün ve hizmetler bakımından bu özelliği itibariyle zayıf bir marka olduğu, çünkü sunulan hizmetlerin cep telefonunun fonksiyonlarından istifade edilerek gerçekleştirildiği yönünde ifade içerdikleri, bu hususun toplumun tüm kesimleri tarafından bilindiğinin açık olduğu, ortalama yararlanıcı kitlesinin tamamının başvuru konusu işareti ve davacının markalarını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bu mesajı algılayacağı, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığı, davacının anılan markaların zayıflığından istifade ederek kendisi adına işbu davada da dayandığı markaları adına tescil ettirdiği, davacının “CEP” ibareli markalarıyla davalının “CEPTEHELAL+ŞEKİL” ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “CEPTEHELAL+ŞEKİL” ibareli başvurusu ile davacının “CEP” ibareli mesnet markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak genel izlenimde ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.