Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4503 E. 2022/8181 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4503
KARAR NO : 2022/8181
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.09.2020 tarih ve 2019/229 E- 2020/480 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.01.2021 tarih ve 2020/1421 E- 2021/110 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 18.11.2014 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin adi ortaklık sözleşmesinin teminatı olmak üzere açık senetler keşide edip davalıya muhasebecisi aracılığıyla teslim ettiğini, muhasebecinin senetlerin teminat olarak alındığına dair imzalı beyanı bulunduğunu, davalının teminat fonksiyonu gerçekleşmeden senetleri doldurarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını, söz konusu senetler teminat senedi olduğundan kambiyo vasfını haiz olmadığını bu nedenle kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu edilemeyeceğini ve senetlerin bedelsiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davaya konu senetlere dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, senetlerin teminat senedi olmadığını, davacının davaya konu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bonolarda teminat olarak verildiklerini gösteren bir ibare bulunmadığı, dava dilekçesi ekindeki listelerde davalının kaşesi ve kaşe üzerinde geçmişte davalının muhasebesini tuttuğu taraflarca kabul edilen …’in imzası bulunmakta olup, bu listelerin yazılı delil başlangıcı kabul edilip tanık dinlenebileceği değerlendirilse bile davacının delilleri arasında tanık delili bulunmadığı, davacı yanca sonradan tanık deliline dayanılmışsa da davalı taraf buna muvafakat etmediğinden tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, dava dilekçesi ekindeki liste içeriği ve her bir listenin başındaki tarih nazara alındığında, liste başındaki tarihin keşide ve içindeki tarihlerin vade tarihi olabileceği, takip talebinde bilgileri yazılı ilk dokuz senedin vade ve keşide tarihleri ile dava dilekçesi ekindeki liste içeriğinin kısmen birbiri ile örtüştüğü görülmekte ise de, anılan listelerden hareketle takibe dayanak bonoların bu listelerde geçen bonolar olduğu yönünde kesin bir kanaate varmanın mümkün olmadığı, davalının senedin teminat senedi olduğu ve muhasebeciye teslim edildiği iddiasını kabul etmediği, davacının senedin teminat senedi olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı yan, yukarıda özetlendiği şekilde, davaya konu bonoları taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin teminatı olarak düzenleyip, davalının muhasebecisi olan …’e teslim ettiğini ileri sürmüş, iddiasını ispat amacıyla da adı geçen kişinin imzasını içeren belgeleri dosyaya ibraz etmiştir. Söz konusu belgeler incelendiğinde, her belgede liste halinde çeşitli senetlerin bilgilerine yer verildiği, senetlerin gösterildiği listenin hemen altında, …’in, senetleri, adi ortaklık sözleşmesinin teminatı olarak davalı adına teslim aldığını beyan ettiği ve belgeleri davalıya ait işletmenin kaşesi altında imzaladığı görülmektedir. Mahkemece, anılan belgelerden hareketle takibe dayanak bonoların teminat olarak düzenlendiği hususunda kesin bir kanaate ulaşmanın mümkün olmadığı belirtilmişse de, davaya konu bonolarla belgelerde gösterilen bonolar keşide, vade tarihleri ile bedelleri itibariyle uyuşmaktadır. Davalının adı geçen kişinin belgelerin düzenlendiği tarihte kendisine ait işletmede muhasebeci olarak çalıştığını ikrar ettiği ve ticari hayatın olağan akışı içinde muhasebeci olarak çalışan bir kişinin işletme adına senet teslim almasının da olağan olduğu gözetildiğinde davacının bonoların teminat olduğuna dair iddiasını ispatladığının kabulü gerekir. Bu itibarla, mahkemece, davaya konu bonoların teminat amacıyla düzenlediğinin ispatlandığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.